İsrail işgali altındaki Batı Şeria’da yer alan Hebron kenti yakınlarında, İsrailli yerleşimciler tarafından darp edilen 70 yaşındaki Filistinli Ahmed el-Kerimi ağır yaralandı. Saldırı, dün akşam saatlerinde H2 bölgesi olarak bilinen ve yerleşimcilerin yoğun olarak bulunduğu mahallede meydana geldi. Görgü tanıkları, yerleşimcilerin taş ve sopalarla saldırdığı el-Kerimi’nin başından ve vücudundan yaralandığını belirtti. Filistin Kızılayı ekipleri, yaşlı adamı Hebron’daki özel bir hastaneye kaldırdı. Sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi.
Yerleşimci şiddeti artıyor
Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinli sivillere yönelik saldırıları son aylarda belirgin şekilde arttı. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre, 2023 yılında yerleşimci kaynaklı 500’den fazla şiddet olayı kaydedildi. Bu olayların büyük bir kısmı tarım arazilerine, zeytinliklere ve Filistinli köylere yönelikken, doğrudan fiziksel saldırılar da giderek yaygınlaşıyor. Hebron, özellikle İbrahim Camii çevresindeki yerleşimci yerleşkeleri nedeniyle sık sık çatışmalara sahne oluyor. Uluslararası toplum, yerleşimci şiddetini kınamakla birlikte, somut bir adım atmakta yetersiz kalıyor.
İsrail ordusu, olayla ilgili soruşturma başlattığını duyurdu. Ancak Filistinli yetkililer, bu tür soruşturmaların genellikle sonuçsuz kaldığını ve yerleşimcilerin cezalandırılmadığını belirtiyor. Filistin Yönetimi, saldırıyı kınarken, İsrail’in yerleşimci şiddetine göz yumduğunu ve uluslararası hukuku ihlal ettiğini savunuyor.
Bölgesel ve uluslararası boyut
Bu tür olaylar, sadece Filistin-İsrail çatışmasını derinleştirmekle kalmıyor, aynı zamanda bölgesel istikrarı da tehdit ediyor. Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan gibi Arap ülkeleri, yerleşimci şiddetini kınayan açıklamalar yaparken, ABD ve Avrupa Birliği de taraflara itidal çağrısında bulunuyor. Ancak ABD’nin İsrail’e verdiği koşulsuz destek, etkili bir müdahaleyi engelliyor. Birleşmiş Milletler, Mart 2024’te yayımladığı raporda, yerleşimci şiddetinin “savaş suçu” kapsamına girebileceğini belirtmiş, ancak bu uyarılar pratikte bir caydırıcılık sağlayamamıştır.
AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Bu tür saldırılar kabul edilemez. İsrail hükümeti, yerleşimci şiddetine karşı etkili önlemler almalı ve sorumluları adalete teslim etmelidir” ifadelerini kullandı. Ancak İsrail hükümeti, aşırı sağcı bakanların etkisiyle yerleşimci faaliyetlerini teşvik eden bir politika izliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu olay, Türkiye’nin Filistin davasına verdiği desteği bir kez daha gündeme getirmektedir. Ankara, uzun süredir İsrail’in yerleşimci politikalarını kınamakta ve Filistin topraklarının işgalini uluslararası hukuka aykırı bulmaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, birçok kez İsrail’e yönelik sert eleştirilerde bulunmuş ve Doğu Kudüs’ün Filistin’in başkenti olduğunu vurgulamıştır. Türkiye’nin bölgedeki nüfuzu, Arap kamuoyunda giderek artarken, bu tür olaylar Ankara’nın diplomatik girişimlerini hızlandırmasına neden olabilir. Ayrıca Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) bünyesinde Filistin için somut adımlar atılması yönünde çaba göstermektedir. Türkiye’nin bu konudaki hassasiyeti, iç kamuoyunda da geniş destek bulmaktadır.