Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Körfez bölgesinde İran ile yaşanabilecek askeri bir tırmanmanın 'hayal edilemez' sonuçlara yol açacağı uyarısında bulundu. Guterres, bölgedeki artan gerilimin diplomatik yollarla çözülmesi çağrısı yaparak, tarafları itidale davet etti. BM yetkilileri, son haftalarda İran ile ABD ve Körfez ülkeleri arasında yaşanan karşılıklı sert açıklamalar ve askeri hareketliliğin endişe verici boyutlara ulaştığını belirtiyor.
Gerilimin arka planı
Körfez'deki tansiyon, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları ve bölgedeki askeri varlığını artırmasıyla son aylarda yükselişe geçti. İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin tıkanması, 2015'te imzalanan ancak ABD'nin 2018'de çekildiği nükleer anlaşmanın geleceğini belirsizleştiriyor. İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırarak anlaşmadaki taahhütlerinden giderek uzaklaşıyor. Buna karşılık ABD, İran'a yönelik yaptırımları sıkılaştırırken, bölgeye ek askeri birlikler konuşlandırdı. Son dönemde Hürmüz Boğazı'nda yaşanan petrol tankerlerine yönelik sabotaj iddiaları ve İran'a ait insansız hava araçlarının düşürülmesi gibi olaylar, iki ülke arasında yanlış anlaşılmalardan kaynaklanabilecek bir çatışma riskini gündeme getirdi.
Guterres'in uyarısı, BM Güvenlik Konseyi'nin konuya ilişkin yaptığı kapalı toplantının ardından geldi. Genel Sekreter, taraflar arasında acil diyalog başlatılması gerektiğini vurgulayarak, 'Körfez'de herhangi bir askeri tırmanma, bölge ve dünya için hayal edilemez sonuçlar doğurur' ifadesini kullandı. BM yetkilileri, Guterres'in son günlerde hem İranlı hem de Körfez ülkeleri yetkilileriyle telefon görüşmeleri yaparak arabuluculuk çabalarını sürdürdüğünü aktardı.
Bölgesel ve küresel boyut
Körfez, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'na ev sahipliği yapması nedeniyle küresel enerji güvenliği açısından kritik öneme sahip. Bölgede yaşanacak bir çatışma, petrol fiyatlarında ani sıçramalara ve küresel ekonomide dalgalanmalara yol açabilir. Ayrıca İran'ın bölgedeki vekil güçleri aracılığıyla yürüttüğü etki alanı mücadelesi, Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen gibi ülkelerde istikrarsızlığı derinleştirebilir. Uluslararası kriz grubu ve diğer düşünce kuruluşları, taraflar arasındaki iletişim kanallarının kapalı olmasının yanlış hesaplamaları tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor.
Diğer yandan, Rusya ve Çin gibi aktörlerin de Körfez'de artan etkinliği, denklemi daha da karmaşık hale getiriyor. Çin, İran'ın en büyük petrol alıcısı konumunda ve bölgedeki istikrarsızlıktan doğrudan etkilenebilir. Rusya ise Suriye'deki askeri varlığı ve İran ile gelişen ilişkileriyle bölgesel dengelerde söz sahibi. BM'nin çağrısı, büyük güçlerin de devreye girerek tansiyonun düşürülmesi ihtiyacını ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Körfez'deki gerilim, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel istikrarı açısından doğrudan önem taşıyor. Türkiye, İran ile uzun sınırı ve ticari ilişkileri nedeniyle olası bir çatışmadan ekonomik ve güvenlik açısından olumsuz etkilenebilir. Ayrıca Türkiye, bölgede arabuluculuk rolü üstlenerek diplomatik çözümlere katkı sağlayabilir. Son dönemde İran ile Körfez ülkeleri arasında yürütülen normalleşme çabaları, Ankara'nın desteklediği bir süreç. Türkiye, hem İran hem de Suudi Arabistan ve BAE ile geliştirdiği diyalog kanallarını kullanarak tansiyonun düşürülmesinde aktif rol oynayabilir. Ancak bölgesel tırmanma, Türkiye'nin enerji ithalatı ve ihracat pazarları üzerinden ekonomik riskleri de beraberinde getiriyor.