Küba, Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana en derin ekonomik kriziyle boğuşuyor. Ülke, uzun süreli elektrik kesintileri, temel gıda ve ilaç kıtlığı ile mücadele ederken, halkın büyük bir bölümü adayı terk etmenin yollarını arıyor. Bu tablo, adanın artık işlevsiz bir 'zombi devlet' olarak anılmasına neden oluyor. Enerji arzının çökmesi, devletin temel hizmetleri sağlama kapasitesini yok etmiş durumda; hastaneler jeneratörlerle çalışıyor, evler günlerce karanlıkta kalıyor. Küba hükümeti, krizi ABD ambargosuna ve pandeminin etkilerine bağlasa da, ülkenin ekonomik modelinin tükenmişliği ve yönetimdeki yetersizlikler de gözlerden kaçmıyor.
Krizin Derinleşen Boyutları: Elektrik, Gıda ve İlaç Kıtlığı
Küba'da durum, 2024 yazında başlayan ve sonbaharda şiddetlenen elektrik kesintileriyle daha da görünür hale geldi. Ülkenin ana enerji santrallerinden Antonio Guiteras'ın arızalanması, adanın büyük bölümünü karanlığa gömdü. Hükümet, yakıt ithalatındaki yetersizlik nedeniyle zorunlu elektrik kesintileri uyguladığını duyurdu. Enerji Bakanlığı'nın yaptığı açıklamalara göre, günlük elektrik üretimi talebin ancak üçte birini karşılayabiliyor. Bu durum, soğuk zincirin bozulmasına, gıdaların çürümesine ve sağlık hizmetlerinin sekteye uğramasına yol açıyor.
Gıda ve ilaç kıtlığı da en az enerji krizi kadar ciddi. Temel gıda maddeleri olan ekmek, yumurta ve süt, devlet karnesiyle sınırlı miktarlarda dağıtılıyor. Karaborsa fiyatları ise ortalama bir Kübalının aylık maaşının (ortalama 4.000 Küba pesosu, yaklaşık 30 ABD doları) çok üzerinde. İlaç sıkıntısı nedeniyle kronik hastalar ilaçlarını bulamıyor, ameliyatlar erteleniyor. Küba Eczacılık Birliği'nin verilerine göre, ülkede temel ilaçların yaklaşık %70'i stoklarda mevcut değil.
Bu koşullar, halk arasında büyük bir umutsuzluğa yol açtı. Son iki yılda yaklaşık 800.000 Kübalı'nın ülkeyi terk ettiği tahmin ediliyor. Bu göç dalgası, ülkenin demografik yapısını da tehdit ediyor; genç ve eğitimli nüfusun büyük kısmı ABD'ye veya diğer Latin Amerika ülkelerine gidiyor. Beyin göçü, zaten kırılgan olan ekonomiyi daha da zayıflatıyor.
Küresel ve Bölgesel Bağlam: Ambargo, Turizm ve Çin Etkisi
ABD'nin 1962'den bu yana uyguladığı ambargo, Küba ekonomisinin en büyük dış kısıtı olmaya devam ediyor. Ancak uzmanlar, krizin tek sorumlusunun ambargo olmadığını, ekonominin yapısal sorunlarının da en az ambargo kadar etkili olduğunu belirtiyor. Devletin ekonomi üzerindeki ağır kontrolü, özel sektörün gelişimini kısıtlıyor; hükümetin sübvansiyonlar ve fiyat kontrolleriyle piyasayı yönetme çabası, üretimi caydırıyor ve karaborsayı besliyor.
Küba'nın önemli gelir kaynaklarından biri olan turizm sektörü de pandemi ve sonrasında yaşanan ekonomik sıkıntılardan olumsuz etkilendi. 2023'te turist sayısı 2 milyonun altında kaldı; bu, pandemi öncesi seviyenin yaklaşık yarısı. Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sonrası Batı'nın yaptırımlarına maruz kalan Rus turistlerin de önemli bir kısmını kaybeden ada, şimdi Çin Halk Cumhuriyeti ile yeni turizm anlaşmaları imzalamaya çalışıyor. Ancak Çin'in bu ülkeye yönelik ilgisi siyasi ve stratejik ağırlıklı; Pekin, ABD'nin arka bahçesi olarak gördüğü bu bölgede nüfuzunu artırmak için adaya yatırım yapıyor, özellikle telekomünikasyon ve havaalanı altyapısına destek sağlıyor.
Küba'nın 'zombi devlet' durumu, sadece ülke içinde değil bölgesel istikrar açısından da endişe yaratıyor. Uluslararası Göç Örgütü'ne göre, düzensiz göç akını Karayipler ve ABD için ciddi bir sorun haline geldi. ABD, 2023'te Küba'dan gelen göçmen sayısında rekor artış yaşandığını açıkladı. Bu durum, iki ülke arasındaki göç anlaşmalarını da zorluyor. Ayrıca Küba'nın kronik enerji krizi, bölgedeki diğer devletlere de olumsuz örnek teşkil ediyor; Venezuela ve Nikaragua gibi benzer yönetim modellerine sahip ülkelerde de benzer çöküş belirtileri görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küba'daki bu derin kriz, Türkiye'nin Latin Amerika açılımı politikası açısından dikkatle takip edilmesi gereken bir tablo ortaya koyuyor. Türkiye, son yıllarda Küba ile ticari ve diplomatik ilişkilerini geliştirme çabasında. Ancak Küba'nın ekonomik çöküşü, bu ülkeyle yapılan ticaretin hacmini ve güvenilirliğini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Küba'nın enerji krizi, Türkiye'nin enerji alanındaki iş birliği arayışları için bir uyarı niteliği taşıyor. Türk firmalarının, ödemelerin yapılamadığı bir pazarda risk alması zor görünüyor. Öte yandan, Küba krizi, ABD ambargosunun etkilerini ve devletçi ekonomik modellerin sürdürülebilirliğini tartışmaya açarken, Türkiye'nin kendi ekonomik modelinin avantajlarını gözden geçirmesine de katkı sağlayabilir. Bu gelişme, Türk dış politikası için temkinli olunması gereken bir dosya olarak önemini koruyor.