İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları devam ederken, Hamas'a İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun seçim kampanyası öncesinde 'duyarlı' davranma çağrısı yapıldı. Orta Doğu Gözlemevi'nin (Middle East Eye) aktardığına göre, bu çağrı, bölgedeki tansiyonun seçim sürecini etkilememesi için yapılan bir uyarı niteliği taşıyor. Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın son haftalarda İsrail'e yönelik artan roket saldırıları, Gazze sınırında yaşanan çatışmalar ve İsrail ordusunun hava saldırıları, bölgede yeniden bir savaşın eşiğine gelindiği yorumlarına neden oluyor.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail'de 1 Kasım 2023'te yapılacak genel seçimler öncesinde Başbakan Netanyahu, koalisyon hükümetini güçlendirmek için güvenlik odaklı bir söylem benimsemiş durumda. Bu bağlamda, Hamas'ın seçimlere müdahale edebileceği endişesi, İsrail iç siyasetinde önemli bir tartışma konusu. Netanyahu'nun özellikle sağcı seçmen tabanına hitap etmek için Gazze'ye yönelik sert tutumunu sürdürmesi bekleniyor. Öte yandan, Gazze'deki insani durumun kötüleşmesi ve ateşkes ihlalleri, bölgesel aktörlerin arabuluculuk çabalarını da zorlaştırıyor.
İsrail ile Hamas arasındaki son çatışma dalgası, 2021'deki 11 günlük savaşın ardından yaşanan en şiddetli gerilim olarak değerlendiriliyor. Son haftalarda Hamas ve İslami Cihad'ın düzenlediği roket saldırılarına karşılık İsrail ordusu Gazze'deki hedefleri vurdu. Bu saldırılarda çok sayıda Filistinli hayatını kaybederken, İsrail tarafında da sivil kayıplar yaşandı. Mısır ve Katar'ın arabuluculuk girişimleri ise henüz kalıcı bir ateşkes sağlayamadı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu çatışma, Orta Doğu'daki güç dengelerini yeniden şekillendiriyor. İsrail ile bazı Arap ülkeleri arasında imzalanan normalleşme anlaşmaları (Abraham Anlaşmaları), Filistin meselesinin arka plana itildiği eleştirilerine yol açarken, Gazze'deki şiddetin artması bu süreci olumsuz etkiliyor. Suudi Arabistan ile İsrail arasında devam eden normalleşme görüşmeleri de bu çatışma ortamında sekteye uğrayabilir. Ayrıca, İran'ın Hamas ve İslami Cihad'a verdiği destek, bölgedeki vekalet savaşlarının bir parçası olarak öne çıkıyor.
Uluslararası toplum, taraflara itidal çağrısında bulunurken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde ateşkes kararı alınamadı. ABD'nin İsrail'e verdiği koşulsuz destek, bölgedeki tansiyonu artıran bir faktör olarak görülüyor. Avrupa Birliği ise iki devletli çözümü desteklemekle birlikte, somut bir adım atmakta yetersiz kalıyor. Bu durum, Filistinlilerin uluslararası alanda giderek yalnızlaştığı yorumlarını güçlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği geleneksel destek çerçevesinde Gazze'deki saldırıları kınayan açıklamalar yaparken, bölgede kalıcı istikrarın sağlanması için iki devletli çözümün önemini vurguluyor. Bu gelişmeler, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji güvenliği ve bölgesel nüfuz mücadelesi açısından da kritik. Hamas'ın siyasi bürosunun İstanbul'da bulunması, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerde hassas bir denge oluşturuyor. Ankara'nın, hem Filistinli gruplarla ilişkilerini sürdürmesi hem de İsrail'le diyaloğu tamamen koparmaması, bölgesel arabuluculuk rolü açısından önemli. Türkiye, Katar ve Mısır'la koordineli olarak ateşkes girişimlerinde bulunabilir; ancak İsrail seçimlerindeki belirsizlik, bu çabaların sonuç vermesini zorlaştırabilir.