Libya'nın doğusundaki gayrimeşru silahlı güçlerin lideri Halife Hafter'e bağlı askeri istihbarat dairesinin komutanı Tümgeneral Fevzi el-Mansuri, pazartesi günü Bingazi kentinin el-Havari bölgesinde aracına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu öldürüldü. Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, saldırı yerel saatle sabah saatlerinde meydana geldi ve patlamada Mansuri olay yerinde hayatını kaybetti. Saldırının faili ya da failleri henüz belirlenemezken, Libya'da son yıllarda güvenlik güçlerine yönelik suikast ve bombalı saldırıların arttığı gözlemleniyor.
Gelişmenin Arka Planı
El-Mansuri, Hafter'in kontrolündeki Libya Ulusal Ordusu bünyesinde askeri istihbaratın en üst düzey isimlerinden biriydi. Uzun yıllardır Hafter'e yakınlığıyla bilinen Mansuri, özellikle doğu Libya'daki güvenlik operasyonlarının koordinasyonunda ve istihbarat toplama faaliyetlerinde kritik bir rol oynuyordu. Bombalı saldırı, ülkenin doğusundaki güvenlik yapılanmasına yönelik ciddi bir darbe olarak değerlendiriliyor.
Libya, 2011 yılında Muammer Kaddafi'nin devrilmesinin ardından iç savaş ve siyasi bölünmüşlük yaşıyor. Ülke, uluslararası alanda tanınan Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti ile doğuda Tobruk'ta bulunan ve Hafter'in desteklediği Temsilciler Meclisi arasında bölünmüş durumda. Hafter, doğu Libya'nın büyük bölümünü kontrol ediyor ve petrol sahaları ile limanların önemli bir kısmı üzerinde hakimiyet kurmuş durumda.
El-Mansuri'nin öldürülmesi, Hafter güçlerinin kontrolündeki bölgelerde güvenlik zafiyeti olduğu yönünde yorumlanıyor. Özellikle Bingazi, 2014-2017 yılları arasında Hafter güçleri ile İslamcı milisler arasında şiddetli çatışmalara sahne olmuş, şehir büyük ölçüde yıkılmıştı. Son yıllarda göreceli bir sakinlik yaşanmasına rağmen, suikastlar ve bombalı saldırılar devam ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Libya'daki bu suikast, Kuzey Afrika ve Sahel bölgesindeki güvenlik dinamikleri açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Hafter'in Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Rusya ve Fransa tarafından desteklendiği biliniyor. Öte yandan, Trablus'taki Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne Türkiye ve Katar destek veriyor. Bölgesel güçlerin Libya'daki vekalet savaşı, ülkenin istikrarsızlığının derinleşmesine yol açıyor.
Bu tür yüksek profilli suikastlar, Libya'daki siyasi çözüm çabalarını da olumsuz etkileyebilir. Birleşmiş Milletler öncülüğünde yürütülen barış görüşmeleri, taraflar arasındaki güven eksikliği nedeniyle sık sık tıkanıyor. Mansuri'nin öldürülmesi, taraflar arasındaki gerilimi daha da artırabilir ve ateşkesin korunmasını zorlaştırabilir.
Suikastın arkasında kimin olduğu henüz bilinmiyor. Ancak analistler, bu tür saldırıların sıklıkla rakibi zayıflatmak veya belirli bir mesaj vermek amacıyla gruplar tarafından üstlenildiğini belirtiyor. Hafter güçleri içindeki istihbarat biriminin hedef alınması, örgütün iç çekişmelere sahne olduğu yönünde spekülasyonları da beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Libya'daki bu gelişme, Türkiye'nin Libya politikası bağlamında önemli bir yere sahip. Türkiye, Ulusal Mutabakat Hükümeti'ni destekliyor ve Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları konusunda Trablus hükümetiyle anlaşma imzalamış durumda. Hafter güçlerinin askeri istihbarat şefinin öldürülmesi, Hafter'in güvenlik yapılanmasındaki zayıflığın göstergesi olarak yorumlanabilir. Bu durum, Türkiye'nin desteklediği tarafların elini güçlendirebilir. Ancak suikastın bölgedeki istikrarsızlığı artırma riski de bulunuyor. Türkiye, Libya'nın siyasi birliği ve toprak bütünlüğünün korunmasını savunarak, bu tür olayların diyalog çabalarını baltalamaması için uluslararası topluma çağrıda bulunabilir.