Hindistan'da Narendra Modi hükümetinin yürüttüğü Seçmen Kayıtlarının İyileştirilmesi (SIR) operasyonu, ülke genelinde milyonlarca seçmenin kayıtlardan silinmesine yol açarak demokrasiyi zayıflatıyor. Muhalefet partileri ve insan hakları örgütleri, bu sürecin özellikle yoksul, azınlık ve kırsal kesimde yaşayan seçmenleri hedef aldığını ve iktidardaki Hindu milliyetçisi Bharatiya Janata Partisi'nin (BJP) siyasi projesini ilerlettiğini belirtiyor. Seçim Komisyonu'nun verilerine göre, son aylarda milyonlarca seçmenin adı seçmen listelerinden çıkarıldı; ancak bu kişilerin büyük bölümü, kayıtlarının neden silindiğine dair herhangi bir bildirim almadı.
Seçmen Temizliğinin Arka Planı
Hindistan'da 2024 genel seçimlerinin ardından hız kazanan SIR süreci, ilk olarak 2023 yılında Assam eyaletinde pilot uygulama olarak başlatıldı. Assam'da yaklaşık 27 milyon seçmenin kayıtları incelendi ve 4 milyondan fazla kişinin adı listelerden çıkarıldı. Bu kişilerin çoğunluğunu Müslümanlar, düşük kast grupları ve yoksul aileler oluşturuyordu. Elektronik seçmen kimlik kartı (EPIC) sahiplerinin bile yeniden belge sunması istendi; ancak birçok kişi gerekli belgelere ulaşamadı veya süreçten haberdar edilmedi.
Uygulama, 2024'te diğer eyaletlere yayıldı. Batı Bengal, Bihar, Jharkhand ve Uttar Pradesh gibi muhalefetin güçlü olduğu bölgelerde seçmen sayılarında ani düşüşler kaydedildi. Seçim Komisyonu, silinen kayıtların "ölü seçmenler", "mükerrer kayıtlar" ve "taşınmış kişiler" olduğunu savunuyor. Ancak bağımsız araştırmalar, silinen seçmenlerin önemli bir kısmının hayatta ve oy kullanma hakkına sahip olduğunu gösteriyor. Örneğin, Bihar'da yapılan bir saha çalışmasında, kaydı silinen 100 seçmenden 68'inin hiçbir bildirim almadığı ve 42'sinin seçmen listelerinde hâlâ görünmediği tespit edildi.
SIR süreci, Hindistan Seçim Komisyonu'nun 1950 tarihli Halk Temsilciliği Yasası kapsamında yürüttüğü bir "temizlik" operasyonu olarak sunuluyor. Ancak muhalefet, bu operasyonun anayasal bir hak olan oy hakkını fiilen ortadan kaldırdığını ve özellikle Müslüman azınlığa yönelik sistematik bir dışlama olduğunu vurguluyor. İnsan hakları örgütleri, sürecin şeffaf olmadığını, itiraz mekanizmalarının etkisiz kaldığını ve birçok kişinin itiraz hakkını kullanamadan listelerden silindiğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hindistan, dünyanın en büyük seçmen kitlesine sahip ülkesi olarak demokratik süreçlerin küresel ölçekte örnek teşkil ettiği bir ülke konumunda. Ancak SIR uygulaması, ülkenin demokrasi siciline gölge düşürüyor. Uluslararası seçim gözlemcileri ve demokrasi endeksleri, Hindistan'da seçim süreçlerinin giderek otoriterleştiğine dair uyarılarda bulunuyor. Freedom House ve V-Dem gibi kuruluşlar, son yıllarda Hindistan'ın demokrasi puanının düştüğünü raporluyor. Bu durum, küresel Güney'de demokrasiye yönelik artan endişelerle paralellik gösteriyor.
Bölgesel olarak, Hindistan'ın komşuları ve Güney Asya'daki demokratik hareketler de bu gelişmelerden etkileniyor. Pakistan, Bangladeş ve Sri Lanka gibi ülkelerde de seçmen kayıtları ve seçim süreçlerine yönelik tartışmalar yaşanırken, Hindistan'daki uygulama bölgede otoriter eğilimlerin meşrulaştırılması riskini taşıyor. Ayrıca, Hindistan'ın uluslararası alanda insan hakları ve demokrasi savunucusu olarak konumlanma çabaları, bu tür uygulamalarla çelişiyor.
Küresel boyutta ise, ABD ve Avrupa Birliği gibi aktörler, Hindistan ile stratejik ortaklıklarını sürdürürken demokratik gerilemeyi göz ardı etmekle eleştiriliyor. Özellikle ABD'nin Çin'e karşı Hindistan'ı denge unsuru olarak görmesi, demokrasi ve insan hakları konularında daha az baskı yapmasına yol açıyor. Bu durum, Batı'nın çifte standart uyguladığı eleştirilerini beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'daki seçmen temizliği, doğrudan Türkiye'yi etkilememekle birlikte, küresel demokrasi ve seçim güvenliği açısından önemli dersler içeriyor. Türkiye, kendi seçim süreçlerinde şeffaflık ve seçmen kayıtlarının doğruluğu konusunda zaman zaman tartışmalar yaşıyor. Hindistan örneği, seçmen kayıtlarının siyasi amaçlarla kullanılmasının demokrasiye verebileceği zararları gözler önüne seriyor. Ayrıca, Türkiye'nin Güney Asya ve Hint Okyanusu'ndaki ekonomik ve diplomatik ilişkileri düşünüldüğünde, bölgede istikrar ve demokratik yönetişimin güçlenmesi, Türkiye'nin ticari ve stratejik çıkarlarına hizmet edebilir. Uluslararası alanda demokrasi ve insan hakları savunucusu bir pozisyon almak isteyen Türkiye için, Hindistan'daki gelişmeler, çok taraflı platformlarda tutum belirlerken dikkate alınması gereken bir faktör olarak öne çıkıyor.