Zambiya Devlet Başkanı Hakainde Hichilema, 13 Ağustos 2026'da yapılan ve muhalefetin sonuçları kabul etmediği tartışmalı seçimlerin ardından ikinci dönemine resmen başladı. Seçim, ülkenin bağımsızlığından bu yana en yüksek katılımlı seçimlerden biri olarak kaydedilirken, sonuçlar Zambiya'nın derin siyasi bölünmüşlüğünü bir kez daha gözler önüne serdi. Hichilema'nın önündeki en büyük zorluk, bu kutuplaşmayı aşarak ulusal birliği sağlamak ve artan siyasi özgürlük endişelerine çözüm bulmak.
Seçim Süreci ve Bölünmüşlüğün Kökenleri
2021'deki seçim zaferiyle iktidara gelen Hichilema, o dönem ekonomik kriz ve yolsuzluk iddialarıyla boğuşan Patriotic Front (PF) iktidarına son vermişti. Ancak 2026 seçimleri, ülkenin siyasi haritasının hâlâ ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi. Seçim kampanyası döneminde muhalefet partileri, iktidardaki United Party for National Development'ın (UPND) devlet kaynaklarını kullanarak avantaj sağladığını iddia etti. Seçim günü ise özellikle başkent Lusaka ve Copperbelt bölgesinde usulsüzlük iddiaları gündeme geldi. Muhalefet, seçim komisyonunun tarafsızlığını sorgularken, sonuçlara itiraz etti. Hichilema ise zafer konuşmasında "ulusun iradesine saygı duyulması" çağrısı yaptı ve tüm Zambiyalıları kucaklayacağı sözünü verdi.
Seçim sonuçlarına göre Hichilema, oyların yüzde 52'sini alırken, ana muhalefet adayı yüzde 45'te kaldı. Katılım oranı yüzde 78 gibi yüksek bir seviyeye ulaştı. Bu tablo, Zambiya halkının siyasete olan ilgisini gösterirken, aynı zamanda toplumun neredeyse yarısının iktidara güvenmediğini ortaya koyuyor. Seçim gözlemcileri, sürecin genel olarak barışçıl geçtiğini ancak bazı bölgelerde usulsüzlük iddialarının ciddiye alınması gerektiğini belirtti.
Siyasi Özgürlükler ve Artan Baskı İddiaları
Hichilema'nın ikinci dönemi, insan hakları örgütlerinin ve uluslararası toplumun dikkatle izlediği bir dönemde başlıyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler ve Amnesty International gibi kuruluşlar, son yıllarda Zambiya'da basın özgürlüğünün ve ifade özgürlüğünün gerilediğini rapor ediyor. Özellikle 2025'te kabul edilen ve "kamu düzeni" gerekçesiyle toplantı ve gösteri yürüyüşlerini kısıtlayan yasa, muhalefet ve sivil toplum tarafından sert eleştirilere yol açtı. Hükümet yetkilileri ise bu düzenlemelerin "ulusal güvenlik" ve "istikrar" için gerekli olduğunu savunuyor.
Seçim öncesi dönemde muhalefet liderlerinden bazıları gözaltına alınmış, mitingleri yasaklanmıştı. Bu olaylar, Hichilema'nın 2021'deki zaferinin ardından "yeni bir demokrasi dönemi" vaadinin ne kadar gerçekleştiği sorusunu akıllara getiriyor. Hichilema, ikinci dönem açılış konuşmasında "siyasi diyalog" ve "uzlaşma" vurgusu yaptı ve tüm partilere ortak masa çağrısı yaptı. Ancak muhalefet, somut adımlar görmedikçe bu çağrıların samimi olmadığını düşünüyor.
Zambiya'nın Bölgesel ve Küresel Konumu
Zambiya, Afrika'nın en istikrarlı ülkelerinden biri olarak kabul edilir ve bölgesel örgütlerde (Afrika Birliği, SADC) aktif rol oynar. Ülke, aynı zamanda bakır rezervleriyle küresel enerji dönüşümünde kritik bir konumda. Hichilema'nın ikinci döneminde, ekonomik reformları sürdürmesi ve yabancı yatırımcı güvenini yeniden tesis etmesi bekleniyor. Ancak siyasi kutuplaşma, ekonomik istikrarı tehdit edebilir.
Uluslararası toplum, Zambiya'daki gelişmeleri yakından takip ediyor. ABD ve AB, seçim sonuçlarını tanıdıklarını açıklarken, siyasi özgürlükler konusundaki endişelerini de dile getirdi. Çin ise Zambiya'nın en büyük kreditörü olarak ekonomik ilişkileri derinleştirmeye devam ediyor. Hichilema, hem Batı hem de Doğu ile dengeli ilişkiler yürütmeye çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Zambiya'daki siyasi gelişmeler, Türkiye'nin Afrika açılımı ve bölgesel istikrar politikaları açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, son yıllarda Afrika'da ekonomik ve diplomatik varlığını artırıyor; Zambiya da bu stratejide bakır madenciliği ve altyapı yatırımlarıyla öne çıkıyor. Hichilema'nın ikinci döneminde siyasi istikrarın korunması, Türk iş insanlarının bölgedeki yatırımları için olumlu bir ortam yaratabilir. Ancak artan siyasi baskı ve özgürlük kısıtlamaları, Türkiye'nin demokrasi ve insan hakları söylemiyle çelişebilir. Ayrıca, Zambiya'nın borç sorunları ve Çin ile ilişkileri, Türkiye'nin Afrika'daki ekonomik dengeleri açısından izlenmesi gereken bir konu.