Hindistan’ın kuzeydoğusu, Pakistan ve Afganistan’da bu hafta etkili olan şiddetli sağanak yağışların yol açtığı sellerde en az 82 kişi hayatını kaybetti. Yetkililer, özellikle kırsal bölgelerde tarım arazileri, yol ve köprüler başta olmak üzere altyapının ciddi şekilde zarar gördüğünü bildirdi. Bölgede etkili olan muson yağmurları, normalin üzerinde seyrederek birçok nehrin taşmasına ve heyelanlara neden oldu. En kötü etkilenen ülkelerden Pakistan'da Pencap ve Hayber-Pahtunhva eyaletlerinde 30'dan fazla kişi yaşamını yitirirken, Afganistan'ın doğusundaki Nangarhar ve Kunar vilayetlerinde 25 kişi sel sularına kapıldı. Hindistan'ın Assam eyaletinde ise ölü sayısı 20'ye yükseldi. Seller nedeniyle binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kalırken, geçici barınma merkezlerine yerleştirildi.
Gelişmenin arka planı: Muson yağmurları ve iklim değişikliği
Güney Asya'da haziran-eylül ayları arasında etkili olan muson yağmurları, bölge için hayati önem taşıyan tarım ve su kaynaklarını beslese de, aşırı yağışlar her yıl yıkıcı sellere yol açıyor. Bu yıl yağışların şiddeti, iklim değişikliğinin etkisiyle daha da arttı. Meteoroloji uzmanları, küresel ısınmanın muson döngülerini düzensizleştirdiğini ve ani sel riskini yükselttiğini belirtiyor. Özellikle Pakistan'da 2022'deki büyük sel felaketinin ardından altyapı yeniden inşa edilirken, bu yılki seller yeniden hasara yol açtı. Afganistan'da ise yıllardır süren savaş ve istikrarsızlık, afet yönetimini zayıflatmış durumda. Hindistan'ın Assam eyaleti ise Brahmaputra Nehri'nin taşmasıyla her yıl benzer felaketlerle karşı karşıya kalıyor.
Yetkililer, önümüzdeki günlerde yağışların devam etmesi beklendiği için ölü sayısının artabileceği uyarısında bulundu. Kurtarma ekipleri, mahsur kalanları tahliye etmek ve yardım malzemesi ulaştırmak için çalışmalarını sürdürüyor. Pakistan ordusu, sel bölgelerine askeri helikopterlerle yardım sevkiyatı yaparken, Afganistan'da Taliban yönetimi uluslararası yardım çağrısında bulundu.
Bölgesel ve küresel boyut: İklim krizi ve gıda güvenliği tehdidi
Bu seller, yalnızca can kaybına değil, aynı zamanda bölgesel gıda güvenliğine de büyük bir darbe vurdu. Hindistan, Pakistan ve Afganistan'da milyonlarca hektar tarım arazisi sular altında kaldı. Özellikle pirinç, buğday ve pamuk gibi temel ürünlerde büyük kayıplar yaşanması bekleniyor. Bu durum, zaten yüksek olan gıda fiyatlarını daha da artırabilir ve bölgedeki gıda krizini derinleştirebilir. Küresel iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında, bu tür aşırı hava olaylarının sıklığının ve şiddetinin artacağı öngörülüyoruz. Uluslararası toplum, afet risk azaltma ve iklim adaptasyonu için daha fazla yatırım yapılması gerektiğini vurgularken, gelişmekte olan ülkeler iklim finansmanı taleplerini yineliyor.
Afganistan'daki seller, ülkenin insani krizini daha da ağırlaştırdı. Taliban yönetiminin uluslararası tanınırlığı olmadığı için yardım akışı sınırlı kalıyor. Pakistan ve Hindistan ise sellerle başa çıkmak için kendi kaynaklarını seferber etmeye çalışıyor ancak ekonomik zorluklar bu çabaları sınırlıyor. Bu felaket, Güney Asya'nın iklim değişikliğine karşı kırılganlığını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Güney Asya'daki sel felaketlerine doğrudan dahil olmasa da, bölgedeki gelişmeler küresel gıda fiyatları ve insani krizler açısından önem taşıyor. Türkiye, özellikle Pakistan ile tarihi ve kültürel bağları nedeniyle afet sonrası yardım çağrılarına yanıt verebilir. Ayrıca, iklim değişikliğinin etkileri Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor; benzer aşırı hava olayları Akdeniz havzasında da görülüyor. Türkiye'nin afet yönetimi deneyimini bu bölgeyle paylaşması, uluslararası işbirliği açısından değerli olabilir. Bununla birlikte, bölgedeki gıda fiyatlarındaki artışın Türkiye'nin ithalat maliyetlerine yansıması muhtemel.