İran dini lideri Ayetullah Ali Hamenei, ülkenin en üst güvenlik organı olan Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi'ne yeni bir lider atamasının ardından, devrim muhafızları ordusu ve düzenli ordu bünyesindeki altı askeri komutanlık için yeni isimleri onayladı. Söz konusu atamalar, son aylarda İsrail ile yaşanan çatışmalarda ve bölgesel operasyonlarda hayatını kaybeden üst düzey komutanların yerlerinin doldurulması amacı taşıyor. Resmi devlet ajansı IRNA'nın aktardığı kararname ile Hamenei, söz konusu altı ismi ilgili görevlere resmen atadı.
Gelişmenin arka planı
Hamenei'nin onayladığı atamalar, Kudüs Gücü Komutanı Tuğgeneral İsmail Kaani'nin danışmanı Tuğgeneral Hacı Rahim Safevi'yi de kapsıyor. Safevi, İran'ın Suriye'deki askeri danışmanlık misyonunun başına getirildi. Ayrıca, devrim muhafızlarının kara kuvvetleri komutanlığına Tuğgeneral Muhammed Pakpur yeniden atanırken, hava kuvvetleri komutanlığına Tuğgeneral Emir Ali Hacızade getirildi. Deniz kuvvetleri komutanlığına ise Tuğgeneral Alireza Tangsiri yeniden seçildi. Bunların yanı sıra, düzenli ordunun hava savunma komutanlığına Tuğgeneral Alireza Sabahiferd ve kara kuvvetleri komutanlığına Tuğgeneral Kioumars Heidari atandı.
Bu atamalar, İran'ın son dönemde yaşadığı komuta kayıplarının ardından geldi. Özellikle İsrail'in Suriye'deki İran hedeflerine düzenlediği saldırılarda ve bölgesel çatışmalarda birçok üst düzey İranlı komutanın öldürüldüğü biliniyor. Bu komutanların arasında, Devrim Muhafızları Kudüs Gücü'nün eski komutanı Kasım Süleymani'nin yardımcılığını yapmış olan Tuğgeneral Muhammed Rıza Zahedi de bulunuyor. Zahedi, Nisan 2024'te İsrail'in Şam'daki İran konsolosluğuna düzenlediği saldırıda hayatını kaybetmişti. Bu saldırı, İran'ın İsrail'e yönelik ilk doğrudan saldırısını tetiklemişti.
Uzmanlara göre, Hamenei'nin bu atamaları, İran'ın güvenlik kurumlarındaki boşlukları hızla doldurma ve komuta yapısını güçlendirme ihtiyacından kaynaklanıyor. Aynı zamanda, bu adımın İran'ın bölgesel varlığını sürdürme kararlılığının bir göstergesi olduğu değerlendiriliyor. Özellikle, Suriye'deki askeri danışmanlık misyonunun başına getirilen Safevi'nin, Lübnan Hizbullah'ı ve diğer vekil gruplarla koordinasyonu sağlayacağı belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın askeri komuta kademesindeki bu değişiklikler, bölgesel güç dengesi açısından kritik bir dönemde gerçekleşiyor. İsrail ile İran arasındaki gerginlik, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın saldırısıyla başlayan Gazze savaşının ardından hala tırmanışta. İran destekli Hizbullah'ın İsrail'in kuzeyine düzenlediği saldırılar ve İsrail'in Lübnan'ın güneyine yönelik operasyonları, çatışmanın genişleme riskini artırıyor.
Öte yandan, İran'ın nükleer programı ve uluslararası yaptırımlar konusundaki belirsizlik, Batı ile gerilimi sürdürüyor. Hamenei'nin atadığı yeni komutanların, özellikle Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanı Tangsiri'nin, Basra Körfezi'nde ABD ve müttefikleriyle yaşanan gerilimlerde önemli bir rol oynaması bekleniyor. İran'ın son yıllarda deniz yoluyla yaptığı hamleler, bölgedeki enerji nakil hatlarını tehdit eder bir nitelik taşıyor.
Uzmanlar, bu atamaların İran'ın askeri kurumlarında sürekliliği sağlama ve savaş koşullarına uyum sağlama çabası olarak okunması gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, atamaların, İran'ın iç siyasi dengelerinde de bir mesaj niteliği taşıdığı ifade ediliyor. Özellikle, düzenli ordu ve devrim muhafızları arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiği bir dönemde yapılan bu atamalar, kurumlar arası rekabetin de bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki askeri atamalar, Türkiye'nin güvenlik ve dış politika öncelikleri açısından doğrudan etkiler barındırıyor. Özellikle Suriye'deki askeri danışmanlık misyonunun başına getirilen Safevi'nin görevi, Türkiye'nin Fırat'ın doğusundaki varlığı ve İran'ın bölgedeki nüfuzu arasında yeni gerilimlere yol açabilir. Türkiye, Suriye'nin kuzeyinde terör örgütü PKK/YPG'ye karşı operasyon yaparken, İran destekli unsurların aynı bölgede konumlanması iki ülke arasındaki koordinasyonu zorlaştırabilir. Ayrıca, İran ile İsrail arasındaki gerilimin yayılma ihtimali, Türkiye'nin doğu sınırında güvenlik riskini artırabilir. Türkiye'nin bölgede istikrarı sağlama çabaları, İran'ın yeni komuta yapısının davranışlarına bağlı olacak. Bu nedenle Ankara, gelişmeleri yakından izlemek zorundadır.