Hindistan'ın en yoksul bölgelerinde aşırı sıcaklar işçilerin canını almaya devam ederken, uzmanlar gerçek ölüm sayısının resmi rakamların çok üzerinde olduğu uyarısında bulunuyor. Palli Mahalaxmi, Mayıs ayında yerel saatle sabah 05.00 sularında uyandığında hava çoktan boğucu bir hal almıştı. Güney Hindistan'ın sıcak ve nemli eyaleti Telangana'da yaşayan 45 yaşındaki işçi, o gün inşaat alanında çalışmak için evinden çıktı ve bir daha geri dönmedi. Sıcak çarpması sonucu hayatını kaybeden Mahalaxmi'nin eşi, "Sıcak onu benden aldı" diyerek yaşanan acıyı özetliyor. Bu olay, Hindistan'ın son yılların en şiddetli sıcak hava dalgasıyla mücadele ettiği bir dönemde, iklim krizinin insani boyutunu gözler önüne seriyor.
Sıcak Hava Dalgasının Yıkıcı Etkileri
Hindistan Meteoroloji Dairesi, bu yıl Mart ayından bu yana ülkenin büyük bölümünde sıcaklıkların mevsim normallerinin 3-5 derece üzerinde seyrettiğini bildiriyor. Özellikle kuzey ve orta Hindistan'da termometreler 45-50 santigrat dereceyi aşarken, başkent Yeni Delhi'de bazı bölgelerde 52,3 dereceyle rekor kırıldı. Uzmanlar, bu durumun iklim değişikliğinin etkisiyle daha sık ve daha şiddetli hale gelen aşırı hava olaylarının bir parçası olduğunu vurguluyor. Hükümet, sıcak hava dalgası nedeniyle şu ana kadar yaklaşık 100 kişinin hayatını kaybettiğini doğrulasa da, bağımsız araştırmacılar bu rakamın gerçeği yansıtmadığını düşünüyor.
Özellikle inşaat işçileri, çiftçiler ve sokak satıcıları gibi açık havada çalışmak zorunda kalan milyonlarca kişi, sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlar ve sigortasız çalışma koşulları nedeniyle risk altında. Birçok işçi, sıcak çarpması belirtileri gösterse bile işini kaybetme korkusuyla çalışmaya devam ediyor. Yerel gazeteler, yalnızca bir hafta içinde onlarca işçinin tarlalarda, inşaat sahalarında ya da evlerinde ölü bulunduğunu bildiriyor. Ancak bu ölümlerin büyük bir kısmı resmi kayıtlara geçirilmiyor. Örneğin, Bihar eyaletinde sıcak çarpması nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı resmi rakamlarda 50 olarak görünürken, yerel yetkililer gerçek sayının 200'ü aştığını kabul ediyor.
Aşırı Sıcakların Küresel Etkisi
Hindistan'daki bu durum, dünya genelinde iklim değişikliğinin en yıkıcı sonuçlarından biri olan aşırı sıcak hava dalgalarının geldiği noktayı gösteriyor. Bilim insanları, küresel ortalama sıcaklıkların 1,5 santigrat derece artması durumunda bile bu tür olayların sıklığının ve şiddetinin katlanarak artacağını söylüyor. Dünya Meteoroloji Örgütü, 2023'ün şimdiye kadarki en sıcak yıl olduğunu ve 2024'ün de rekor kırmaya aday olduğunu açıkladı. Bu durum, yalnızca Hindistan'ı değil, Afrika, Orta Doğu ve Güneydoğu Asya'daki birçok gelişmekte olan ülkeyi orantısız bir şekilde etkiliyor; bu ülkeler hem iklim değişikliğine en az katkıda bulunanlar hem de buna karşı en savunmasız olanlar arasında yer alıyor.
Uzmanlar, Hindistan'ın sıcak hava dalgalarına karşı acil eylem planları oluşturması, işçilere yönelik koruyucu önlemler alınması ve sağlık sisteminin bu tür krizlere hazırlanması gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, ölüm istatistiklerinin doğru bir şekilde toplanması, sorunun gerçek boyutunun görülmesi ve etkili politikaların geliştirilmesi için kritik önem taşıyor. Hindistan hükümeti, son yıllarda erken uyarı sistemleri ve soğutma merkezleri gibi bazı önlemler almış olsa da, bu çabaların yetersiz kaldığı ve özellikle kırsal bölgelerdeki yoksul nüfusun korunmasız olduğu görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Akdeniz havzasında yer alması nedeniyle iklim değişikliğinin sıcak hava dalgaları, kuraklık ve orman yangınları gibi olumsuz etkilerine karşı hassas bir bölgede bulunuyor. Hindistan'daki yaşananlar, Türkiye'ye de benzer risklerin kapıda olduğunu hatırlatıyor. Son yıllarda Türkiye'de de art arda rekor sıcaklıklar ölçülüyor ve 2021'de yaşanan orman yangınları, iklim krizinin etkilerini somut biçimde hissettirdi. Ayrıca, Hindistan'daki durum küresel ekonomik dengeler açısından da önemli; zira Hindistan, tarım ve tekstil gibi sektörlerde önemli bir üretici. Sıcak hava dalgalarının bu sektörleri vurması, küresel tedarik zincirlerinde aksamalara ve fiyat artışlarına yol açabilir. Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadele politikalarını güçlendirmesi ve bu tür krizlere hazırlıklı olması, hem vatandaşlarının refahı hem de ekonomik istikrarı açısından kritik önem taşıyor.