Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan ve New York eski Belediye Başkanı Michael Bloomberg, hava kirliliğiyle mücadelede şehirlerin kaydettiği hızlı ve ölçülebilir ilerlemenin tüm dünyaya yayılabileceğini vurguluyor. İki lider, kendi şehirlerinde uygulanan politikaların somut sonuçlar verdiğini ve bu modellerin diğer metropoller tarafından benimsenebileceğini belirtiyor. Hava kirliliği, her yıl milyonlarca erken ölüme yol açan küresel bir halk sağlığı krizi olarak tanımlanırken, Londra ve New York örnekleri bu sorunun çözümsüz olmadığını gösteriyor.
Londra ve New York’ta hava kalitesini iyileştiren politikalar
Londra, 2016 yılında göreve gelen Sadiq Khan öncülüğünde, Ultra Düşük Emisyon Bölgesi (ULEZ) gibi radikal önlemler hayata geçirdi. Başlangıçta şehir merkezini kapsayan bölge, 2023’te tüm Londra’yı kapsayacak şekilde genişletildi. Bu sayede en kirli araçların kullanımı azaltıldı ve 2024 itibarıyla şehir merkezindeki nitrojen dioksit seviyelerinde yüzde 50’ye varan düşüş kaydedildi. Aynı dönemde elektrikli araç şarj noktaları büyük ölçüde artırıldı, bisiklet yolları genişletildi ve toplu taşıma yatırımları hızlandırıldı.
New York ise Michael Bloomberg döneminde başlatılan PlaNYC girişimiyle hava kalitesini iyileştirmek için kapsamlı bir strateji izledi. Kentteki tesislerde düşük kükürtlü yakıt kullanımı zorunlu hale getirildi, binalarda enerji verimliliği standartları yükseltildi ve eski dizel kamyonların yerini daha temiz araçlar aldı. Bu politikalar sayesinde New York’ta hava kirliliği 2000’li yılların başından bu yana yüzde 40 oranında azaldı. Özellikle partikül madde (PM2.5) seviyelerindeki düşüş, halk sağlığında belirgin iyileşmelere yol açtı.
Küresel boyutta hava kirliliğiyle mücadele
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre hava kirliliği, her yıl yaklaşık 7 milyon erken ölüme neden oluyor. Bu ölümlerin büyük kısmı düşük ve orta gelirli ülkelerde meydana gelirken, sorunun çözümü için hızlı ve kararlı adımlar atılması gerekiyor. Khan ve Bloomberg, C40 İklim Liderliği Grubu ve diğer uluslararası ağlar aracılığıyla şehirler arası iş birliğini teşvik ediyor. Çin’in başkenti Pekin, son on yılda hava kalitesini iyileştirmek için 100 milyar doların üzerinde yatırım yaparken, Delhi gibi şehirler de Londra ve New York modellerini inceleyerek kendi planlarını oluşturuyor.
Teknolojik gelişmeler ve kamuoyu farkındalığındaki artış, temiz hava politikalarının benimsenmesini kolaylaştırıyor. Güneş ve rüzgar enerjisi maliyetlerinin düşmesi, elektrikli araçların yaygınlaşması ve binalarda enerji verimliliği sağlayan akıllı sistemler, hava kirliliğiyle mücadelede önemli araçlar haline geldi. Ancak uzmanlar, hükümetlerin sübvansiyonları fosil yakıtlardan temiz enerjiye yönlendirmesi ve kirlilik standartlarını sıkılaştırması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde hava kirliliği sorunuyla mücadele ediyor. Londra ve New York’un deneyimleri, Türk şehirleri için değerli dersler sunuyor. Düşük emisyon bölgeleri oluşturma, toplu taşımayı elektrikli araçlarla donatma ve binalarda enerji verimliliğini artırma gibi politikalarla hava kalitesi iyileştirilebilir. Ayrıca, Türkiye’nin Paris İklim Anlaşması taahhütleri ve 2053 net sıfır emisyon hedefi, bu tür yerel eylemlerin ulusal politikalarla uyumlu hale getirilmesini gerektiriyor. Hava kirliliğinin sağlık üzerindeki maliyeti göz önüne alındığında, bu alandaki yatırımların ekonomik getirisi de yüksek olacaktır.