Hindistan'da öğrenci önderliğindeki gösterilere yönelik güvenlik güçlerinin müdahalesi, Uluslararası Af Örgütü'nün yayımladığı kapsamlı raporla yeniden gündeme geldi. Raporda, güvenlik güçlerinin Gen Z olarak adlandırılan genç protestoculara karşı biber gazı, plastik mermi, göz yaşartıcı gaz ve elektroşok cihazları kullandığı belgelendi. Örgütün bulgularına göre, 2023-2024 yıllarında ülkenin birçok eyaletinde düzenlenen öğrenci protestolarında orantısız güç kullanımı yaygındı ve çok sayıda gösterici yaralandı. Amnesty, yetkililerin toplanma özgürlüğünü kısıtlayan sert yasaları uyguladığını ve gazetecilerin de dahil olduğu sivil toplum üyelerinin keyfi gözaltına alındığını vurguladı.
Gen Z protestoları ve güvenlik güçlerinin müdahale yöntemleri
Hindistan'da son iki yılda eğitim reformları, işsizlik ve iklim değişikliği gibi konularda öğrenci hareketleri ivme kazandı. Özellikle Delhi, Bengaluru ve Kolkata gibi büyük şehirlerde binlerce genç sokağa çıktı. Göstericilerin talepleri arasında daha adil sınav sistemleri, kamu sektöründe istihdam artışı ve hükümetin öğrenci borçlarının silinmesi yer alıyor. Ancak gösteriler, polisin sert müdahalesiyle karşılaştı.
Amnesty'nin raporu, güvenlik güçlerinin tazyikli su, biber gazı ve plastik mermi gibi 'daha az ölümcül' olarak adlandırılan yöntemlerin yanı sıra elektroşok cihazları da kullandığını ortaya koyuyor. Raporda, özellikle Kasım 2023'te Jaipur'daki bir gösteride polisin elektroşok tabancalarıyla öğrencilere müdahale ettiği anların görüntüleri yer aldı. Göstericilerden bazılarının ciddi yaralandığı, birçoğunun ise geçici işitme kaybı yaşadığı belirtiliyor.
Uluslararası Af Örgütü, bu tür müdahale yöntemlerinin uluslararası insan hakları standartlarına aykırı olduğunu ve Hindistan hükümetinin barışçıl toplanma hakkını ihlal ettiğini ifade ediyor. Raporda, polisin göstericilere karşı ayrımcı bir tutum sergilediği, kadın öğrencilere yönelik taciz vakalarının da kayıtlara geçtiği belirtiliyor. Ayrıca, gözaltına alınan bazı öğrencilerin işkence gördüğü yönünde ifadeler de raporda yer buldu.
Bölgesel ve küresel boyut
Hindistan'daki bu sert müdahale, yalnızca iç politika açısından değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel insan hakları açısından da dikkat çekici. Hindistan, Güney Asya'nın en büyük demokrasisi olarak kabul ediliyor; ancak son yıllarda ifade özgürlüğü ve toplanma hakkı konusundaki kısıtlamalar, uluslararası toplumun eleştirilerine hedef oluyor. ABD ve Avrupa Birliği, Hindistan'daki insan hakları ihlallerine ilişkin endişelerini dile getirirken, Birleşmiş Milletler de raporları yakından izliyor.
Öte yandan, Hindistan'ın dijital altyapısının güçlü olması, protestoların sosyal medya üzerinden geniş kitlelere ulaşmasını sağladı. Gen Z aktivistler, küresel iklim hareketi ve dijital haklar gibi konularda uluslararası ağlarla bağlantı kuruyor. Bu durum, Hindistan hükümetinin uluslararası alanda daha fazla baskı altında kalmasına yol açabilir. Özellikle Hindistan'ın 'küresel güney'in lideri olma iddiası, bu tür insan hakları ihlallerinin itibarına zarar verdiği yorumlarına neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'daki bu gelişmeler, Türkiye açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel insan hakları normlarının zayıflaması ve güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanımının yaygınlaşması endişe verici. Türkiye, uluslararası platformlarda insan hakları ihlallerini eleştiren bir ülke olarak, Hindistan'daki bu tabloyu kendi insan hakları siciliyle karşılaştırmalı bir bakışla değerlendirebilir. Ayrıca, Hindistan'ın güvenlik politikalarının bölgesel istikrara etkisi, Güney Asya'da Pakistan ve Çin ile olan gerilimler göz önüne alındığında, Türkiye'nin bölgeye yönelik dış politikasında dikkate alabileceği bir faktördür. Türk dış politikası, demokratik hak ve özgürlükler konusunda tutarlı bir tutum sergilemek istiyorsa, bu tür gelişmelerdeki tutumunu netleştirmelidir.