Çin, ABD'nin Küba'ya yönelik baskı kampanyasını yoğunlaştırması üzerine Havana'ya açık destek verdi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun, Pazartesi günü Pekin'de düzenlenen basın toplantısında, Çin'in Küba'nın egemenliğini savunma ve dış müdahaleye direnme çabalarında yanında olacağını söyledi. Guo'nun açıklaması, Washington'ın Havana'da siyasi değişim yaratma çabalarını hızlandırdığı bir dönemde geldi.
ABD'nin Küba'ya yönelik baskı politikası ve Çin'in yanıtı
ABD yönetimi, son aylarda Küba'ya yönelik ekonomik yaptırımları ve diplomatik baskıyı artırdı. Washington, insan hakları ihlalleri ve demokrasi eksikliği gerekçesiyle Havana'ya yönelik yeni yaptırım paketleri açıklarken, bölgedeki müttefiklerini de Küba karşısında ortak tavır almaya çağırdı. Bu adımlar, Karayipler'deki sosyalist yönetimi hedef alan uzun süreli ABD politikasının bir uzantısı olarak görülüyor.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun, basın toplantısında yaptığı açıklamada, "Çin, Küba'nın egemenliğini ve bağımsızlığını savunma konusundaki kararlılığını destekliyor. Dış güçlerin iç işlerine müdahalesine karşı çıkıyoruz" ifadelerini kullandı. Guo, açıklamasını Küba'nın devriminin 66. yıl dönümü vesilesiyle yaptı. Çinli sözcü, iki ülke arasındaki geleneksel dostluk ve işbirliği bağlarının altını çizdi.
Pekin'in açıklaması, ABD'nin Küba'ya yönelik artan baskısına doğrudan bir yanıt niteliği taşıyor. Çin, son yıllarda Latin Amerika ve Karayipler'deki etkisini genişletirken, Küba ile ekonomik ve askeri işbirliğini de güçlendirdi. İki ülke arasında enerji, altyapı ve sağlık alanlarında çeşitli anlaşmalar bulunuyor.
Küresel ve bölgesel dengeler: Çin-ABD rekabetinin yeni cephesi
Çin'in Küba'ya verdiği destek, yalnızca ikili ilişkilerle sınırlı değil. Bu hamle, ABD ile Çin arasındaki küresel rekabetin Latin Amerika'daki yansıması olarak değerlendiriliyor. Soğuk Savaş döneminden bu yana ABD'nin arka bahçesi olarak görülen bölgede, Çin son yıllarda ticaret, yatırım ve altyapı projeleriyle etkinliğini artırdı. Küba, Venezuela ve Nikaragua gibi ABD yaptırımlarına maruz kalan ülkeler, Pekin ile ilişkilerini derinleştiriyor.
ABD'nin Küba'ya yönelik baskısı, insan hakları ve demokrasi söylemi üzerinden meşrulaştırılsa da, Çin ve Rusya gibi aktörler bu politikayı "iç işlere müdahale" olarak nitelendiriyor. Guo'nun açıklaması, bu söylemi yineleyerek, uluslararası hukukta egemenlik ve müdahale etmeme ilkelerine vurgu yaptı. Çin, benzer şekilde Venezuela ve Suriye gibi ülkelerde de Batı'nın yaptırımlarına karşı çıkıyor.
Uzmanlar, Çin'in Küba'ya desteğinin sembolik düzeyde kalmayabileceğini, ekonomik ve askeri işbirliğinin artabileceğini belirtiyor. Ancak Pekin'in doğrudan bir çatışmaya girmekten kaçınarak, diplomatik ve ekonomik araçlarla nüfuzunu pekiştirmeyi hedeflediği düşünülüyor. ABD'nin bölgedeki müttefikleri ise Çin'in artan etkinliğinden duydukları rahatsızlığı dile getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD yaptırımlarına maruz kalan ülkelerle ilişkilerini dengeli tutmaya çalışırken, Çin'in Küba'ya verdiği destek küresel güç dengelerindeki kutuplaşmayı gözler önüne seriyor. Ankara, Latin Amerika'da ticari ve diplomatik açılımlarını sürdürürken, ABD-Çin rekabetinin bölgeye taşınması, Türkiye'nin çok yönlü dış politikası için yeni fırsatlar ve riskler barındırıyor. Özellikle Küba gibi ülkelerle ilişkilerde Batı'nın yaptırım rejimlerine uyum ile bağımsız hareket etme arasındaki denge, Türkiye'nin önümüzdeki dönemde daha sık karşılaşacağı bir ikilem olarak öne çıkıyor.