Libya'da General Halife Hafter'e bağlı doğu kesimindeki güçlerin istihbarat biriminin şefi Mahmud Miftah Hicazi, düzenlenen silahlı bir suikast sonucu hayatını kaybetti. Olay, ülkenin doğusundaki Bingazi kentinde meydana geldi. Yerel kaynaklar, Hicazi'nin aracına ateş açıldığını ve olay yerinde hayatını kaybettiğini bildirdi. Suikast, Libya'nın siyasi bölünmüşlüğünün ve güvenlik boşluğunun bir kez daha kanlı bir şekilde gün yüzüne çıkmasına neden oldu. Henüz hiçbir grup ya da kişi saldırıyı üstlenmedi.
Gelişmenin Arka Planı
Mahmud Miftah Hicazi, Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu bünyesinde istihbarat faaliyetlerini koordine eden üst düzey bir isimdi. Hafter'in doğudaki güçleri, ülkenin uluslararası alanda tanınan Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti ile yıllardır mücadele halinde. Suikast, Hafter'in kontrolündeki bölgelerdeki iç güvenlik zafiyetini de gözler önüne serdi. Bingazi, daha önce de çeşitli silahlı grupların ve aşiretler arası çatışmaların yaşandığı bir kent olarak biliniyor. Bazı analistler, bu suikastın Hafter'in karşıtları tarafından mı yoksa kendi saflarındaki bir hesaplaşmanın mı sonucu olduğunun henüz netlik kazanmadığını vurguluyor.
Libya'da 2011 yılında Muammer Kaddafi'nin devrilmesinin ardından başlayan kaos ortamı, ülkeyi ikiye bölmüş durumda. Doğu'da Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi ve Hafter'e bağlı güçler etkinken, Batı'da Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti bulunuyor. İki taraf arasında zaman zaman ateşkes ilan edilse de, kalıcı bir siyasi çözüm sağlanabilmiş değil. Suikast, bu bölünmüş yapının ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Hicazi'nin öldürülmesi, Hafter'in istihbarat ağında önemli bir boşluk yaratabilir ve doğudaki güçler arasında yeni bir güvenlik zafiyeti doğurabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Libya'daki istikrarsızlık yalnızca iç siyasi bir mesele olmanın ötesinde, bölgesel ve küresel güçlerin de müdahil olduğu bir mücadele alanı. Birleşmiş Milletler'in desteklediği siyasi süreç, taraflar arasında uzlaşma sağlamak için çaba gösteriyor; ancak bu tür suikastlar, barış sürecine duyulan güveni daha da zedeliyor. Bölgede Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Rusya, Hafter'e destek verirken; Türkiye, Katar ve İtalya ise Trablus hükümetinin yanında yer alıyor. Bu dış destekler, çatışmanın daha da derinleşmesine yol açıyor ve Libya topraklarını adeta bir vekalet savaşına sahne haline getiriyor. Hicazi suikastı, bölgesel güçlerin Libya'daki çıkarlarını da yeniden gündeme taşıdı.
Uluslararası toplum, Libya'da siyasi diyaloğun güçlendirilmesi ve seçimlerin yapılması çağrısında bulunuyor. Ancak bu tür suikastlar, güvenlik ortamının ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koyuyor. Hicazi'nin öldürülmesi, Hafter'in kontrolündeki bölgelerdeki istihbarat faaliyetlerinin aksaması anlamına gelebilir; bu da doğudaki güç dengelerini değiştirebilir. Ayrıca, bu suikastın arkasında kimin olduğuna dair spekülasyonlar, Libya'daki mevcut ittifakların ne kadar değişken olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Libya'da Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti'ni destekliyor ve bu çerçevede askeri ve siyasi işbirliğini sürdürüyor. Hicazi suikastı, doğudaki Hafter güçlerinin istihbarat kapasitesini zayıflatabilecek bir gelişme olarak, Türkiye'nin desteklediği taraf açısından dolaylı olarak olumlu bir etki yaratabilir; ancak genel istikrarsızlık Türkiye'nin Libya'daki çıkarlarını ve bölgedeki güvenlik denklemini etkileyebilir. Türkiye, Libya'nın toprak bütünlüğünün korunmasını ve siyasi birliğin sağlanmasını savunuyor; bu nedenle bu tür şiddet olayları, Türkiye'nin barışçıl çözüm çabalarını olumsuz yönde etkileyebilir. Ankara'nın, gerek Doğu Akdeniz'deki enerji hakları gerekse sınır güvenliği açısından Libya'daki gelişmeleri yakından izlemesi bekleniyor.