Hindistan'ın eğitim sistemi, son yirmi yılda yaşanan baş döndürücü genişlemeye rağmen derin bir işlevsizlik kriziyle karşı karşıya. Ülke genelinde okullaşma oranları rekor seviyelere ulaşırken, mezunların iş bulma umudu giderek azalıyor. Bu durum, genç nüfusun öfkesini ve hayal kırıklığını artırarak toplumsal huzursuzluğa zemin hazırlıyor.
Genişlemenin Gölgesinde Derinleşen Kriz
Hindistan, son on yılda eğitim altyapısına yaptığı yatırımlarla dikkat çekti. Ülke genelinde binlerce yeni okul açıldı, üniversite sayısı hızla arttı. Ancak bu niceliksel büyüme, niteliksel bir çöküşü beraberinde getirdi. Öğretmen eksikliği, müfredatın çağın gerisinde kalması ve altyapı yetersizlikleri, eğitimin kalitesini düşürdü. Özellikle kırsal bölgelerde okullar temel ihtiyaçlardan yoksun; birçok okulda tuvalet, içme suyu ve elektrik dahi bulunmuyor. Öğrenciler, ezberci eğitim sisteminin kurbanı olarak eleştirel düşünme ve pratik becerilerden yoksun yetişiyor.
Hükümetin 2020'de başlattığı Ulusal Eğitim Politikası, bazı reformlar vaat etse de uygulamada yetersiz kaldı. Pandemi döneminde uzaktan eğitime geçiş, dijital uçurumu derinleştirdi; milyonlarca öğrenci eğitimden koptu. Okula dönüş oranları düşük seyrederken, özellikle kız çocuklarının eğitimi tehlikeye girdi. Hükümetin istatistikleri, ilkokul terk oranlarının arttığını gösteriyor. Ortaöğretimde ise durum daha vahim: Birçok öğrenci ailesine destek olmak için okulu bırakıyor.
Yükseköğretimde ise tablo daha karmaşık. Hindistan, her yıl milyonlarca mühendis, doktor ve yönetici mezun ediyor; ancak iş piyasası bu mezunları ememiyor. Ülkenin en prestijli kurumlarından mezun olan gençler bile işsizlikle boğuşuyor. Hükümetin verilerine göre, 20-24 yaş arası genç işsizlik oranı %20'yi aşmış durumda. Mezunlar, aldıkları eğitimin gerçek dünya ile bağlantısız olduğunu belirtiyor. Mühendislik ve tıp gibi alanlarda bile kaliteli eğitim veren kurum sayısı sınırlı; özel üniversiteler yüksek ücretleriyle sadece varlıklı ailelerin çocuklarına kapılarını açıyor.
Gençlerin İsyanı ve Bölgesel Yansımalar
Bu hayal kırıklığı, son yıllarda gençler arasında protesto dalgalarını tetikledi. 2023'te Bihar ve Uttar Pradesh gibi eyaletlerde öğrenciler, işsizlik ve eğitim reformu talebiyle sokaklara döküldü. Polis müdahalesiyle bastırılan gösteriler, sosyal medyada geniş yankı buldu. Gençler, siyasi partilerin eğitimi bir oy aracı olarak kullandığını ve gerçek çözümler üretmediğini savunuyor. Ayrıca, beyin göçü hızlanmış durumda: Her yıl binlerce genç, daha iyi eğitim ve iş fırsatları için ABD, Kanada, Almanya ve Avustralya'ya göç ediyor. Bu durum, Hindistan'ın ekonomik kalkınması için ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünü kaybetmesine yol açıyor.
Uluslararası kuruluşlar da endişeli. Dünya Bankası, Hindistan'ın eğitim sistemindeki verimlilik sorununa dikkat çekerek, acil reform çağrısı yaptı. UNESCO raporları, Hindistan'ın eğitim harcamalarının GSYİH'ye oranının %3 civarında olduğunu, bunun da gelişmiş ülkelerin çok altında kaldığını gösteriyor. Hükümet, 2025'e kadar bu oranı %6'ya çıkarmayı hedeflese de somut adımlar sınırlı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'daki eğitim krizi, doğrudan Türkiye'yi etkilemese de küresel ekonomi ve iş gücü piyasaları üzerinden dolaylı sonuçlar doğurabilir. Hindistan, genç nüfusu ve yazılım sektörüyle küresel ekonomiye entegre bir ülke. Eğitim sistemindeki bozulma, Hindistan'ın nitelikli iş gücü ihracatını azaltabilir ve bu da küresel teknoloji ve hizmet sektörlerinde arz sıkıntısı yaratabilir. Türkiye için ise bu durum, Hindistan'dan gelebilecek nitelikli göçmenler açısından bir fırsat olabilir; ancak aynı zamanda Hindistan'ın ekonomik yavaşlaması, Türk ihracat pazarlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Hindistan'ın eğitimdeki başarısızlığı, gelişmekte olan ülkeler için bir uyarı niteliğinde: Niceliksel büyüme tek başına yeterli değil.