Hindistan'da iktidardaki Bharatiya Janata Partisi'nin (BJP) çatı kuruluşu olan ve ülke siyasetinde belirleyici bir rol oynayan Rashtriya Swayamsevak Sangh (RSS), yüzyılı aşkın süredir faaliyet göstermesine rağmen hâlâ resmî olarak kayıtlı bir kuruluş değil. RSS, kendisini “bireyler topluluğu” olarak tanımlayarak kayıt yükümlülüğünden ve vergi ödemekten kaçınıyor. Bu durum, Hindistan'da siyasi ve hukuki tartışmaları beraberinde getiriyor.
Gelişmenin Arka Planı: RSS’nin Hukuki Statüsü ve Vergi Bağışıklığı
1925 yılında K. B. Hedgewar tarafından kurulan RSS, Hindistan'ın en büyük ve en etkili sağ milliyetçi örgütü konumunda. Örgüt, Hindistan'ın 1947'de bağımsızlığını kazanmasından bu yana, 1950 Anayasası'nın yürürlüğe girmesinin ardından, bir “bireyler topluluğu” olduğu gerekçesiyle hiçbir resmî kayıt işlemi yaptırmadı. Bu statü, RSS’nin Hindistan Yasaları uyarınca bir “dernek” veya “vakıf” olarak tanınmasını engelliyor ve böylece örgüt, gelir vergisi ve diğer yasal yükümlülüklerden muaf tutuluyor.
RSS liderleri, örgütün siyasi bir parti değil, kültürel ve manevi bir hareket olduğunu vurguluyor. Ancak eleştirmenler, RSS’nin fiilen BJP'nin ideolojik motoru olduğunu ve seçim kampanyalarından hükümet politikalarına kadar geniş bir alanda etkili olduğunu belirtiyor. Özellikle 2014’te BJP’nin iktidara gelmesiyle birlikte RSS’nin etkisi daha da arttı; birçok bakan ve üst düzey bürokrat RSS geçmişine sahip.
Hindistan hükümeti, 2008’de bir mahkeme kararının ardından RSS’nin kayıt yaptırması için yasal adımlar attı ancak örgüt, “gönüllü bir birlik” olduğu gerekçesiyle kayıt yaptırmayı reddetti. Bunun üzerine hükümet, RSS’nin gelirlerini araştırmak üzere bir soruşturma başlattı ancak örgütün mali kayıtlarına ulaşılamadı. RSS, yıllık bütçesinin büyük ölçüde bağışlarla karşılandığını ancak miktarını açıklamadığını ifade ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Hindistan'da Siyasi İslam ve Laiklik Tartışmaları
RSS’nin kayıtsız statüsü, Hindistan'ın laiklik ilkesiyle çeliştiği yönünde eleştirilere yol açıyor. Özellikle Müslüman ve Hristiyan azınlıklar, RSS’nin Hindu milliyetçiliğini yayma çabalarının ülkedeki dini gerilimleri artırdığını savunuyor. Örgüt, 1992’de Babri Camii’nin yıkılmasında ve 2002 Gujarat olaylarında rol oynayan gruplarla bağlantılı olmakla suçlanıyor.
Uluslararası alanda ise RSS’nin ideolojisi, Hindistan'ın komşularıyla ilişkilerini de etkiliyor. Özellikle Pakistan ve Bangladeş, RSS’nin “Büyük Hindistan” (Akhand Bharat) vizyonunun bölgesel istikrarı tehdit ettiğini iddia ediyor. ABD ve Avrupa Birliği, RSS’nin insan hakları ihlallerine karıştığına dair raporlar yayımladı ancak Hindistan hükümeti bu iddiaları reddediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
RSS’nin kayıtsız statüsü ve BJP ile olan organik bağı, Hindistan'ın iç siyasetindeki dini milliyetçiliğin kurumsallaştığını gösteriyor. Türkiye, Hindistan ile ticaret ve savunma alanında işbirliğini sürdürürken, RSS’nin ideolojik yönelimi, özellikle Keşmir ve azınlık hakları konularında iki ülke arasında potansiyel bir gerginlik kaynağı olabilir. Ayrıca, RSS’nin Pakistan ve Bangladeş karşıtı söylemleri, Güney Asya’daki dengeleri etkileyerek Türkiye’nin bölgesel politikalarını da dolaylı olarak şekillendirebilir.