Hindistan, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na 10 Ekim'de düzenlenen ve 12 kişinin ölümü, 300'den fazla kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan saldırıyı sert bir dille kınadı. Hindistan Dışişleri Bakanlığı, saldırıyı "kesinlikle kabul edilemez" olarak nitelendirirken, Suudi Arabistan yönetimi saldırıdan Husileri sorumlu tuttu. Hindistan'ın bu açıklaması, bölgesel istikrarın korunmasına verdiği önemi vurgularken, aynı zamanda Suudi Arabistan ile olan stratejik ilişkilerini de yansıtıyor.
Olayın Arka Planı ve Saldırının Ayrıntıları
Saldırı, 10 Ekim tarihinde Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na yönelik gerçekleştirildi. Suudi Arabistan yetkilileri, saldırının Yemen'deki Husi militanları tarafından düzenlendiğini belirtti. Saldırıda 12 kişi hayatını kaybederken, 300'den fazla kişi yaralandı. Havalimanı, Suudi Arabistan'ın en yoğun uluslararası giriş noktalarından biri olması nedeniyle saldırının sivil kayıplara yol açması endişe yarattı. Hindistan Dışişleri Bakanlığı, olayın hemen ardından yaptığı yazılı açıklamada, "Bu menfur saldırıyı en güçlü şekilde kınıyoruz. Masum sivillere yönelik şiddetin hiçbir gerekçesi olamaz" ifadelerine yer verdi. Bakanlık, Suudi Arabistan halkına ve hükümetine başsağlığı dileklerini iletti.
Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon, 2015 yılından bu yana Yemen'de Husilere karşı askeri operasyonlar yürütüyor. Husiler ise zaman zaman Suudi Arabistan topraklarına yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenliyor. Ancak bu saldırı, son dönemde havalimanı gibi kritik bir sivil altyapıya yönelik gerçekleştirilmesi bakımından dikkat çekici. Uzmanlar, saldırının bölgede tansiyonu daha da artırabileceği uyarısında bulunuyor. Hindistan'ın açıklaması, New Delhi'nin Körfez bölgesindeki istikrarsızlığa karşı duyduğu endişeyi yansıtıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hindistan, Suudi Arabistan ile son yıllarda ekonomik ve stratejik ilişkilerini önemli ölçüde geliştirdi. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2022'de 42 milyar doları aştı. Ayrıca, Suudi Arabistan'da yaklaşık 2,5 milyon Hintli işçi bulunuyor ve bu işçilerin güvenliği Hindistan için hayati önem taşıyor. Bu nedenle Hindistan'ın saldırıyı kınaması, hem diplomatik hem de pratik nedenlere dayanıyor. Öte yandan, Hindistan'ın açıklaması, bölgesel güvenlik mimarisinde Suudi Arabistan'ın yanında yer aldığı şeklinde yorumlanabilir. Hindistan, aynı zamanda Yemen'deki çatışmanın siyasi çözümü için çağrıda bulunarak, Husileri doğrudan hedef alan bir dil kullanmaktan kaçındı. Bu tutum, İran ile de dengeli ilişkiler yürüten Hindistan'ın geleneksel diplomasisiyle uyumlu.
Uluslararası toplum henüz saldırıya ilişkin kapsamlı bir açıklama yapmadı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin konuyu ele alması bekleniyor. ABD ve diğer Batılı ülkelerin yanı sıra bölge ülkelerinden de kınama mesajları gelmesi muhtemel. Saldırının, Yemen'deki barış görüşmelerini olumsuz etkileyebileceği ve Suudi Arabistan'ın askeri operasyonlarını yoğunlaştırmasına yol açabileceği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suudi Arabistan ile son dönemde ilişkilerini normalleştirme sürecinde. Riyad'a yönelik bu saldırı, Türkiye'nin Körfez bölgesindeki istikrar arayışını ve terörle mücadele konusundaki hassasiyetini yansıtması bakımından önemli. Türkiye, benzer şekilde Suudi Arabistan'a destek mesajı vererek bölgesel güvenlik işbirliğini güçlendirebilir. Ayrıca, saldırı sonrası ortaya çıkabilecek jeopolitik riskler, Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve bölgesel ticaret yolları üzerinde dolaylı etkiler yaratabilir. Ankara'nın, Husilerle doğrudan bir angajmanı bulunmasa da Yemen'deki krizin çözümü için diplomatik çabaları desteklemesi beklenir.