Hindistan Başbakanı Narendra Modi'nin son dönemdeki diplomatik hamleleri, ülkesinin Hint-Pasifik bölgesinde uzun süredir izlediği stratejinin meyvelerini verdiğini gösteriyor. Eski dış muhabir Nirmal Ghosh'un analizine göre, orta büyüklükteki güçlerin birbirine yaklaşması, Washington'ın da dikkatinden kaçmadı. Modi, son haftalarda Japonya, Avustralya ve Endonezya gibi bölge ülkelerini kapsayan bir dizi ziyaret gerçekleştirdi. Bu ziyaretler, Hindistan'ın Çin'in artan etkisine karşı alternatif bir iş birliği ağı oluşturma çabasının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Orta Güçlerin Yükselen İş Birliği
Hindistan, son yıllarda ABD, Japonya ve Avustralya ile birlikte Quad oluşumunu canlandırdı. Quad, Hint-Pasifik'te serbest ve açık bir deniz düzenini savunuyor. Modi'nin diplomatik turları, bu oluşumun yanı sıra ASEAN ülkeleriyle de bağları güçlendirmeyi hedefliyor. Özellikle Endonezya ile yapılan savunma anlaşmaları, iki ülkenin deniz güvenliği konusunda iş birliğini artıracağının sinyalini veriyor.
Uzmanlar, Hindistan'ın bu stratejisinin, bölgede Çin'in askeri ve ekonomik yayılmacılığına karşı bir denge unsuru oluşturduğunu belirtiyor. Hindistan'ın 'etki alanı' değil, 'iş birliği alanı' oluşturma çabası, özellikle Güneydoğu Asya ülkeleri tarafından olumlu karşılanıyor. Modi'nin ziyaretleri sırasında imzalanan ticaret ve yatırım anlaşmaları, bu ülkelerin Çin'e olan bağımlılığını azaltmayı amaçlıyor.
Washington'ın İlgisi ve Küresel Boyut
ABD yönetimi, Hindistan'ın Hint-Pasifik'teki aktif rolünü memnuniyetle karşılıyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamalarda, Hindistan'ın bölgede 'sorumlu bir aktör' olarak hareket ettiği vurgulanıyor. Bu durum, ABD'nin Çin'le rekabetinde Hindistan'ı önemli bir müttefik olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Ancak Hindistan, aynı zamanda Rusya ile askeri iş birliğini sürdürüyor ve Çin'le sınır anlaşmazlıklarını yönetiyor. Bu çok yönlü denge politikası, Hindistan'ın bağımsız bir dış politika izleme kapasitesini gösteriyor.
Hint-Pasifik bölgesi, dünya ticaretinin yüzde 60'ından fazlasına ev sahipliği yapıyor. Bu nedenle bölgedeki dengeler, küresel ekonomi ve güvenlik için kritik öneme sahip. Hindistan'ın diplomatik atağı, sadece bölgesel değil, küresel bir etki yaratıyor. Analistler, orta güçlerin bu tür girişimlerinin, çok kutuplu dünya düzeninin güçlenmesine katkı sağladığını ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Hint-Pasifik bölgesine yönelik artan ilgisi açısından önem taşıyor. Türkiye, Asya'da yeni iş birlikleri ararken, Hindistan'ın bölgedeki yükselen rolü, Ankara'nın denge politikasını etkileyebilir. Özellikle Hindistan-Pakistan rekabeti ve Türkiye'nin Pakistan ile yakın ilişkileri, Ankara'nın Delhi ile ilişkilerinde hassas bir denge kurmasını gerektiriyor. Ayrıca, Çin'in Kuşak ve Yol Projesi'ne alternatif oluşturan Hindistan merkezli girişimler, Türkiye'nin Orta Koridor projesiyle rekabet edebilir veya tamamlayıcı olabilir. Türkiye'nin bu bağlamda Hindistan'la diyaloğu artırması, hem ekonomik hem de jeopolitik faydalar sağlayabilir.