Hindistan, yarı iletken endüstrisinde hızlı bir çıkış yakalamak için Asya'nın yerleşik çip merkezlerinden (Tayvan, Güney Kore, Japonya, Singapur) öğrenme stratejisi izliyor. CNA'nın Hindistan'ın çip yapım hedeflerine ilişkin serisinin ilk bölümünde, sektör temsilcileri Hindistan'ın bu merkezlerden neler öğrenebileceğini ve kendine nasıl bir rol biçebileceğini anlattı. Ülke, 2021'de başlattığı 10 milyar dolarlık teşvik paketiyle yatırımcıları çekmeye çalışırken, altyapı ve ekosistem eksikliklerini gidermeye odaklanmış durumda.
Asya'nın Çip Merkezlerinden Alınacak Dersler
Tayvan, Güney Kore ve Japonya gibi ülkeler, on yıllar süren devlet destekli sanayi politikaları, Ar-Ge yatırımları ve yetenekli işgücü yetiştirme programlarıyla küresel çip üretiminde söz sahibi oldu. Hindistan, bu ülkelerin deneyimlerinden yararlanarak daha kısa sürede sonuç almayı planlıyor. Örneğin, Tayvan'ın Yeni竹 (Hsinchu) Bilim Parkı modeli, devlet-özel sektör işbirliğiyle bir ekosistem yaratmanın mümkün olduğunu gösteriyor. Güney Kore ise bellek çiplerinde uzmanlaşarak küresel talebin büyük bölümünü karşılıyor.
Hindistan, bu ülkelerin hatalarından da ders çıkarmak istiyor. Örneğin, aşırı uzmanlaşmanın riskleri veya jeopolitik gerilimlerin tedarik zincirlerini nasıl kırabileceği gibi konularda farkındalık oluşmuş durumda. Ülke, hem mantık (logic) hem de bellek çipleri üretiminde çeşitliliği hedefliyor. Ayrıca, yarı iletken tasarımı ve Ar-Ge'ye de ağırlık vererek değer zincirinin daha yüksek katma değerli kısımlarında yer almak istiyor.
Hindistan'ın Kendi Rolünü Tanımlaması
Hindistan, düşük maliyetli üretim üssü olmanın ötesinde, tasarım ve inovasyon merkezi olmayı hedefliyor. Ülkede halihazırda güçlü bir yazılım ve tasarım ekosistemi bulunuyor; ancak donanım üretimi konusunda ciddi bir altyapı eksikliği var. Hükümet, yarı iletken üretimi için özel ekonomik bölgeler kurmayı ve su, elektrik gibi temel altyapıyı sağlamayı planlıyor. Ayrıca, yurt dışındaki Hintli mühendisleri geri çekmek için teşvikler sunuluyor.
Sektör temsilcileri, Hindistan'ın önündeki en büyük zorluğun yetenekli işgücü açığı olduğunu belirtiyor. Ülke, 2025'e kadar 300.000 yarı iletken mühendisine ihtiyaç duyacak. Bu açığı kapatmak için üniversitelerde özel programlar açılıyor ve özel sektörle işbirliği yapılıyor. Ayrıca, çip üretiminde kullanılan kimyasallar ve gazlar gibi yan sanayi ürünlerinde de yerli üretim kapasitesi oluşturulmaya çalışılıyor.
Hindistan'ın çip hedefleri, sadece ekonomik değil aynı zamanda jeopolitik bir hamle olarak da görülüyor. Çin ile artan gerilim ve küresel tedarik zincirlerinde çeşitlendirme arayışı, Hindistan'ı alternatif bir üretim üssü haline getirebilir. Ancak, ülkenin bürokrasi, altyapı ve finansman gibi konularda hızlı adımlar atması gerekiyor. Uzmanlar, Hindistan'ın 30 yıllık gecikmeyi telafi etmek için önümüzdeki 5-10 yılın kritik olduğunu vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Asya, küresel çip üretiminin %70'inden fazlasını elinde tutuyor. Tayvan, dünyanın en büyük çip üreticisi TSMC'nin merkezi olarak stratejik bir konumda. Güney Kore, Samsung ve SK Hynix ile bellek çiplerinde lider. Japonya, çip üretim ekipmanları ve kimyasallarında güçlü. Çin ise devlet destekli büyük yatırımlarla kendi kendine yeterliliği hedefliyor. Hindistan'ın bu tabloya girmesi, bölgesel rekabeti artırabileceği gibi işbirliği fırsatları da yaratabilir.
Özellikle ABD-Çin teknoloji savaşı, Hindistan için bir fırsat penceresi açmış durumda. Batılı şirketler, tedarik zincirlerini Çin dışına taşımak için alternatif arıyor. Hindistan, bu süreçte Tayvan ve Güney Kore ile ortaklıklar kurarak teknoloji transferi sağlayabilir. Ancak, jeopolitik riskler de mevcut: Çin, Hindistan'ın çip hamlesini sınır bölgelerindeki gerilimlerle ilişkilendirebilir. Yine de Hindistan, diplomatik ilişkilerini kullanarak bu riskleri dengelemeye çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'ın yarı iletken üretiminde hızlı bir atılım yapma çabası, Türkiye'nin kendi teknoloji ve sanayi politikaları için önemli dersler içeriyor. Türkiye de çip üretiminde dışa bağımlılığı azaltmak ve yüksek katma değerli üretime geçmek istiyor. Hindistan'ın Asya merkezlerinden öğrenme stratejisi, Türkiye'nin de Güney Kore, Tayvan gibi ülkelerle işbirliği yaparak kendi ekosistemini kurmasına örnek olabilir. Ayrıca, küresel tedarik zincirlerindeki çeşitlendirme arayışı, Türkiye'yi de bir üretim üssü olarak öne çıkarabilir. Ancak, Türkiye'nin altyapı, yetenekli işgücü ve finansman konularında benzer zorluklarla karşılaşacağı açık. Hindistan'ın deneyimi, devlet destekli sanayi politikalarının önemini gösteriyor.