ABD'nin New Jersey eyaletindeki Newark kentinde bulunan HelloFresh tesisinde çalışan işçiler, mahkemeye sundukları belgelerde fiziksel istismara uğradıklarını ve tuvalet molalarının engellendiğini öne sürdü. Yemek kiti teslimat şirketi, iddiaları reddederek suçlamaların “tamamen asılsız” olduğunu savundu. Toplu dava, şirketin çalışma koşullarına ilişkin ciddi soru işaretlerini gündeme getiriyor.
İddiaların Arka Planı
Mahkeme dosyasına göre, HelloFresh'in Newark'taki dağıtım merkezinde çalışan işçiler, yöneticiler tarafından fiziksel saldırıya maruz kaldıklarını, tuvalete gitmelerinin keyfi olarak engellendiğini ve aşırı çalışma saatlerine zorlandıklarını belirtti. İşçiler ayrıca, taleplerini dile getirdiklerinde misilleme ile karşılaştıklarını iddia ediyor. Dava, şirketin iş güvenliği ve temel çalışan hakları konusundaki tutumunu sorguluyor.
HelloFresh sözcüsü, yaptığı açıklamada, “Bu iddiaları ciddiye alıyoruz ancak yaptığımız inceleme sonucunda suçlamaların tamamen asılsız olduğunu tespit ettik. Çalışanlarımızın refahı bizim için önceliklidir ve tüm yasalara uygun hareket ediyoruz” dedi. Şirket, iddiaların asılsız olduğunu savunarak davayı savunacağını belirtti.
Newark tesisi, HelloFresh'in ABD'nin doğu yakasındaki en büyük dağıtım merkezlerinden biri konumunda. Şirket, pandemi döneminde artan taleple birlikte hızla büyümüş, ancak bu büyüme çalışma koşullarına ilişkin tartışmaları da beraberinde getirmişti. Daha önce de benzer işçi hakları ihlalleri iddialarıyla karşılaşan HelloFresh, bu davayla birlikte itibarını koruma mücadelesi veriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'de yemek teslimat sektörü, son yıllarda hızlı bir büyüme gösterdi. Ancak bu büyüme, depo ve dağıtım merkezlerinde çalışan işçilerin kötü koşullarına ilişkin haberlerle gölgelendi. HelloFresh davası, sadece şirket özelinde değil, sektör genelinde çalışma standartlarına dair bir tartışmayı yeniden alevlendirebilir. Özellikle göçmen işçilerin yoğun olarak çalıştığı bu tesislerde, temel hakların ihlali iddiaları sık sık gündeme geliyor.
ABD'deki işçi hakları örgütleri, bu tür davaların emsal teşkil edebileceğini ve diğer şirketlerin de benzer uygulamalara son vermesi için baskı oluşturabileceğini belirtiyor. Öte yandan, HelloFresh'in Avrupa ve diğer pazarlardaki operasyonları da benzer denetimlerle karşılaşabilir. Küresel ölçekte faaliyet gösteren bir şirket olarak HelloFresh'in bu davadaki tutumu, uluslararası alanda da izlenecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
HelloFresh davası, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de küresel işçi hakları standartları açısından önemli bir emsal oluşturabilir. Türkiye'de de benzer sektörlerde (kurye, depo, lojistik) çalışan işçilerin hakları sık sık tartışma konusu oluyor. ABD'deki bu dava, çok uluslu şirketlerin tedarik zincirlerinde ve operasyonlarında çalışma koşullarına ilişkin farkındalığı artırabilir. Ayrıca, Türk tüketicilerin ve sivil toplum kuruluşlarının, uluslararası şirketlerin etik uygulamalarını sorgulamasına yol açabilir. Küresel ticaretin şeffaflığı ve insan haklarına saygı, Türkiye'nin de dahil olduğu uluslararası platformlarda giderek daha fazla önem kazanıyor.