Uluslar genellikle borazan sesleriyle itibarlarını geri kazanmaz; daha çok, aşağılanma o kadar rutin hale geldiğinde ve hatta bürokrasi bile utanmaya başladığında onurlarını yeniden keşfederler. Hindistan, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) zirvesinde işte böyle bir jeopolitik özsaygı patlaması yaşadı gibi görünüyor. Bu bir devrim değil, ama dış politikada omurgalı duruşun sinyali.
Zirvede Sert Mesajlar
Hindistan Başbakanı Narendra Modi, zirvede Pakistan Başbakanı İmran Han ile gayri resmi bir görüşme yaparak, terörizm ve sınır ihlalleri konularındaki rahatsızlığını doğrudan dile getirdi. Bu görüşme, iki ülke arasındaki gergin ilişkilerde bir yumuşama olarak yorumlanabileceği gibi, Hindistan’ın tutumundaki katılığın da bir göstergesiydi. Modi, ayrıca Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile de bir araya gelerek, sınır anlaşmazlıkları ve ekonomik iş birliği konularını görüştü. Zirvede Hindistan, özellikle terörizmle mücadele ve sınır güvenliği konularında sert bir dil kullanmaktan kaçınmadı.
Biskek zirvesi, Hindistan’ın son dönemde dış politikada artan özgüvenini gözler önüne serdi. Yeni Delhi yönetimi, bir yandan ABD ve Japonya gibi ülkelerle stratejik ortaklıklarını derinleştirirken, diğer yandan ŞİÖ gibi Çin’in öncülük ettiği platformlarda da kendi çıkarlarını korumaya çalışıyor. Bu denge siyaseti, Hindistan’ın bölgesel ve küresel bir güç olarak konumunu güçlendirme çabası olarak okunabilir.
Hindistan'ın Yeni Jeopolitik Duruşu
Hindistan’ın bu yeni tutumu, yalnızca Biskek’te değil, son yıllarda izlediği genel dış politika çizgisinin bir yansıması. Ülke, özellikle Keşmir sorunu ve Çin ile yaşanan sınır anlaşmazlıkları konusunda uluslararası kamuoyunda daha aktif bir rol üstleniyor. Öte yandan, ABD ile yapılan savunma anlaşmaları ve dörtlü diyalog (Quad) gibi oluşumlar, Hindistan’ın Asya-Pasifik bölgesindeki ağırlığını artırmayı hedefliyor.
Ancak uzmanlar, Hindistan’ın bu çıkışının risksiz olmadığına dikkat çekiyor. Çin ile ilişkilerin daha da gerilmesi, ikili ticareti olumsuz etkileyebilir; Pakistan ile diyalog kapılarının kapanması ise bölgesel istikrarı zayıflatabilir. Yine de Biskek’te sergilenen duruş, Hindistan’ın artık yalnızca reaksiyon veren bir ülke olmaktan çıktığını, kendi gündemini belirleyen bir aktör haline geldiğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan’ın ŞİÖ zirvesindeki bu çıkışı, Türkiye’nin dış politika dengeleri açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, Pakistan ile köklü ilişkilere sahipken, Hindistan ile de son yıllarda ekonomik ve siyasi düzeyde temaslarını artırmıştı. Yeni Delhi’nin daha iddialı bir jeopolitik çizgiye yönelmesi, Güney Asya’daki güç dengelerini etkileyerek Türkiye’nin bölge politikalarına yeni bir dinamizm katabilir. Ayrıca, Hindistan’ın ABD’ye yakınlaşması ve Çin’e karşı sertleşmesi, Asya’da ticaret yolları ve güvenlik mimarisini değiştirebilir. Bu durum, Türkiye’nin Avrasya enerji koridorları ve İpek Yolu girişimi gibi projelerinde yeni iş birlikleri veya rekabet alanları yaratabilir. Sonuç olarak, Hindistan’ın bu adımı, Ankara’nın bölgesel ve küresel stratejik hesaplarında dikkate alması gereken bir gelişme olarak öne çıkıyor.