ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, yönetimin İran savaşı için Kongre'den on milyarlarca dolarlık acil fon talebini Senato'da savunmakta zorlanıyor. Pentagon'un stokları hızla tükenirken ve mühimmat rezervleri kritik seviyelere inerken, Hegseth'in çabaları henüz Cumhuriyetçi senatörlerden kayda değer bir destek bulamadı. Bakanlık, savaşın devam eden maliyetini karşılamak için yeni bir ek bütçe paketinin onaylanmasını istiyor, ancak senatörlerin çoğu, mevcut harcamaların kontrolsüz artışından ve stratejik belirsizlikten endişe duyuyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD'nin İran'a yönelik askeri operasyonları, son aylarda yoğunlaşan hava saldırıları ve füze savunma sistemlerinin devreye girmesiyle birlikte bütçe üzerinde ağır bir yük oluşturdu. Savunma Bakanlığı yetkilileri, özellikle yüksek teknolojili mühimmatların (JDAM, Tomahawk, Patriot füzeleri gibi) kullanımının beklentilerin çok üzerinde olduğunu ve mevcut üretim hatlarının bu tüketim hızına yetişemediğini belirtiyor. Pentagon, üretim kapasitesini artırmak ve stokları yenilemek için ek fonun bir an önce serbest bırakılması gerektiğini savunuyor. Ancak Senato'daki bazı Cumhuriyetçiler, özellikle bütçe disiplinini ön planda tutanlar, yönetimin savaş stratejisinin net olmadığını ve 'sonsuz savaşlara' yol açabileceğini ifade ediyorlar. Demokrat senatörler ise, Başkan Trump'ın İran politikasını 'provokatif' bularak, Kongre onayı olmadan geniş yetkiler kullanılmasına karşı çıkıyorlar.
Hegseth'in kapalı kapı toplantılarında yaptığı sunumlar, bazı senatörlerin desteğini almakta yetersiz kalıyor. Özellikle, savaşın bitiş tarihine dair net bir takvim sunulamaması ve bölgede istikrarın nasıl sağlanacağına ilişkin belirsizlikler, senatörlerin taleplere şüpheyle yaklaşmasına neden oluyor. Bir Cumhuriyetçi senatör, isminin açıklanmaması koşuluyla yaptığı açıklamada, 'Süresiz bir operasyon için sınırsız para istiyorlar; bu kabul edilemez' dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu mali kriz, ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığının sürdürülebilirliği konusunda ciddi soru işaretleri yaratıyor. İran'la yaşanan gerilimin tırmanması, Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğini tehdit ederken, küresel enerji piyasalarında dalgalanmalara yol açıyor. ABD'nin bölgedeki müttefikleri olan İsrail ve Suudi Arabistan, Washington'dan güçlü bir duruş bekliyor; ancak ABD'nin mali zorlukları, bu ülkelerin güvenlik endişelerini artırıyor. Öte yandan, Çin ve Rusya, ABD'nin bu durumunu kendi çıkarları için fırsat olarak görüyor; Moskova, Tahran'a askeri destek sinyalleri verirken, Pekin enerji anlaşmalarını genişletmeye çalışıyor. NATO cephesinde ise, Avrupalı müttefikler, ABD'nin dikkatini Asya-Pasifik'ten Orta Doğu'ya kaydırmasından endişe duyuyor; bu durum, ittifakın savunma planlamasını olumsuz etkiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin güvenlik ortamını doğrudan ilgilendiriyor. ABD'nin İran'a yönelik askeri operasyonları, Türkiye'nin sınırındaki istikrarı etkiliyor; olası bir geniş çaplı çatışma, mülteci akınlarını artırabilir ve enerji hatlarını tehdit edebilir. Türkiye, hem ABD ile hem de İran ile diyaloğunu sürdürmekte, ancak savaşın uzaması Ankara'yı zor durumda bırakabilir. Ayrıca, ABD'nin bütçe krizi, bölgesel askeri dengeleri değiştirebilir; Türkiye, kendi savunma sanayisini güçlendirme politikasını bu çerçevede daha da anlamlı hale getiriyor. Ankara, diplomasi öncelikli bir çözümden yana olduğunu vurgularken, bu tür bir krizin, Türkiye'nin bölgedeki rolünü ve ittifak ilişkilerini yeniden değerlendirmesine yol açması muhtemel görünüyor.