Sudan'daki iç savaşın seyri, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) art arda aldığı yenilgilerle değişiyor. Ancak ordu, bu zaferleri, ortak düşman ortadan kalktığında kontrol etmekte zorlanabileceği silahlı bir koalisyona borçlu. Başkent Hartum ve çevresinde sağlanan kazanımlar, savaşın sonunun yaklaştığı anlamına gelmiyor; bilakis, çatışmanın daha da parçalı ve öngörülemez bir hal alacağına işaret ediyor.
Savaşın Yeni Evresi ve Ordunun Kırılgan Koalisyonu
Sudan ordusu, Nisan 2023'te patlak veren çatışmalardan bu yana HDK karşısında önemli ilerlemeler kaydetti. Özellikle 2024 sonlarına doğru başkentteki stratejik noktaları geri alarak HDK'nın lojistik hatlarını kesmeyi başardı. Bu zaferler, büyük ölçüde, ordunun yanında savaşan milis gruplarının ve eski isyancı liderlerin desteğiyle mümkün oldu. Ancak bu destek, karşılıksız değil: Bu gruplar, savaş sonrası kurulacak yeni düzende kendi çıkarlarını güvence altına almak için orduya katıldı.
Ordu Komutanı General Abdülfettah el-Burhan, bu ittifakı 'ulusal direniş' olarak niteliyor. Fakat sahadaki gerçekler, bu koalisyonun ne kadar sıkı olduğunu sorgulatıyor. Geçmişte birbirleriyle çatışmış olan bu silahlı gruplar, sadece HDK tehdidi karşısında birleşmiş durumda. HDK zayıfladıkça, koalisyonun iç dinamikleri de değişiyor. Orduya katılan grupların sivil halk üzerinde baskı kurması, yağma olaylarına karışması, güvenlik güçleriyle aralarında yeni gerilimler yaratıyor.
Uzmanlara göre, Sudan ordusu şu anda ''bir yılanı öldürmek için başka bir yılanla ittifak kuruyor''. Bu durum, uzun vadede ülkenin güvenlik yapısının daha da karmaşıklaşmasına yol açacak. HDK lideri Muhammed Hamdan Daglo'nun (Hemeti) gücü kırılsa bile, onun yerini alacak yeni silahlı aktörlerin ve bölgesel aşiretlerin özerk davranışları, merkezi hükümetin otoritesini zayıflatabilir.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Savaşın seyrindeki bu değişim, bölgesel güç dengelerini de etkiliyor. Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan gibi ülkeler, Sudan'daki krizde farklı aktörleri destekliyor. Özellikle BAE'nin HDK'ya verdiği iddia edilen askeri destek, ordunun ilerlemesinden sonra sorgulanmaya başlandı. HDK'nın gerilemesi, BAE'nin bölgedeki nüfuzuna darbe vurabilirken, Mısır'ın orduya verdiği desteğin de etkisini artırıyor.
Küresel ölçekte ise Sudan, Rusya ve ABD arasında bir rekabet alanı olmayı sürdürüyor. Ordu içinde etkili olan eski rejim yanlısı grupların Rusya ile bağları, Batılı ülkeleri endişelendiriyor. HDK'nın zayıflaması, Rusya'nın Kızıldeniz'deki jeopolitik çıkarlarını riske atabilir. Bu durum, uluslararası toplumun Sudan'a yönelik yaklaşımını da etkileyecek gibi görünüyor. Çatışmanın sona ermesi halinde, ülkenin yeniden inşası için büyük bir uluslararası konferans düzenlenmesi bekleniyor; ancak bu, kapsayıcı bir siyasi çözüm olmadan gerçekleşmesi zor bir senaryo.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan'daki güç dengelerinin değişmesi, Türkiye'nin Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz'deki stratejik hesaplarını da yakından ilgilendiriyor. Türkiye, 2019'dan bu yana Sudan'la askeri ve ekonomik işbirliğini derinleştiriyor; özellikle Sawakin Adası'ndaki askeri üs anlaşması ve savunma sanayi yatırımları öne çıkıyor. Ancak iç savaşın uzaması, bu projeleri sekteye uğrattı. HDK'nın zayıflaması ve ordunun yeniden güç kazanması, Türkiye'nin Sudan'daki nüfuzunu artırabilir. Fakat ordunun ittifak kurduğu silahlı gruplar arasındaki iç çekişmeler, ülkenin istikrara kavuşmasını zorlaştırırsa, Türk yatırımları için risk oluşturabilir. Bu nedenle Türkiye, Sudan'da kalıcı bir barışın tesisi için bölgesel aktörlerle diyaloğunu sürdürmekte ve tüm taraflarla ilişkilerini dengede tutmaktadır.