Hindistan, son dönemde diplomatik faaliyetlerini önemli ölçüde artırarak dünyanın dört bir yanından üst düzey heyetleri ağırlıyor. Yeni Delhi, başta G20 zirvesi olmak üzere çok sayıda uluslararası toplantıya ev sahipliği yaparken, Başbakan Narendra Modi'nin kişisel diplomasisi de dikkat çekiyor. Ancak bu yoğun diplomatik trafiğin arkasında elde edilen somut kazanımların ne olduğu sorusu giderek daha fazla sorgulanıyor. Hindistan'ın küresel sahnedeki yükselişi, özellikle Çin karşısında alternatif bir güç merkezi olarak konumlanma çabası, ülkenin dış politika stratejisinin merkezinde yer alıyor.
Gelişmenin arka planı: Ev sahipliğinden küresel oyunculuğa
Hindistan, 2023 yılında G20 dönem başkanlığını üstlenmesinin ardından diplomatik etkinliklerini katlayarak artırdı. Yeni Delhi'de düzenlenen G20 liderler zirvesi, Afrika Birliği'nin daimi üye olarak kabul edilmesi gibi önemli bir başarıya imza attı. Bunun yanı sıra Hindistan, 2023'te Voice of the Global South Zirvesi'ne ev sahipliği yaparak gelişmekte olan ülkelerin sesi olma iddiasını pekiştirdi. Dışişleri Bakanı S. Jaishankar'ın yoğun yurtdışı ziyaretleri ve Hindistan'ın büyükelçilik sayısındaki artış, bu diplomatik hamlelerin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Hindistan'ın bu çabaları, özellikle Batı ile ilişkilerinde yeni bir sayfa açma ve Çin'in artan nüfuzuna karşı denge unsuru oluşturma amacı taşıyor. ABD, Japonya, Avustralya ile QUAD çerçevesinde yapılan işbirlikleri, Fransa ve Birleşik Krallık ile savunma anlaşmaları, Hindistan'ın Pasifik odaklı stratejisinin önemli adımları. Aynı zamanda Rusya ile geleneksel bağlarını da koruyan Hindistan, Ukrayna savaşı sonrası Batı yaptırımlarına rağmen Moskova'dan enerji ithalatını artırarak çok yönlü bir denge politikası izliyor.
Bölgesel veya küresel boyut: Fırsatlar ve sınırlamalar
Hindistan'ın diplomatik yükselişi, küresel jeopolitikte yeni bir denge arayışının yansıması olarak okunuyor. Ülke, Güney Asya'da geleneksel hakimiyetini sürdürürken, Hint-Pasifik bölgesinde Çin'in agresif yayılmacı politikalarına karşı ABD, Japonya ve Avustralya ile ittifakını güçlendiriyor. Bununla birlikte, Hindistan'ın içe dönük ekonomik politikaları, yabancı yatırımcılar için öngörülebilirlik sorunları yaratırken, insan hakları endişeleri ülkenin imajına gölge düşürüyor. Ayrıca, Pakistan ile Keşmir sorunu ve Çin ile sınır anlaşmazlıkları, Hindistan'ın bölgesel bir güç olarak önünde hâlâ büyük engeller oluşturuyor.
Ekonomik boyutta ise Hindistan, dünyanın beşinci büyük ekonomisi olmasına rağmen kişi başına gelir açısından hâlâ gelişmekte olan ülkeler kategorisinde yer alıyor. Hindistan'ın küresel tedarik zincirlerinde Çin'e alternatif olma potansiyeli, özellikle teknoloji ve ilaç sektörlerinde belirgin olsa da, altyapı eksiklikleri ve bürokratik engeller bu potansiyelin tam olarak hayata geçmesini engelliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'ın artan diplomatik angajmanı, Türkiye açısından hem fırsatlar hem de rekabet unsurları barındırıyor. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2022'de 10 milyar doları aşarken, savunma sanayii ve teknoloji alanlarında işbirliği potansiyeli yüksek. Ancak Hindistan'ın Pakistan ve Keşmir konusundaki hassasiyeti, Türkiye'nin Keşmir meselesine yaklaşımıyla zaman zaman gerilim yaratabiliyor. Yine de, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'ne alternatif projeler (IMEC gibi) iki ülkeyi ortak platformlarda bir araya getirebilir. Türkiye'nin Orta Koridor vizyonu ile Hindistan'ın Asya bağlantı stratejilerinin uyumlaştırılması, her iki taraf için de ekonomik getiri sağlayabilir.