Hindistan ile ABD arasında imzalanan yeni kritik mineraller anlaşması, Yeni Delhi’nin Çin’in küresel tedarik zincirindeki hakimiyetine karşı potansiyel bir alternatif olarak öne çıkmasını sağladı. Ancak analistlere göre, ülkenin önemli maden rezervlerine rağmen Pekin’in bu alandaki liderliğini yakın vadede sarsması mümkün görünmüyor. Anlaşma, nadir toprak elementleri ve lityum gibi yüksek teknoloji ürünleri için hayati önem taşıyan minerallerin işlenmesi ve ticaretinde iş birliğini öngörüyor.
Anlaşmanın arka planı ve kapsamı
Hindistan ve ABD, geçtiğimiz hafta kritik minerallerin tedarik zincirlerini çeşitlendirmek amacıyla bir çerçeve anlaşması imzaladı. Bu anlaşma, iki ülke arasında nadir toprak elementleri, lityum, kobalt, grafit ve diğer stratejik minerallerin araştırılması, çıkarılması ve işlenmesi konularında iş birliğini kapsıyor. ABD, Çin’e olan bağımlılığı azaltmak için alternatif kaynaklar ararken, Hindistan’ın zengin ancak yeterince işlenmemiş maden rezervleri dikkat çekiyor. Hindistan, 2021’de lityum rezervleri keşfetmiş ancak bu rezervlerin ticari ölçekte işletilmesi henüz mümkün olmamıştır.
Çin, nadir toprak elementlerinin küresel üretiminin %60’ından fazlasını ve işleme kapasitesinin %90’ını elinde bulunduruyor. ABD ve müttefikleri, bu tekelleşmeyi kırmak için çeşitli girişimler başlatmış olsa da Hindistan’ın altyapı eksiklikleri ve yatırım ihtiyacı, Çin’in rakibi olmasını zorlaştırıyor. Analistler, Hindistan’ın mevcut maden çıkarma ve işleme kapasitesinin, Çin’le rekabet edebilecek seviyeye gelmesinin en az on yıl alacağını belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Kritik mineraller, elektrikli araç bataryaları, rüzgar türbinleri, savunma sistemleri ve akıllı telefonlar gibi ileri teknoloji ürünleri için vazgeçilmezdir. Çin’in bu alandaki hakimiyeti, Pekin’e jeopolitik bir koz sağlarken, Batı ülkeleri bu bağımlılığı azaltmak için Afrika, Latin Amerika ve Avustralya’daki kaynaklara yöneliyor. Hindistan, bu yarışta önemli bir potansiyele sahip olsa da, ülkedeki bürokratik engeller, yetersiz altyapı ve yatırım eksikliği ilerlemeyi yavaşlatıyor.
Uzmanlar, Hindistan’ın kritik mineraller alanında atacağı adımların, yalnızca ikili ticari ilişkileri değil, aynı zamanda Çin’e karşı kurulmaya çalışılan alternatif tedarik koalisyonlarını da etkileyeceğini ifade ediyor. Hindistan, aynı zamanda Avustralya ile de kritik mineraller ortaklığı kurmuş durumda. Bu girişimler, Çin’in piyasa hakimiyetini dengelemeye yönelik küresel çabaların bir parçası olarak görülüyor. Ancak pek çok gözlemci, bu çabaların meyve vermesinin zaman alacağı konusunda hemfikir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kritik mineraller konusundaki bu gelişme, Türkiye açısından da dolaylı etkiler taşımaktadır. Türkiye, nadir toprak elementleri rezervleri bakımından zengin bir ülke olmasa da, savunma sanayi ve yeşil enerji dönüşümü için bu minerallere ihtiyaç duymaktadır. Hindistan-ABD anlaşması, Çin’e alternatif tedarik zincirlerinin oluşmasına katkı sağlayarak, Türkiye’nin de bu zincirlere entegre olma fırsatını doğurabilir. Öte yandan, Çin’in tepkisi ve piyasa dengesi, Türkiye’nin dış ticaretini etkileyebilir. Türkiye, stratejik sektörlerde kaynak çeşitliliği sağlamak için bu tür çok taraflı girişimleri yakından izlemeli ve kendi çıkarları doğrultusunda pozisyon almalıdır.