Hind Rajab Vakfı (HRF), Gazze Şeridi'nde işlediği iddia edilen savaş suçları nedeniyle bir İsrail askeri hakkında Belçika'da resmî şikâyette bulundu. İnsan hakları örgütü, federal savcıyı davanın soruşturma hâkimine sevk edilmesi ve acil tedbirler alınması konusunda harekete geçmeye çağırdı. Şikâyet, Belçika'nın savaş suçları üzerinde evrensel yargı yetkisini kullanmasına dayanıyor.
Gelişmenin arka planı
Hind Rajab Vakfı, adını Gazze'de İsrail saldırısında öldürülen 6 yaşındaki Filistinli kızdan alan bir sivil toplum kuruluşudur. Vakıf, 7 Ekim 2023 sonrası Gazze'de işlenen savaş suçlarını belgelemek ve faillerini uluslararası adalete teslim etmek için çalışıyor. Son başvuru, Belçika'nın 1993 tarihli evrensel yargı yasasına dayanıyor. Bu yasa, Belçika mahkemelerine, suçun işlendiği yer veya failin uyruğuna bakılmaksızın soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarını yargılama yetkisi veriyor. Ancak yasa, uluslararası baskılar sonucu 2003'te önemli ölçüde daraltılmıştı. Yine de Belçika, son yıllarda Suriye ve Ruanda gibi çatışma bölgelerinden gelen davalarda evrensel yargıyı uygulamaya devam etti.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu şikâyet, Gazze'deki savaşın uluslararası hukuk boyutunu bir kez daha gündeme taşıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Kerim Han, mayıs ayında İsrail liderleri ve Hamas yöneticileri hakkında tutuklama emri talep etmişti. Ancak İsrail, UCM'nin yargı yetkisini tanımıyor. Belçika gibi ülkelerin evrensel yargı yetkisini kullanması, İsrail askerlerinin seyahat özgürlüğünü kısıtlama potansiyeli taşıyor. Avrupa'da artan Filistin yanlısı protestolar ve Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) İsrail aleyhine açtığı soykırım davası, Gazze savaşının hukuki cephesini genişletiyor. HRF'nin bu girişimi, bireysel askerleri hedef alarak savaş suçlarının cezasız kalmaması için yeni bir strateji olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki savaşın başından bu yana Filistin davasını destekleyen bir tutum sergiliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'i savaş suçlarıyla suçlayan açıklamalar yaptı ve Uluslararası Adalet Divanı'na müdahil olma kararı aldı. HRF'nin Belçika'daki girişimi, Türkiye'nin de desteklediği uluslararası hukuk yollarının çeşitliliğini gösteriyor. Türkiye, kendi yargı sisteminde evrensel yargı yetkisini sınırlı olarak uygulasa da, bu tür davaların diplomatik ve siyasi etkisini yakından izlemektedir. Özellikle İsrail ile ticari ilişkilerin askıya alındığı bir dönemde, bu tür hukuki girişimler Türkiye'nin Filistin'e yönelik politikalarıyla uyumlu bir zemin oluşturuyor.