Himalaya bölgesinde son dönemde yaşanan şiddetli seller, bölgesel afet hazırlığının ve iş birliğinin aciliyetini gözler önüne serdi. Hindistan Ulusal Afet Yönetim Kurumu (NDMA) eski danışmanı ve afet risk analisti Safi Ahsan Rizvi, The Hindu gazetesine yaptığı açıklamada, yaşanan felaketlerin sadece bir uyarı olduğunu ve bölge ülkelerinin ortak bir afet yönetimi stratejisi geliştirmesi gerektiğini vurguladı. Rizvi, özellikle iklim değişikliğinin etkisiyle Himalaya buzullarının hızla eridiğini ve bunun sel riskini artırdığını belirtti.
Arka Plan: Himalaya Selleri ve Artan Riskler
Himalaya dağ silsilesi, dünyanın en büyük tatlı su rezervlerinden birini barındırıyor ve bölgede yaşayan milyonlarca insan için hayati önem taşıyor. Ancak son yıllarda artan sıcaklıklar, buzul göllerinin genişlemesine ve ani sel baskınlarına yol açıyor. Özellikle Hindistan, Nepal, Butan ve Pakistan gibi ülkelerde meydana gelen seller, can ve mal kaybına neden oluyor. Rizvi, bu tür olayların sıklığının arttığını ve bölge ülkelerinin afet öncesi hazırlık, erken uyarı sistemleri ve kurtarma operasyonları konusunda daha fazla iş birliği yapması gerektiğini ifade etti.
NDMA eski danışmanı, Hindistan'ın afet yönetimi konusunda attığı adımları da değerlendirdi. Ülkenin erken uyarı sistemlerini güçlendirdiğini ancak bölgesel düzeyde entegre bir yaklaşımın eksik olduğunu belirtti. Özellikle sınır aşan nehirler üzerinde ortak izleme istasyonlarının kurulması ve veri paylaşımının artırılması gerektiğini söyledi. Rizvi, "Afetler sınır tanımaz. Bu nedenle komşu ülkelerle ortak tatbikatlar yapmalı ve kaynakları birleştirmeliyiz" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Himalaya selleri, yalnızca bölge ülkelerini değil, küresel iklim politikalarını da yakından ilgilendiriyor. İklim değişikliğinin etkileri, dağlık bölgelerde daha hızlı hissediliyor ve bu da seller, toprak kaymaları ve kuraklık gibi felaketlere yol açıyor. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, Güney Asya'da afet kaynaklı ekonomik kayıplar her yıl milyarlarca doları buluyor. Rizvi, uluslararası toplumun da bu konuda sorumluluk alması gerektiğini, gelişmiş ülkelerin iklim finansmanı taahhütlerini yerine getirmesi gerektiğini vurguladı.
Ayrıca, bölgedeki siyasi gerilimlerin afet yönetimi iş birliğini zorlaştırabileceğine dikkat çekti. Hindistan, Pakistan, Çin ve Nepal arasındaki sınır anlaşmazlıkları, ortak projelerin hayata geçirilmesini engelleyebiliyor. Ancak Rizvi, afetlerin ortak bir tehdit olduğunu ve bu tehdidin üstesinden gelmek için diyalog kanallarının açık tutulması gerektiğini belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Himalaya selleri ve bölgesel afet hazırlığı konusu, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, küresel iklim değişikliğinin bir sonucu olarak benzer risklerin Türkiye'de de görülebileceğini gösteriyor. Türkiye, son yıllarda sel, orman yangını ve deprem gibi afetlerle mücadele ediyor. Bu bağlamda, Türkiye'nin afet yönetimi kapasitesini güçlendirmesi ve uluslararası iş birliklerine katılması önem taşıyor. Ayrıca, Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadelede aktif rol alması, bölgesel istikrar ve güvenlik açısından da faydalı olacaktır. Himalaya örneği, sınır aşan afetlerde iş birliğinin hayati olduğunu gösteriyor; Türkiye de benzer şekilde komşularıyla ortak tatbikatlar ve erken uyarı sistemleri geliştirebilir.