ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Kongre'ye sunduğu 2027 mali yılı bütçe teklifinde, Pentagon'un harcamalarını yüzde 44 oranında artırarak 1,5 trilyon dolara çıkarmayı önerdi. Bu rakam, İkinci Dünya Savaşı seviyelerine denk gelirken, bütçede 'uyanık' (woke) olarak nitelendirilen çeşitli programların kaldırılması dikkat çekiyor. Hegseth'in planı, savunma sanayisinde büyük bir karmaşaya yol açarken, Kongre'deki tartışmalar da kızışıyor. Pentagon'un bu devasa bütçe talebi, ABD'nin küresel askeri varlığını sürdürme çabalarının bir parçası olarak görülüyor.
Arka Plan: Devasa Artışın Nedenleri
Hegseth'in bütçe teklifi, özellikle Çin ve Rusya ile artan rekabetin yanı sıra, Orta Doğu'daki istikrarsızlık ve Hint-Pasifik bölgesindeki gerilimlere bir yanıt olarak sunuluyor. Savunma Bakanlığı, bu artışın öncelikle modernizasyon, nükleer caydırıcılık ve siber savunma kapasitelerinin güçlendirilmesine yönelik olacağını belirtiyor. Ancak, Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçi senatörler, bu boyuttaki bir harcamanın ulusal borcu daha da artıracağı ve sosyal programlardan kesinti yapılmasına yol açacağı eleştirisinde bulunuyor.
Bütçede 'uyanık' programlar olarak adlandırılan, çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık (DEI) girişimleri ve iklim değişikliğiyle mücadele projeleri büyük ölçüde kesilirken, kaynakların geleneksel silah sistemlerine yönlendirilmesi planlanıyor. Özellikle yeni nesil savaş uçakları, denizaltılar ve hipersonik füzeler gibi yüksek teknoloji projelerine ağırlık verilecek. Bu hamle, savunma şirketleri arasında yoğun lobi faaliyetlerine neden olurken, küçük ve orta ölçekli savunma yüklenicileri işlerini kaybetme endişesi yaşıyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Bu bütçe artışı, NATO müttefikleri başta olmak üzere birçok ülkede yankı buldu. ABD'nin savunma harcamalarındaki bu rekor seviye, ittifak içinde 'yük paylaşımı' (burden sharing) tartışmalarını yeniden alevlendirebilir. Özellikle Avrupalı müttefikler, kendi savunma bütçelerini artırma baskısı altına girebilir. Ayrıca, bu gelişme Çin ve Rusya'nın da kendi askeri harcamalarını artırmasına neden olabilir ve yeni bir silahlanma yarışını tetikleyebilir.
Orta Doğu'da ise İran'ın bölgesel faaliyetleri ve İsrail-Filistin çatışması, ABD'nin askeri varlığını artırmasının bir başka gerekçesi olarak sunuluyor. Ancak, bu büyük harcamanın sürdürülebilirliği ve ABD ekonomisi üzerindeki etkileri, ekonomistler arasında tartışma konusu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD savunma bütçesindeki bu devasa artış, Türkiye'nin güvenlik stratejileri açısından birkaç boyutta önem taşıyor. İlk olarak, artan ABD harcamaları, Doğu Akdeniz ve Suriye'deki askeri varlığının güçlenmesine yol açabilir ve bu da Türkiye'nin bölgesel çıkarlarıyla doğrudan etkileşim yaratabilir. İkincisi, Türkiye'nin NATO içindeki rolü ve savunma harcamaları yeniden gündeme gelebilir; Türkiye, GSYH'sının yüzde 2'sini savunmaya ayırma taahhüdünü sürdürse de, ABD'deki bu artış, müttefiklerin daha fazla katkı yapması taleplerini artırabilir. Son olarak, F-35 programındaki belirsizlik ve S-400 krizi bağlamında, ABD'nin yeni silah sistemlerine yaptığı bu yatırım, Türkiye'nin savunma alanındaki alternatif arayışlarını hızlandırabilir. Ancak, bu bütçe teklifinin Kongre'de onaylanması belirsizliğini koruyor.