Hindistan ve Özbekistan, stratejik ortaklıklarını derinleştirerek 5 milyar dolarlık ticaret hedefi belirledi. Ayrıca iki ülke, uzun vadeli uranyum tedarik anlaşmaları yaparken, kritik mineraller, savunma, dijital ödemeler ve ulaştırma alanlarında işbirliğini genişletti. Bu kapsamda, dışişleri bakanları düzeyinde yeni bir mekanizma kurulmasına ve eğitim ile bölgesel bağların güçlendirilmesine karar verildi.
Gelişmenin Arka Planı
Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, başkent Taşkent'te bir araya gelerek iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı daha da ileriye taşımayı kararlaştırdı. Taraflar, ticaret hacmini önümüzdeki yıllarda 5 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini açıkladı. Bu rakam, mevcut ticaret hacminin yaklaşık üç katına tekabül ediyor. Görüşmede, özellikle enerji alanında işbirliğinin artırılması üzerinde duruldu; Özbekistan'ın zengin uranyum yatakları, Hindistan'ın nükleer enerji programı için kritik önem taşıyor.
Anlaşma, yalnızca uranyumla sınırlı değil. İki ülke, nadir toprak elementleri başta olmak üzere kritik minerallerin çıkarılması ve işlenmesi konusunda da mutabakat sağladı. Bu mineraller, yüksek teknoloji ürünleri ve yenilenebilir enerji sistemleri için vazgeçilmez. Ayrıca savunma sanayisinde ortak üretim ve teknoloji transferi çalışmaları hızlandırılacak. İki taraf, bölgesel güvenlik konularında da ortak tutum sergilemeye devam edecek.
Dijital altyapı da işbirliğinin önemli bir ayağını oluşturuyor. Hindistan'ın UPI (Birleşik Ödeme Arayüzü) sistemi ile Özbekistan'ın ödeme sistemleri arasında entegrasyon sağlanması planlanıyor. Bu sayede iki ülke vatandaşlarının sınır ötesi para transferleri ve ödemeleri daha kolay hale gelecek. Ayrıca ulaştırma alanında, özellikle Uluslararası Kuzey-Güney Ulaştırma Koridoru kapsamında işbirliğinin geliştirilmesi öngörülüyor.
Eğitim alanında ise öğrenci değişim programları artırılacak; Hindistan'daki üniversiteler ile Özbekistan'daki yükseköğretim kurumları arasında ortak diploma programları başlatılacak. Ayrıca iki ülke arasındaki kültürel bağların güçlendirilmesi amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlenecek. Bu adımlar, halklar arasındaki yakınlaşmayı da beraberinde getirecek.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, Orta Asya'nın jeopolitik öneminin arttığı bir dönemde yaşanıyor. Çin'in kuşak ve yol projesi, Rusya'nın etkisi ve diğer bölgesel güçlerin rekabeti, Orta Asya'yı yeniden oyun alanı haline getirdi. Hindistan'ın bu bölgeye yönelik ilgisi, özellikle Afganistan'daki istikrarsızlık ve Çin'in Pakistan üzerinden Orta Asya'ya açılma çabalarıyla birlikte artıyor. Özbekistan, bu bağlamda Hindistan için kilit bir ülke konumunda.
İki ülke arasındaki bu işbirliği, sadece ikili ticaret açısından değil, bölgesel bağlantısallık açısından da önemli. Hindistan'ın Orta Asya'ya erişimi, İran üzerinden ya da Azerbaycan üzerinden sağlanabiliyor; ancak bu koridorların sürdürülebilirliği için Özbekistan ile güçlü ilişkiler kritik. Ayrıca Özbekistan'ın uranyum zenginliği, Hindistan'ın nükleer santral inşaatlarını hızlandırma hedefiyle örtüşüyor.
Uzmanlara göre, bu anlaşma devlet başkanları düzeyinde bir ziyaretle taçlanmadı; ancak başbakan düzeyinde gerçekleşen görüşme, iki ülke arasındaki ilişkinin ne denli güçlendiğini gösteriyor. Ayrıca dışişleri bakanları düzeyinde kurulacak yeni mekanizma, anlaşmaların takibi ve uygulamasında etkin bir rol oynayacak. Bu mekanizma, diğer bölgesel ülkeler için de örnek teşkil edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Orta Asya'daki Türk devletleriyle güçlü bağlara sahip. Özbekistan ile Türkiye arasında Ağustos 2023'te Ankara'da Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplanmış, ikili ticaret hacminin 5 milyar dolara çıkarılması hedefi ortaya konmuştu. Hindistan-Özbekistan anlaşması, Türkiye'nin bu hedefini doğrudan etkilemese de, bölgede artan rekabeti gösteriyor. Türkiye'nin pamuk başta olmak üzere Özbekistan'dan ithal ettiği ürünlerde Hindistan ile rekabet etmesi gerekebilir. Ayrıca Hindistan'ın Orta Asya'ya açılımı, Türkiye'nin de aralarında yer aldığı bölgesel güçlerin stratejik dengelerini yeniden şekillendiriyor. Türkiye'nin bu yeni tabloda kendi ekonomik ve diplomatik açılımlarını daha da hızlandırması gerekiyor.