2011'de Arap Baharı'nın coşkusuyla iktidara yürüyen Müslüman Kardeşler, bugün geldiği noktada hem Mısır'da hem bölgede etkisini büyük ölçüde yitirmiş durumda. Örgütün yaşadığı dönüşüm, 2013'te Mısır'da askeri darbeyle devrilmesinden, 2024'te Londra merkezli yayın organlarının kapatılmasına kadar uzanan bir çöküş sürecini içeriyor. Bu durum, Orta Doğu'daki siyasi İslam hareketlerinin geleceği açısından kritik bir dönüm noktası oluştururken, bölgesel güç dengelerini de yeniden şekillendiriyor.
Müslüman Kardeşler'in Yükselişi ve Düşüşü
1928'de Mısır'da Hasan el-Benna tarafından kurulan Müslüman Kardeşler, 20. yüzyıl boyunca İslam dünyasında en etkili Sünni İslami hareketlerden biri oldu. Örgüt, 2011'de Hüsnü Mübarek rejiminin devrilmesinin ardından yapılan seçimlerde parlamentoda çoğunluğu kazanarak ve Muhammed Mursi'nin cumhurbaşkanı seçilmesiyle iktidara geldi. Ancak Mursi'nin bir yıllık görev süresi, derin siyasi kutuplaşma ve ekonomik sorunlarla geçti; 2013'te General Abdülfettah el-Sisi liderliğindeki askeri darbe ile devrildi.
Darbenin ardından Müslüman Kardeşler yasa dışı ilan edildi, liderleri hapse atıldı veya sürgüne zorlandı. Örgütün Mısır'daki yapısı büyük ölçüde çökerken, birçok üyesi Katar ve Türkiye'ye sığındı. Ancak 2017'de Katar'ın izolasyonu ve 2021'de Türkiye ile Mısır arasındaki normalleşme süreci, sürgündeki liderliğin hareket alanını daralttı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Müslüman Kardeşler'in zayıflaması, Orta Doğu'daki siyasi İslam projelerinin başarısızlığı olarak yorumlanıyor. BAE ve Suudi Arabistan gibi Körfez ülkeleri, örgütü bölgesel istikrar için tehdit olarak görürken, Katar ve Türkiye tarihsel olarak destekledi. 2017'de Katar'a uygulanan ambargo, bu gerilimin en somut örneğiydi. Son yıllarda Katar da örgüte mesafe koymaya başladı; 2023'te birçok liderin Doha'yı terk etmesi gerekti.
Örgütün finansmanı ve medya ağları da zayıfladı. Geçen yıl Londra merkezli ünlü yayın organı kapatıldı; İstanbul'daki televizyon kanalları ise Türkiye-Mısır normalleşmesi sonrası yayınlarını durdurdu. Bu durum, Müslüman Kardeşler'in küresel etkisinin sembolik olmaktan öteye geçemediğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 2013 darbesinden sonra Müslüman Kardeşler'e ev sahipliği yapmış ve örgütün medya organlarına destek vermişti. Ancak son yıllarda Ankara'nın Mısır'la ilişkileri normalleştirme çabaları, bu desteği kısıtladı. Türkiye'nin bu değişimi, pragmatik dış politika anlayışının yansıması olarak görülüyor; Ankara, Orta Doğu'da ekonomik ve diplomatik çıkarlarını önceleyerek Mısır'la işbirliğini derinleştirmek istiyor. Bu süreçte Müslüman Kardeşler'in Türkiye'deki varlığı sembolik hale geldi. Uzmanlara göre, Türkiye'nin bu tutumu, bölgesel dengeleri gözettiğini gösteriyor; ancak Ankara'nın örgütle bağlarını tamamen koparması beklenmiyor. Bu gelişme, Türkiye'nin Orta Doğu'da ideolojik yaklaşımlardan ziyade çıkar odaklı bir dış politika izlediğinin göstergesi olarak değerlendiriliyor.