Haiti'de silahlı çetelerin başkent Port-au-Prince'ten kırsal bölgelere doğru genişlediği, kaçırma, sığır hırsızlığı ve yol kesme gibi vur-kaç taktikleri uyguladığı bildirildi. 7 Eylül Pazartesi günü yayımlanan yeni bir rapora göre, güvenlik ve siyasi müdahaleler halen başkent odaklı kalırken, çetelerin kırsaldaki varlığı giderek artıyor. Bu durum, ülke genelinde istikrarsızlığın daha da derinleşmesine yol açıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Haiti, yıllardır siyasi kriz, ekonomik çöküş ve doğal afetlerle boğuşuyor. 2021'de Devlet Başkanı Jovenel Moïse'in suikaste kurban gitmesiyle başlayan iktidar boşluğu, silahlı çetelerin ülke genelinde kontrolü ele geçirmesine zemin hazırladı. Başkent Port-au-Prince'in büyük bölümü artık çetelerin elinde. Ancak son rapor, bu grupların artık kırsal alanlara da sızdığını gösteriyor. Çeteler, kırsalda daha az direnişle karşılaşmanın avantajını kullanarak, özellikle tarım bölgelerinde ve ana yollarda etkinlik sağlıyor. Sığır hırsızlığı gibi eylemler, kırsal halkın geçim kaynaklarını doğrudan hedef alıyor. Yol kesme eylemleri ise insani yardımların ulaşmasını engelleyerek bölgeyi izole ediyor.
Rapora göre, çetelerin kırsala yayılması, başkentteki güvenlik güçlerinin ve uluslararası destekli misyonların tüm dikkatini başkente yoğunlaştırmasından kaynaklanıyor. Birleşmiş Milletler tarafından onaylanan ve Kenya liderliğindeki çok uluslu güvenlik misyonu, henüz istenen etkiyi yaratamadı. Ülkedeki siyasi aktörler de çözüm üretmekte yetersiz kalıyor. Geçiş hükümeti, seçimleri organize etme ve güvenliği sağlama konusunda zorlanıyor. Çetelerin kırsala yayılması, ülke genelinde bir iç savaş riskini artırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Haiti'deki istikrarsızlık, sadece ülke içi bir sorun olarak kalmıyor; Karayipler ve Amerika kıtası için ciddi bir güvenlik tehdidi oluşturuyor. Çetelerin kontrolündeki bölgelerden kaçan binlerce Haitili, komşu ülkelere, özellikle Dominik Cumhuriyeti'ne ve daha uzakta ABD'ye yöneliyor. Bu göç dalgası, bölgesel istikrarı ve sınır güvenliğini tehdit ediyor. ABD, Haiti'ye yönelik insani yardımları artırsa da, çetelerin kırsala yayılması, yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını engelliyor. Ayrıca, Haiti'deki kaos, uyuşturucu kaçakçılığı ve insan ticareti gibi organize suçların bölgede yayılmasına zemin hazırlıyor. Uluslararası toplum, Haiti'ye yönelik müdahalesini gözden geçirmek zorunda. Kenya liderliğindeki misyonun başarısızlığı, daha kapsamlı bir uluslararası müdahale ihtiyacını doğuruyor. Ancak geçmişteki müdahalelerin yarattığı hayal kırıklıkları, yeni bir askeri müdahaleye mesafeli yaklaşılmasına neden oluyor. Haiti'nin kaderi, bölgesel güvenlik mimarisi açısından kritik bir sınav niteliğinde.
Öte yandan, Haiti'deki kriz, küresel güçler arasındaki rekabetin de bir yansıması haline gelmiş durumda. Çin ve Rusya, Haiti'ye yönelik uluslararası müdahalelere şüpheyle yaklaşırken, ABD ve Batılı ülkeler daha aktif bir rol alınmasını savunuyor. Bu durum, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde zaman zaman gerilime yol açıyor. Haiti halkı ise her geçen gün daha da kötüleşen yaşam koşullarıyla mücadele ediyor. Temel gıda ve yakıt kıtlığı, sağlık hizmetlerine erişim sorunu ve artan şiddet olayları, ülkeyi bir insani felakete sürüklüyor. Uluslararası yardım kuruluşları, kırsal bölgelerdeki ihtiyaç sahiplerine ulaşmakta zorlanıyor.
Uzmanlar, çetelerin kırsala yayılmasının uzun vadede tarımsal üretimi de vurduğunu belirtiyor. Haiti'nin ekonomisi zaten büyük ölçüde tarıma dayalı ve çetelerin sığır hırsızlığı gibi eylemleri, kırsal halkın geçimini elinden alıyor. Bu durum, ülkedeki gıda güvensizliğini daha da derinleştiriyor. Ayrıca, okullara ve sağlık tesislerine erişim de çetelerin kontrolündeki bölgelerde neredeyse imkânsız hale geliyor. Haiti'nin geleceği için umutlar giderek tükeniyor. Uluslararası toplumun acil ve koordineli bir şekilde harekete geçmesi gerekiyor, ancak siyasi irade eksikliği ve kaynak yetersizliği bu çabaları sekteye uğratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Haiti'deki çete şiddetinin kırsala yayılması, doğrudan Türkiye'yi etkilemese de, küresel istikrarsızlık ve düzensiz göç açısından dolaylı sonuçlar doğurabilir. Türkiye, insani yardım ve barışı koruma misyonlarına katılarak uluslararası alanda etkin bir aktör olduğunu gösterebilir. Ancak Haiti'deki kriz, büyük güçler arasındaki rekabeti derinleştirerek çok kutuplu dünya düzeninde Türkiye'nin denge politikasını zorlayabilir. Ayrıca, bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin Latin Amerika ve Karayipler ile olan ticari ve diplomatik ilişkilerini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, insani diplomasi kanallarını kullanarak Haiti halkına destek sunmalı ve uluslararası çabaların bir parçası olmalıdır.