ABD'de iş güvenliği ve sağlığı alanında 1970'lerde İş Güvenliği ve Sağlığı Yasası (OSHA) ile önemli kazanımlar elde edilmiş olsa da, bugün bu alandaki çabalar durgunlaşan düzenlemeler, yetersiz denetim kaynakları ve değişen emek yapıları nedeniyle ciddi sınavdan geçiyor. Ülke genelinde iş kazaları ve meslek hastalıkları hâlâ önemli bir sorun olmayı sürdürüyor; ancak mevcut politikalar ve uygulamalar, yeni ekonomik koşullara ayak uydurmakta zorlanıyor.
Geçmişteki Başarılar ve Bugünkü Durum
1970 yılında yürürlüğe giren İş Güvenliği ve Sağlığı Yasası, işverenlere güvenli bir çalışma ortamı sağlama yükümlülüğü getirerek iş kazalarında ve ölümlerde belirgin bir düşüş sağladı. Yasa ile kurulan OSHA, işyerlerinde denetimler yaparak ve standartlar belirleyerek milyonlarca işçinin hayatını korudu. Örneğin, yasanın ilk on yılında iş yerindeki ölüm oranları yaklaşık yüzde 60 azaldı. Ancak son yıllarda bu ilerleme durma noktasına geldi. Düzenleyici kurumların bütçeleri ve denetim kapasitesi yetersiz kalırken, yeni nesil riskler (psikososyal riskler, ergonomik sorunlar, kimyasal maruziyet) yeterince ele alınamıyor.
OSHA'nın denetim sayısı son yıllarda önemli ölçüde düştü. 2016'da yaklaşık 32.000 denetim yapılırken, 2022'de bu sayı 24.000'in altına indi. Aynı dönemde iş gücü 160 milyonu aştı; yani her 100.000 işçiye düşen denetim sayısı azaldı. Ayrıca, cezalar caydırıcılıktan uzak kaldı; ortalama bir ciddi ihlal cezası sadece birkaç bin dolar düzeyinde. Bu durum, işverenlerin güvenlik önlemlerini ihmal etmesine zemin hazırlıyor.
Değişen Emek Yapıları ve Yeni Riskler
Günümüzde iş gücü, geleneksel tam zamanlı istihdamdan giderek uzaklaşıyor. Gig ekonomisi, taşeronluk ve platform çalışması gibi esnek çalışma biçimleri yaygınlaşıyor. Bu tür işlerde çalışanlar genellikle iş güvenliği düzenlemelerinin kapsamı dışında kalıyor veya bu düzenlemelere erişimde zorluk yaşıyor. Örneğin, teslimat kuryeleri, inşaat işçileri ve sağlık çalışanları arasında ölümlü iş kazaları artış gösteriyor. Ayrıca, iklim değişikliği kaynaklı aşırı sıcaklıklar, doğal afetler ve salgın hastalıklar gibi yeni tehditler, iş güvenliği mevzuatının güncellenmesini gerektiriyor. Ancak siyasi irade eksikliği ve iş dünyasının direnci nedeniyle bu alanda somut adımlar atılamıyor.
Öte yandan, işçi sendikalarının zayıflaması ve toplu pazarlık gücünün azalması, güvenlik standartlarının uygulanmasını zorlaştırıyor. Birçok eyalet, federal standartların altında kalan kendi düzenlemelerini uyguluyor; bu da ülke çapında tutarsız bir tablo ortaya çıkarıyor. Örneğin, bazı eyaletler OSHA'nın yetkisini kısıtlarken, bazıları ek koruma önlemleri getiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki iş güvenliği sorunları, küresel ekonomiyi de yakından ilgilendiriyor. Çok uluslu şirketler, gelişmekte olan ülkelerde daha düşük güvenlik standartlarıyla faaliyet gösterebiliyor; bu da haksız rekabete ve işçi sağlığı sorunlarına yol açıyor. Ayrıca, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) gibi kuruluşlar, ABD'nin bu alandaki gerilemesini eleştiriyor. ABD'nin iş güvenliği politikalarındaki durgunluk, küresel tedarik zincirlerinde de risk yaratıyor; çünkü birçok ürün ABD'deki düzenlemelere tabi olmayan işyerlerinde üretiliyor.
Salgın döneminde sağlık çalışanlarının ve temel iş kollarında çalışanların maruz kaldığı riskler, iş güvenliğinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösterdi. Ancak bu kriz, kalıcı bir politika değişikliğine yol açmadı. Uzmanlar, iş güvenliği ve sağlığına yapılan yatırımların sadece insani değil, ekonomik getirisi de olduğunu vurguluyor: her bir dolar, iş kazalarını önlemede 4-6 dolar tasarruf sağlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki iş güvenliği politikalarındaki durgunluk, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilir. Türkiye, ABD ile yoğun ticari ilişkilere sahip; özellikle tekstil, otomotiv ve elektronik sektörlerinde ABD'ye ihracat yapılıyor. ABD'li şirketlerin yurt dışında daha gevşek standartlarla üretim yapması, Türk ihracatçıları için haksız rekabet yaratabilir. Ayrıca, Türkiye'deki iş güvenliği mevzuatı AB mevzuatına uyumlu hale getirilmiş olsa da, uygulamada benzer sorunlar yaşanıyor. ABD'deki gelişmeler, küresel iş güvenliği normlarının zayıflamasına yol açarsa, Türkiye'deki işçi sağlığı ve güvenliği standartları da olumsuz etkilenebilir. Türkiye'nin, uluslararası platformlarda iş güvenliği standartlarının yükseltilmesi yönünde aktif rol alması, hem kendi işçilerini koruyacak hem de küresel adil rekabeti destekleyecektir.