Hindistan hükümeti, ulusal güvenlik ve kritik altyapı projelerinde kullanılmak üzere Çin menşeli ekipmanlara yeniden yeşil ışık yakmaya başladı. Bu karar, 2020 yılındaki Galvan Vadisi çatışmalarının ardından uygulamaya konulan katı ithalat kısıtlamalarının fiilen yumuşatıldığı anlamına geliyor. Ülkenin en büyük telekomünikasyon şirketlerinden biri olan Bharat Sanchar Nigam Limited (BSNL) 4G ihalesinde, kritik ağ ekipmanlarında Çinli ZTE ve Huawei ürünlerine yer verirken, savunma sanayiinde de bazı alt yüklenicilerin Çin menşeli parçalar kullandığı tespit edildi. Yetkililer bu durumu, 'maliyet etkinliği ve tedarik zinciri gerçekleri' ile açıklıyor.
Gelişmenin arka planı: Ekonomik bağımlılık ve güvenlik ikilemi
Hindistan, 2014'te iktidara gelen Başbakan Narendra Modi yönetiminde 'Atmanirbhar Bharat' (Kendine Yeterli Hindistan) politikasıyla yerli üretimi teşvik ediyor. Ancak ülkenin başarıyla ihraç ettiği ilaç, otomotiv ve elektronik sektörlerinin üretim zincirinde Çin girdilerinin payı yüzde 30 ile 45 arasında değişiyor. Örneğin Hindistan'ın gurur kaynağı olan 'Made in India' akıllı telefonlarının batarya, kamera sensörü ve işlemci gibi kritik bileşenlerinin büyük kısmı Çin'den ithal ediliyor.
Galvan Vadisi krizi sonrası Hindistan, Çin'e yönelik 80'den fazla mobil uygulamayı yasaklamış, kamu ihalelerinde Çinli firmaları saf dışı bırakmıştı. Ancak Hindistan Sanayi ve Ticaret Odası (ASSOCHAM) verilerine göre, 2020-2023 döneminde Çin'den yapılan makine ve ekipman ithalatı yalnızca yüzde 2 azaldı. Gerçek ise şu: Hindistan, Çin'e olan bağımlılığını azaltmak yerine, alternatif tedarikçi bulamadığı için bu bağımlılığı yönetmeye çalışıyor.
Bölgesel boyut: Çin'in Güney Asya'daki ekonomik nüfuzu
Hindistan'ın bu adımı, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) kapsamında Pakistan, Sri Lanka ve Bangladeş'te üstlendiği altyapı projelerini de akıllara getiriyor. Çin, bu ülkelerde liman, demiryolu ve enerji santralleri inşa ederken, Hindistan kendi etki alanında Çin'siz projeler geliştirmekte zorlanıyor. Ekonomistler, Hindistan'ın Çin ekipmanına yeniden izin vermesinin, BRI'ye karşı alternatif bir model sunamamasının bir yansıması olduğunu belirtiyor. Öte yandan ABD liderliğindeki 'Hindistan-Pasifik Ekonomik Çerçevesi' (IPEF) kapsamında Hindistan'a nadir toprak elementleri ve yarı iletken tedariki vaat edilse de bu taahhütler henüz somut ithalat azalmasına dönüşmedi. Bu noktada Yeni Delhi, jeopolitik söylem ile ekonomik zorunluluk arasında sıkışmış durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin doğrudan bir tarafı olmasa da benzer şekilde savunma ve teknoloji ithalatında bağımlılık sorunu yaşayan bir ülke olarak dikkatle izlenmelidir. Türkiye, özellikle savunma sanayiinde yerli üretime ağırlık verse de bazı kritik bileşenlerde (motor, aviyonik) dışa bağımlıdır. Hindistan'ın Çin'e rağmen aldığı bu karar, ulusal güvenlik söylemi ile ekonomik pragmatizm arasındaki hassas dengeyi göstermektedir. Türkiye için çıkarılacak ders, tedarik zincirleri çeşitlendirilmezse güvenlik endişelerinin zamanla ikinci plana atılabileceğidir. Ayrıca, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'da artan Çin yatırımları göz önüne alındığında, bu bağımlılık ilişkisi Türkiye için de bölgesel bir risk faktörü haline gelebilir.