Londra'nın en büyük havalimanı Heathrow, İran'daki artan jeopolitik gerilimlerin küresel hava yolculuğu talebini olumsuz etkilemesiyle bu yılki yolcu sayısı tahminini aşağı yönlü revize etti. Havalimanı yönetimi, özellikle nisan ve mayıs aylarında uluslararası seyahat talebinde belirgin bir yavaşlama gözlemlendiğini ve bu nedenle 2025 yılı için öngörülen yolcu sayısının yüzde 5 oranında azalabileceğini açıkladı.
Gelişmenin arka planı
Heathrow, dünyanın en yoğun havalimanlarından biri olarak küresel seyahat eğilimlerinin önemli bir göstergesi konumunda. Son aylarda Ortadoğu'da tırmanan İran-İsrail gerginliği ve Körfez bölgesindeki güvenlik endişeleri, başta Avrupa ve Asya arasındaki uzun mesafe uçuşlar olmak üzere birçok rotada talep düşüşüne yol açtı. Havayolu şirketleri, riskli bölgelerden kaçınmak için uçuş rotalarını değiştirirken, yolcular da seyahat planlarını erteleme veya iptal etme eğilimi gösteriyor. İngiltere merkezli havalimanı, bu durumun sadece İran'a doğrudan uçuşları değil, aynı zamanda bölge üzerinden yapılan aktarmalı yolculukları da etkilediğini belirtti.
Öte yandan, küresel enflasyon ve artan yaşam maliyetleri de seyahat harcamalarını baskılıyor. Heathrow yetkilileri, nisan ve mayıs aylarında iş seyahatleri ve turistik ziyaretlerde kayda değer bir azalma olduğunu, bunun da yıllık bazda yolcu sayısında 2 ila 5 milyon arasında bir düşüşe neden olabileceğini ifade etti. Havalimanı, 2024 yılında 81,5 milyon yolcuya hizmet vermişti ve bu yıl için 83 milyon hedefi koymuştu.
Bölgesel ve küresel boyut
Heathrow'un tahmin revizyonu, uluslararası hava taşımacılığı sektöründe Ortadoğu'daki istikrarsızlığın yarattığı dalga etkisini gözler önüne seriyor. İran-İsrail arasındaki doğrudan çatışma riski, sadece bölgesel havayollarını değil, Avrupa ve Asya merkezli taşıyıcıları da etkiliyor. Emirates, Qatar Airways, Turkish Airlines gibi büyük oyuncular, çatışma bölgelerinden kaçınmak için alternatif rotalar planlarken, yakıt maliyetleri ve sigorta primlerindeki artış da havayollarının karlılığını tehdit ediyor. Ayrıca, savaşın yaygınlaşması halinde Hürmüz Boğazı'nın kapanması gibi senaryolar, küresel enerji ve tedarik zincirlerini de etkileyecek potansiyele sahip.
Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA), Ortadoğu'daki gerginliğin 2025 yılı küresel hava yolu yolcu trafiğinde yüzde 2-3 oranında bir daralmaya yol açabileceğini öngörüyor. Bu durum, özellikle turizm gelirine bağımlı ülkeler için olumsuz bir tablo çiziyor. Heathrow'un kararı, sektörün kırılganlığının ve jeopolitik risklerin taşımacılık talebi üzerindeki doğrudan etkisinin bir kanıtı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla İran ve Ortadoğu'daki istikrarsızlıktan doğrudan etkilenebilecek ülkelerin başında geliyor. Türk Hava Yolları (THY), İran ve Irak gibi ülkelere uçuşlarını sürdürmekle birlikte, güvenlik endişeleri nedeniyle belirli rotalarda kapasite düzenlemesi yapmak zorunda kalabilir. Ayrıca, küresel seyahat talebindeki yavaşlama, turizm gelirlerinin önemli bir bölümünü Avrupa ve Asya'dan elde eden Türkiye için risk oluşturuyor. Ancak, İran gerginliği nedeniyle bazı havayollarının Türkiye üzerinden alternatif uçuş koridorlarına yönelmesi, İstanbul Havalimanı için transit yolcu hacminde artış sağlayabilir. Bu bağlamda, Türk sivil havacılık otoritelerinin ve THY'nin esnek planlama kapasitesi, olası kayıpların sınırlı kalmasında belirleyici olacaktır.