Haiti'de Devlet Otoritesinin Çöküşü
Haiti, son yıllarda devlet otoritesinin neredeyse tamamen çöktüğü, çetelerin başkent Port-au-Prince'in büyük bölümünü kontrol ettiği bir ülke haline geldi. 2021'de Devlet Başkanı Jovenel Moïse'nin suikastı, ülkeyi derin bir siyasi boşluğa sürükledi. Mevcut geçiş hükümeti, seçimleri defalarca ertelemek zorunda kaldı; parlamento fiilen işlevsiz durumda. Birleşmiş Milletler ve bölgesel örgütler, Haiti'yi “kırılgan devlet” kategorisinde değerlendiriyor, ancak gerçek durum bunun ötesinde: Haiti, fiilen bir “çökmüş devlet” tablosu çiziyor.
Bu çöküşün arkasında yalnızca son yıllardaki siyasi krizler değil, aynı zamanda sömürgecilik sonrası dönemde kurulan dışa bağımlı ekonomik yapı, tekrarlanan doğal afetler (2010 depremi, 2016 Matthew Kasırgası), yaygın yolsuzluk ve uluslararası müdahalelerin uzun vadeli olumsuz sonuçları yatıyor. 2004'te başlatılan BM Barış Gücü misyonu (MINUSTAH) on üç yıl sürdü; ancak ülkeye kalıcı bir istikrar getirmediği gibi, kolera salgını gibi ciddi sorunlara da yol açtı.
Çete Şiddeti ve İnsani Kriz
Bugün Haiti'de çeteler, nüfusun büyük kısmı için günlük yaşamı belirliyor. Port-au-Prince'in %80'inden fazlasının çetelerin kontrolünde olduğu tahmin ediliyor. Cinayet, kaçırma, cinsel şiddet ve zorla yerinden etme olayları had safhada. BM verilerine göre, 2023'te 4.000'den fazla kişi cinayete kurban gitti; yüz binlerce kişi ülke içinde yerinden edildi. Sağlık sistemi çökmüş durumda; hastanelerde temel ilaç ve malzeme bulunamıyor. Gıda güvenliği ciddi boyutlara ulaştı; nüfusun neredeyse yarısı akut gıda güvensizliği yaşıyor.
Uluslararası toplum, özellikle Kenya öncülüğünde çok uluslu bir güvenlik misyonu konuşlandırmayı planlıyor. Ancak bu misyonun etkinliği tartışmalı. Kenya polisinin Haiti'de ne kadar başarılı olacağı, finansmanın sürdürülebilirliği ve çetelerle mücadelede kapsamlı bir strateji olup olmadığı belirsiz. Ayrıca, Haiti'nin egemenliği ve dış müdahale tartışmaları yeniden alevlenmiş durumda.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Haiti'deki istikrarsızlık, Karayipler ve Latin Amerika için ciddi riskler taşıyor. Ülkeden kaçan insanlar, komşu ülkelere ve ABD'ye göç ediyor. ABD, sınır güvenliği endişeleriyle Haiti'ye yönelik politikalarını sıkılaştırıyor; ancak göç akınını durdurmakta zorlanıyor. Dominik Cumhuriyeti, sınırını kapatma ve sınır dışı etme politikalarıyla tepki gösteriyor. Bölgesel örgütler (CARICOM, OAS) ise etkisiz kalıyor.
Küresel düzeyde Haiti, “unutulmuş kriz” olarak adlandırılıyor. Ukrayna savaşı, Gazze ve diğer krizlerin gölgesinde kalan Haiti'ye yönelik ilgi ve yardım azalmış durumda. BM'nin 2024 insani yardım çağrısı yeterince finanse edilmedi. Bu durum, uluslararası toplumun seçici müdahale alışkanlığını gözler önüne seriyor.
Türkiye-Haiti İlişkileri ve Türkiye'nin Karşılaştığı Fırsatlar
Türkiye'nin Haiti ile doğrudan siyasi ve ekonomik ilişkileri sınırlı. Coğrafi uzaklık, tarihsel bağların zayıflığı ve Haiti'nin içe kapanık yapısı, ilişkilerin gelişmesini engellemiş. Ancak Türkiye, son yıllarda insani diplomasi ve kalkınma yardımları alanında aktif bir aktör olarak öne çıkıyor. TİKA ve Kızılay gibi kurumlar aracılığıyla Haiti'ye yönelik insani yardımlar zaman zaman gündeme geliyor. 2010 depremi sonrası Türkiye, arama kurtarma ekipleri ve yardım malzemeleri göndermişti.
Türkiye için Haiti, doğrudan stratejik bir öncelik olmasa da, küresel insani krizlerde aktif rol alma ve “insani diplomasi” imajını güçlendirme açısından bir fırsat sunuyor. Ayrıca, Haiti'deki BM misyonlarına Türkiye'nin katkı sağlaması, BM nezdinde etkinlik arayışıyla örtüşebilir. Öte yandan, Haiti'deki istikrarsızlık, Karayipler'deki göç hareketlerini tetikleyerek dolaylı da olsa küresel göç yönetimi ve güvenlik tartışmalarında Türkiye'nin de içinde bulunduğu platformlarda ele alınabilir. Türk iş dünyası için ise Haiti, riskli bir pazar; ancak altyapı ve enerji gibi alanlarda uzun vadeli projeler gündeme gelebilir.
Bölgesel bağlamda, Türkiye'nin Latin Amerika ve Karayipler'e yönelik açılım politikası kapsamında Haiti ile ilişkilerin geliştirilmesi, bölgedeki diğer ülkelerle (Küba, Venezuela, Kolombiya) var olan bağları tamamlayıcı bir unsur olabilir. Ancak Haiti'nin iç dinamikleri ve güvenlik sorunları, bu tür girişimleri zorlaştırıyor.
Sonuç: Haiti Krizi ve Uluslararası Toplumun Sınavı
Haiti'deki devlet çöküşü, yalnızca bölgesel değil küresel bir sorumluluk. Uluslararası toplumun etkili bir müdahale ve kalıcı çözüm üretememesi, benzer kırılgan devletler için de kötü bir örnek oluşturuyor. Türkiye gibi yükselen güçlerin insani diplomasi ve çok taraflı platformlarda daha fazla inisiyatif alması, hem Haiti halkına umut verebilir hem de küresel yönetişimde adil bir temsil arayışına katkı sağlayabilir. Ancak unutulmamalıdır ki, Haiti'nin sorunları dışarıdan dayatılan çözümlerle değil, ancak Haitililerin liderliğinde ve uluslararası toplumun tutarlı desteğiyle aşılabilir.