GlobalMercek
Telegram
⚠ EDİTÖRYEL NOT

Bu platform, başta Batı medyası olmak üzere küresel ana akım haber kaynaklarını çeviri yoluyla Türk okuyucuya sunmaktadır. Amacımız bu haberlerin önemli bir bölümünün ne denli taraflı, çifte standartlı ve manipülatif olduğunu açığa çıkarmaktır. Batı medyasının kendi çıkarlarına göre şekillendirdiği bu içerikleri eleştirel bir bakışla okumanızı tavsiye ederiz.

DÜNYA GÜNDEMİ
Ekonomi

Herkes İçin Üniversite, En Çok Zoru Yoksul Öğrenci Çekiyor

✍️ GlobalMercek 📖 3 dk okuma
Herkes İçin Üniversite, En Çok Zoru Yoksul Öğrenci Çekiyor
📊
📡 Batı Medyası
Kaynak perspektifi: Batı Liberal Ekonomi Medyası
📊 Batı Liberal Ekonomi Medyası
Çeviri Kaynağı
The Economist — Bu haber, The Economist'da yayımlanan haberin Türkçe çevirisidir.
Orijinal Habere Git

Yükseköğretime erişimin genişletilmesi, özellikle gelişmekte olan ülkelerde onlarca yıldır süregelen bir hedef olmuştur. Ancak son araştırmalar, bu "herkese üniversite" yaklaşımının, en yoksul öğrenciler üzerinde beklenenin aksine olumsuz etkiler yarattığını ortaya koyuyor. Kitlesel eğitim politikaları, nitelikten ödün verilmesine, kaynakların verimsiz dağılmasına ve en kırılgan grupların sistem içinde kaybolmasına yol açıyor. Artık sahada daha rasyonel ve standart odaklı bir yükseköğretim modeline duyulan ihtiyaç her zamankinden daha belirgin.

Gelişmenin Arka Planı: Kitleselleşmenin Beklenmeyen Sonuçları

Dünya genelinde birçok hükümet, üniversite kontenjanlarını artırarak ve giriş koşullarını gevşeterek daha fazla gencin yükseköğrenime dahil olmasını sağlamaya çalıştı. Bu politikalar, kısa vadede okullaşma oranlarını yükseltmiş olsa da, uzun vadede eğitim kalitesinde ciddi düşüşlere neden oldu. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, üniversite sayısının artmasına rağmen nitelikli akademisyen ve fiziki altyapı yetersiz kaldı.

Örneğin, bazı Afrika ülkelerinde üniversite mezunu sayısı son on yılda ikiye katlanmasına rağmen, işsizlik oranları özellikle genç nüfusta yükseldi. Bu durum, diplomanın artık bir istihdam garantisi olmaktan çıktığını gösteriyor. Yoksul ailelerin çocukları ise eğitim sürecinde daha az kaynağa sahip oldukları için hem akademik başarıda hem de iş bulma sürecinde daha dezavantajlı hale geliyor.

Uzmanlar, bu durumun temel nedenini, eğitim sistemlerinin sanayi devrimi döneminden kalma standartlara göre yapılandırılmasına ve 21. yüzyılın dinamik işgücü piyasasına uyum sağlayamamasına bağlıyor. Ayrıca, nitelikli eleman açığı çeken sektörlerde mesleki eğitimin teşvik edilmemesi, herkesi dört yıllık üniversite eğitimine yönlendiren politikaların sorgulanmasına yol açıyor.

Bölgesel ve Küresel Boyut: Farklı Kıtalardan Benzer Tablolar

Bu sorun yalnızca belirli bir bölgeye özgü değil; küresel bir nitelik taşıyor. Latin Amerika'da, Brezilya'nın ProUni programı gibi sosyal adaleti artırmayı hedefleyen politikalar, yoksul öğrencilerin üniversiteye girişini artırmış olsa da, bu öğrencilerin mezuniyet oranları ve iş bulma başarıları halen düşük kalıyor. Asya'da ise Hindistan, yükseköğretimde devasa bir genişleme yaşarken, mühendislik ve tıp gibi alanlarda eğitim kalitesi dünya standartlarının çok altına düştü.

Gelişmiş ülkelerde de durum farklı değil. Birleşik Krallık'ta artan üniversite ücretleri ve mezuniyet sonrası borç yükü, özellikle alt gelir gruplarından gelen öğrencileri orta sınıf akranlarına göre daha olumsuz etkiliyor. ABD'de yapılan bir araştırma, en zengin yüzde 25'lik dilimdeki ailelerin çocuklarının, en yoksul yüzde 25'lik dilimdeki öğrencilere kıyasla iki kat daha fazla üniversite diplomasına sahip olduğunu gösteriyor.

Bölgesel bazda bakıldığında, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde yükseköğretimde yaşanan hızlı niceliksel artış, kaynak dağılımında dengesizlik yaratarak hem eğitim kalitesini düşürmekte hem de mezun işsizliğini körüklemektedir. Sonuç olarak, "herkese üniversite" politikalarının, sosyal hareketliliği artırmak bir yana, mevcut eşitsizlikleri derinleştirdiği görülüyor.

Türkiye Açısından Değerlendirme

90'lı yıllardan itibaren üniversite sayısının hızla arttığı Türkiye'de de benzer bir tablo söz konusu. Kontenjanların artırılması ve yeni üniversitelerin açılması, kısa sürede yükseköğretimde kitleselleşmeyi getirmiş, ancak eğitim kalitesi konusunda tartışmalar gündeme gelmiştir. Özellikle Anadolu'daki bazı yeni üniversitelerde yaşanan altyapı ve öğretim üyesi yetersizliği, mezunların işgücü piyasasında beklediği değeri bulamamasına yol açmaktadır. Yoksul ailelerin çocukları, eğitim sürecinde daha az kaynağa erişebilmekte ve kaliteli eğitim alma şansları sınırlı kalmaktadır. Bu tablo, Türk yükseköğretim sisteminin yalnızca nicelik değil, nitelik odaklı bir reforma ihtiyaç duyduğunu göstermektedir. Aksi halde, eğitimde fırsat eşitliği söylemleriyle başlatılan politikalar, en dezavantajlı kesimleri daha da kırılgan hale getirebilir.

Etiketler:
yükseköğretimekonomieşitsizliküniversitekitleselleşmeTürkiye

İlgili Haberler

📰
Ekonomi

ABD'nin Yapay Zeka Hamlesi: Teknolojik Üstünlük Mü, Küresel Rekabet Mi

9 dk önce

İşlem Gücünü Finansal Varlığa Dönüştürmek
Ekonomi

İşlem Gücünü Finansal Varlığa Dönüştürmek

14 dk önce

İran Savaşından Kim Kazançlı Çıkar? Şimdilik Kaliforniyalı Fıstık Üreticileri
Ekonomi

İran Savaşından Kim Kazançlı Çıkar? Şimdilik Kaliforniyalı Fıstık Üreticileri

15 dk önce

Rusya'nın Savaş Ekonomisi Sorunlu Ama Çökmeyecek
Ekonomi

Rusya'nın Savaş Ekonomisi Sorunlu Ama Çökmeyecek

19 dk önce