Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, Güvenlik Konseyi'nde uluslararası hukuku ihlal eden güçlerin bulunduğunu ve bu durumun konseyin işlevsiz kalmasına yol açtığını açıkladı. Guterres, "Jeopolitik ayrılıklar var ve bu ayrılıklar içinde bizzat uluslararası hukuku ihlal eden ve Güvenlik Konseyi'nde oturan güçler var; bu da bildiğimiz gibi Güvenlik Konseyi'ni felç ediyor" dedi. Açıklama, küresel yönetişim krizine dair çarpıcı bir itiraf olarak yorumlandı.
Güvenlik Konseyi'ndeki Tıkanıklığın Arka Planı
Guterres'in sözleri, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) yapısına yönelik uzun süredir devam eden eleştirileri yansıtıyor. 15 üyeli konseyin beş daimi üyesi (ABD, Rusya, Çin, Fransa ve Birleşik Krallık) veto hakkına sahip. Bu beş ülkenin uluslararası hukuku ihlal ettiği iddiaları, son yıllarda özellikle Suriye, Ukrayna ve Gazze gibi krizlerde sıkça dile getiriliyor. Örneğin Rusya'nın Ukrayna'yı işgali, ABD'nin Irak müdahalesi ve Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki eylemleri, bu ülkelerin kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiği ve konseyin etkinliğini azalttığı yönünde eleştirilere yol açtı.
BMGK'nin karar alma mekanizması, daimi üyelerin vetosu nedeniyle sık sık kilitleniyor. Özellikle Rusya ve ABD'nin karşılıklı vetoları, Suriye'deki iç savaşta olduğu gibi, insani krizlere müdahaleyi geciktirdi. Guterres'in açıklaması, bu yapısal sorunun altını çiziyor.
Genel Sekreter, geçmişte de benzer uyarılarda bulunmuştu. 2022'de "Güvenlik Konseyi, uluslararası barış ve güvenliği sağlama sorumluluğunu yerine getiremiyor" demişti. Bu son açıklama, reform çağrılarını yeniden gündeme getirdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Güvenlik Konseyi'ndeki felç, yalnızca büyük güçler arasındaki rekabetten kaynaklanmıyor; aynı zamanda uluslararası hukukun seçici uygulanmasından da besleniyor. Batılı güçler, Rusya'nın Ukrayna'daki eylemlerini kınarken, kendi müttefiklerinin ihlallerine göz yummakla eleştiriliyor. Benzer şekilde, Rusya ve Çin de Batı'nın müdahalelerini emperyalist olarak nitelendiriyor. Bu karşılıklı suçlamalar, konseyin meşruiyetini zedeliyor.
Guterres'in açıklaması, aynı zamanda çok kutuplu dünya düzeninde BM'nin rolüne dair tartışmaları alevlendirdi. Afrika ve Latin Amerika ülkeleri, daimi üyelik yapısının güncellenmesini ve veto hakkının kısıtlanmasını talep ediyor. Ancak bu yönde somut bir adım henüz atılamadı.
Uzmanlar, BMGK'de reform yapılmadığı takdirde, alternatif bölgesel örgütlerin (örneğin BRICS, ŞİÖ) etkinliğinin artacağını ve BM'nin küresel kriz çözme kapasitesinin daha da zayıflayacağını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Guterres'in açıklamaları, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu "Dünya Beşten Büyüktür" tezini güçlendiriyor. Türkiye, BM Güvenlik Konseyi'nin yapısının adaletsiz olduğunu ve daimi üyelerin veto hakkının küresel istikrarı tehdit ettiğini vurguluyor. Bu bağlamda Guterres'in sözleri, Ankara'nın reform çağrılarına uluslararası meşruiyet kazandırıyor. Ayrıca, konseyin felç olması, Türkiye gibi bölgesel güçlerin inisiyatif almasını gerektiriyor; ancak bu durum, Türkiye'nin Suriye, Libya ve Karabağ gibi konularda daha bağımsız hareket etmesine olanak tanırken, aynı zamanda uluslararası hukuk zemininden uzaklaşma riskini de beraberinde getiriyor.