İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde Hamas'ın silah bırakma anlaşmasını kabul etmesinin ardından düzenlediği hava saldırılarında en az sekiz kişinin öldüğünü bildirdi. Saldırıların, Gazze Şehri, Han Yunus ve Deyr el-Belah'ta 'militan unsurları' hedef aldığı açıklandı. Hamas'ın anlaşmayı kabul etmesine rağmen İsrail'in askeri operasyonlarını sürdürmesi, ateşkes umutlarını gölgeliyor ve bölgedeki tansiyonu yeniden yükseltiyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) tarafından yapılan açıklamada, Gazze Şehri, Han Yunus ve Deyr el-Belah'ta bulunan Hamas'a ait askeri operasyonel unsurlara yönelik 'hassas saldırılar' düzenlendiği belirtildi. Saldırılarda ölenlerin sayısının en az sekiz olduğu, yaralıların ise bölgedeki hastanelere kaldırıldığı aktarıldı. Hamas'ın silah bırakma anlaşmasını kabul ettiği yönündeki haberlerin ardından bu saldırıların gelmesi, iki taraf arasındaki güven eksikliğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Anlaşma, Hamas'ın silahlarını bırakması karşılığında ateşkes sağlanmasını ve insani yardımların bölgeye ulaştırılmasını öngörüyordu. Ancak İsrail, anlaşmanın uygulanmasının zaman alacağını ve bu süreçte güvenlik önlemlerinin süreceğini belirtmişti. Gazze'deki sağlık yetkilileri, son saldırılarda ölenler arasında sivil vatandaşların da bulunduğunu, ancak IDF'nin ölenlerin 'operasyonel hedefler' olduğunu iddia ettiğini açıkladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu saldırılar, Kahire'de yürütülen ateşkes müzakerelerinin hassas bir dönemecinde geldi. Mısır ve Katar arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerde tarafların anlaşmaya yaklaştığı konuşulurken, İsrail'in saldırıları müzakereleri olumsuz etkileyebilir. Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplum, taraflara itidal çağrısında bulunurken, bölgede insani krizin derinleştiğine dikkat çekiyor.
İsrail, saldırıların Hamas'ın silah bırakma anlaşmasını kabul etmesine rağmen, anlaşmanın garantörlüğünün tam olarak sağlanamadığı gerekçesiyle sürdüğünü savunuyor. Hamas ise İsrail'in bu tutumunu 'anlaşmayı sabote etme girişimi' olarak nitelendiriyor. Bölgesel güçler ve Batılı ülkeler, durumun kontrolden çıkmaması için taraflar üzerinde baskı kurmaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun süredir Filistin davasının en güçlü destekçilerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu saldırılar, Türkiye'nin ateşkes ve iki devletli çözüm çağrılarının önemini bir kez daha artırıyor. Ankara'nın, Gazze'deki insani krizi hafifletmek ve kalıcı barışı sağlamak için diplomatik girişimlerini sürdürmesi bekleniyor. Ayrıca, Türkiye'nin bölgede artan istikrarsızlığın kendi güvenliğini de tehdit edebileceği endişesiyle, taraflar arasında arabuluculuk rollerini güçlendirmesi olasıdır. Bu gelişme, Türk dış politikasının Orta Doğu'daki aktif angajmanını teyit eder niteliktedir.