Yeni bir bilimsel analize göre, küresel ısınma Suudi Arabistan'ın kutsal kenti Mekke'nin iklimini “temelden değiştirdi” ve yaz ayları dışında dahi milyonlarca hacı adayını aşırı ve tehlikeli sıcaklara maruz bırakıyor. Yale Environment 360'da yayımlanan araştırma, Hac ibadetinin yerine getirildiği dönemlerde sıcaklıkların giderek daha tehlikeli seviyelere ulaştığını, bunun da özellikle yaşlı ve kronik hastalığı bulunan hacılar için ölümcül sonuçlar doğurabileceğini vurguluyor. Analiz, İslam'ın beş şartından biri olan ve her yıl milyonlarca Müslüman'ı bir araya getiren Hac ibadetinin, iklim değişikliği nedeniyle artık fiziksel olarak çok daha zorlayıcı bir hal aldığına işaret ediyor.
Kavurucu Sıcakların Gölgesinde Kutsal Yolculuk
Massachusetts Institute of Technology (MIT) ve Woods Hole Oşinografi Enstitüsü'nden araştırmacılar tarafından yapılan çalışma, Mekke'de 1940'tan bu yana ortalama sıcaklıkların 1.5 derece arttığını ortaya koyuyor. Artış küresel ortalamayla aynı seviyede olsa da, Hac'ın İslami takvime göre her yıl 11 gün öne kayması, ibadetin giderek daha sıcak aylara denk gelmesine neden oluyor. Daha da endişe verici olanı, araştırmacıların ıslak termometre sıcaklığı olarak bilinen ve nem ile sıcaklığın birleşik etkisini ölçen bir metrik kullanarak yaptıkları hesaplamalar. Bu metrik, insan vücudunun terleyerek kendini soğutma kapasitesini doğrudan etkiliyor. Analize göre, 2030'lu yıllardan itibaren Hac döneminde ıslak termometre sıcaklığının, sağlıklı bir insanın dışarıda birkaç saatten fazla hayatta kalmasını imkânsız kılan “tehlikeli” eşik olarak kabul edilen 29.6 derece Santigrat'ı aşma riski yüzde 90'a ulaşıyor.
Aşırı sıcakların etkisi 2024 yılında trajik bir şekilde kendini gösterdi. Yaklaşık 1.8 milyon hacının katıldığı ibadet sırasında, sıcaklıkların 51.8 derece Santigrat'a ulaştığı kaydedildi. Resmi verilere göre en az 1.301 kişi sıcak çarpması ve bağlı komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybetti. Kurban Bayramı'nın birinci gününe denk gelen Arafat vakfesi sırasında sıcaklık 47 dereceyi buldu. Suudi yetkililer, 2.000'den fazla hacıya sıcak çarpması teşhisi konduğunu ve 4.000 kişinin de serinletme çadırlarına alındığını açıkladı. Ölenlerin yarısından fazlası, yüksek sıcaklıklara uyum sağlamayı zorlaştıran yaşlılık veya kronik hastalıklar nedeniyle resmi olmayan kanallardan hacca gelen kayıtsız hacılardı.
İklim Krizi ve Dini Yükümlülük Çatışması
Küresel ısınmanın hac ibadeti üzerindeki etkisi, iklim değişikliğinin kültürel ve dini pratikleri nasıl tehdit ettiğinin çarpıcı bir örneğini oluşturuyor. Müslümanlar için hayati bir dini vecibe olan Hac, fiziksel dayanıklılık gerektiren zorlu bir yolculuk. Giderek artan sıcaklıklar, bu kutsal görevi yerine getirmeyi bazı Müslümanlar için imkânsız hale getirebilir. Özellikle Güney Asya ve Afrika gibi sıcak bölgelerden gelen hacıların, Mekke'deki mevcut sıcaklıklara uyum sağlamaları her geçen yıl daha da güçleşiyor. Bu durum, İslam hukukunda “güç yetiremeyenlerin” hacdan muaf tutulması prensibini gündeme getiriyor. Birçok İslam alimi, aşırı sıcaklar ve sağlık riskleri karşısında hacı adaylarının ibadetlerini erteleyebilecekleri veya vekalet yoluyla hac yapabilecekleri yönünde görüş bildirmeye başladı.
Suudi Arabistan, artan sıcaklıklarla mücadele için bazı adımlar attı. Hac sırasında sisleme sistemleri, soğutulmuş çadırlar ve klimalı tüneller gibi altyapı yatırımları yapıldı. Ayrıca hacıların güneşin en tepede olduğu öğle saatlerinde Arafat'ta kalmamaları için ibadet programlarında düzenlemelere gidildi. Ancak bu önlemler, sıcaklıkların daha da artması ve hac döneminin yaz aylarına kaymasıyla sınırlı kalıyor. Araştırmacılar, özellikle 2030'lu yıllardan itibaren Hac'ın tamamen yaz aylarına denk geleceğini ve o zaman mevcut altyapının yetersiz kalabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Her yıl on binlerce Türk vatandaşının hacca gitmesi, bu konuyu Türkiye için doğrudan bir mesele haline getiriyor. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın organize ettiği hac organizasyonları, artan sıcaklıklar nedeniyle daha fazla sağlık önlemi almayı zorunlu kılıyor. Türkiye gibi ılıman kuşakta yer alan bir ülkeden gelen hacıların aşırı sıcaklara uyum sağlaması, güney ülkelerine kıyasla daha zor olabiliyor. Bu durum, Türkiye'nin Suudi Arabistan'dan daha fazla lojistik destek ve sağlık hizmeti talep etmesine neden olabilir. Öte yandan, iklim değişikliğinin hac ibadetini tehdit etmesi, Türkiye'nin de içinde bulunduğu İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) çatısı altında ortak bir eylem planı geliştirilmesi gerekliliğini ortaya koyuyor. Bu kriz, aynı zamanda Müslüman ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadelede daha proaktif bir pozisyon alması için bir fırsat penceresi de sunuyor.