Hindistan'ın Bihar eyaletine bağlı Begusarai kentinde bir kadına yönelik acımasız bir toplu tecavüz saldırısı, ülkede 2012 yılında Delhi'de yaşanan ve tüm dünyayı sarsan vahşeti hatırlattı. Yerel yetkililerin aktardığına göre, 20'li yaşlarındaki kadın, 29 Mart 2025 gecesi evine dönerken bir grup erkek tarafından kaçırıldı ve saatlerce sistematik şiddete maruz bırakıldı. Saldırganların sayısının en az beş olduğu belirtiliyor. Olay, Hindistan'da kadınlara yönelik şiddetin yıllardır süregelen bir kriz olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Bihar'daki vahşet: 2012 işkencesine benzerlik
Kurbanın ifadesine göre, saldırganlar kadını terk edilmiş bir binaya götürdü ve burada defalarca tecavüz etti. Kadın, ağır yaralı halde sabah saatlerinde yol kenarında bulundu ve hastaneye kaldırıldı. Polis, saldırganların yakalanması için geniş çaplı bir operasyon başlattı ancak henüz gözaltı yapılmadı. Olay, 2012 yılında Delhi'de bir otobüste bir fizyoterapi stajyerinin altı erkek tarafından vahşice tecavüz edilip öldürülmesine benzerliğiyle dikkat çekiyor. O dönemdeki saldırı, Hindistan'da kadın güvenliği yasalarının sıkılaştırılmasına yol açmış, ancak toplumsal cinsiyete dayalı şiddet sorunu çözülememişti.
Begusarai saldırısı, özellikle kırsal bölgelerde kadınların ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Hindistan Ulusal Kadın Komisyonu verilerine göre, 2023 yılında ülkede her 16 dakikada bir tecavüz vakası bildirildi. Gerçek sayıların çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor. Kadın hakları örgütleri, kırsal alanlarda polis müdahalesinin yetersizliğine ve yargı süreçlerinin yavaşlığına dikkat çekiyor.
Küresel boyut: Hindistan'ın kadın güvenliği karnesi
Hindistan, kadınlara yönelik şiddet konusunda uluslararası eleştirilerin hedefi olmaya devam ediyor. Dünya Ekonomik Forumu'nun Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu'na göre Hindistan, 146 ülke arasında 135. sırada. Birleşmiş Milletler Kadın Birimi, Hindistan'da kadınların yüzde 30'unun hayatlarının bir döneminde fiziksel veya cinsel şiddete maruz kaldığını belirtiyor. 2012 Delhi saldırısının ardından yapılan yasal reformlara rağmen, cezasızlık kültürü ve sosyal damgalama vakaların bildirilmesini engelliyor. Başbakan Narendra Modi hükümeti, kadın güvenliğini öncelikli alan ilan etmiş olsa da, uygulamadaki zafiyetler sürüyor. Birçok eyalette polis kayıtları eksik, adli tıp altyapısı yetersiz. Saldırı, siyasi bir krize dönüşmüş değil ancak muhalefet partileri hükümeti kadınları korumada başarısız olmakla suçluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'daki bu vahşet haberinin Türkiye'ye doğrudan yansıması olmasa da, kadına yönelik şiddet küresel bir insan hakları sorunu olarak her iki ülkeyi de bağlamaktadır. Türkiye, İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesiyle uluslararası kamuoyunda eleştirilmiş, kadın cinayetlerinde artış yaşanmıştır. Hindistan özelinde, her büyük saldırının ardından kadın güvenliği yasalarının güçlendirilmesi ancak uygulamada yetersiz kalınması, Türkiye'deki benzer sorunlarla karşılaştırmalı bir analize imkan tanır. Her iki ülke de ataerkil yapıların, yetersiz koruma mekanizmalarının ve yargıdaki aksaklıkların kadınları kırılgan kıldığı bir tabloyu paylaşmaktadır.