Araç kiralama devi Hertz Global Holdings Inc.'in hisseleri son iki haftada yaklaşık %60 değer kaybederken, açığa satış yapan yatırımcılar şirketin daha da kötüye gideceğine dair bahislerini rekor seviyeye çıkardı. Wall Street'te kısa pozisyonların toplam hisse arzına oranı tarihi zirveye ulaşırken, yatırımcılar şirketin artan borç yükü ve zayıflayan talep karşısında iflas korumasına başvurabileceğini fiyatlıyor. S&P 500 endeksinde işlem gören hisseler, 2020'deki pandemi kaynaklı çöküşün ardından bu yılki en sert düşüşlerinden birini yaşıyor.
Gelişmenin arka planı
Hertz'in hisselerindeki keskin düşüş, şirketin ikinci çeyrek bilançosunda beklenenden zayıf gelen kâr marjları ve filo maliyetlerindeki artışın ardından hız kazandı. Özellikle elektrikli araçlara yapılan büyük yatırımların beklenen getiriyi sağlayamaması, yatırımcıların endişelerini artırdı. Şirket, Tesla ve Polestar gibi üreticilerden satın aldığı araçların ikinci el değerindeki hızlı düşüş nedeniyle zarar yazmak zorunda kaldı. Bu durum, Hertz'in toplam borcunun 18 milyar doları aşmasına katkıda bulundu.
Açığa satışçılar, kısa vadeli kiralama talebindeki yavaşlama ve şirketin artan faiz giderleri nedeniyle iflas riskinin arttığını savunuyor. Finansal veri sağlayıcısı S3 Partners'a göre, Hertz hisselerindeki kısa pozisyonlar son 30 günde %40 artarak 1,2 milyar dolar piyasa değerine ulaştı. Bu, şirketin mevcut piyasa değerinin %15'ine denk geliyor ve tarihin en yüksek seviyesi olarak kaydediliyor.
Hertz yönetimi ise açıklamalarında nakit akışını iyileştirmek için maliyet kesintilerine gittiğini ve filo dönüşüm programını hızlandırdığını duyurdu. Ancak yatırımcılar, şirketin 2020'deki iflastan çıkış stratejisinin tekrarlanabileceğinden endişe ediyor. O dönemde pandemi nedeniyle mahkeme korumasına başvuran Hertz, 2021'de yeniden yapılanma ile faaliyetlerine devam edebilmişti.
Bölgesel veya küresel boyut
Hertz'deki bu çöküş, küresel araç kiralama sektöründe domino etkisi yaratabilecek bir krizin habercisi olarak yorumlanıyor. Sektör, artan araç fiyatları, yüksek faiz oranları ve pandemi sonrası değişen tüketici alışkanlıkları nedeniyle sıkışmış durumda. Özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika'da turizm talebindeki dalgalanmalar, şirketlerin filo yönetimini zorlaştırıyor. ABD Merkez Bankası'nın faiz artırımları, şirketlerin borçlanma maliyetlerini yukarı çekerken, elektrikli araçlara geçişin beklenenden yavaş olması yatırım planlarını sekteye uğratıyor.
Hertz'in yaşadığı bu sıkıntılar, sektördeki diğer büyük oyuncular Avis Budget Group ve Enterprise Holdings için de uyarı sinyali veriyor. Analistler, özellikle ikinci el araç fiyatlarının düşmeye devam etmesi halinde birçok kiralama şirketinin bilançolarında ciddi bozulmalar yaşanabileceğini belirtiyor. Bu durum, tüketicilere daha yüksek kiralama ücretleri ve daha az seçenek olarak yansıyabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hertz'in yaşadığı kriz, Türkiye'de faaliyet gösteren araç kiralama şirketleri için dolaylı riskler barındırıyor. Küresel ölçekte artan borçlanma maliyetleri ve elektrikli araç dönüşümünün yavaşlaması, Türkiye'deki yerel firmaları da etkileyebilir. Özellikle yabancı ortaklıklar ve filo finansmanı yoluyla faaliyet gösteren şirketler, Hertz benzeri bir likidite sıkışıklığıyla karşılaşabilir. Ayrıca, Türkiye'nin turizm gelirlerine bağımlı sektörlerden biri olan araç kiralama pazarında, küresel talepteki daralma fiyatları aşağı çekebilir. Ancak TL'deki değer kaybı, yerel firmaların yabancı para cinsinden borçlarını yönetmesini zorlaştırarak bu riski artırabilir. Yatırımcıların bu gelişmeyi yakından takip etmesi gerekiyor.