Gürcistan ile Çin arasında imzalanan yeni "kapsamlı stratejik ortaklık" anlaşması, Tiflis yönetiminin iç siyasi kaygılarını dışa vuran bir hamle olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, anlaşmanın iki ülke arasındaki gerçek ekonomik ve diplomatik ilişkilerde sınırlı bir derinleşme sağladığını belirtiyor. Gürcistan Başbakanı İrakli Kobahidze'nin Pekin ziyareti sırasında duyurulan ortaklık, özellikle Gürcistan'ın Avrupa Birliği ile entegrasyon sürecindeki yavaşlamayı dengelemeye yönelik bir adım olarak yorumlanıyor.
Siyasi Arka Plan ve Stratejik Nedenler
Gürcistan'ın iktidar partisi Gürcü Rüyası, son yıllarda Batı ile ilişkilerinde ciddi gerilimler yaşıyor. AB'nin Gürcistan'a aday ülke statüsü vermesine rağmen, Tiflis'teki siyasi kriz ve yargı bağımsızlığı konusundaki endişeler, Brüksel ile ilişkileri olumsuz etkiledi. Bu bağlamda, Çin ile yapılan ortaklık anlaşması, Gürcü Rüyası'nın Batı'ya karşı elini güçlendirme arayışı olarak görülüyor. Ancak anlaşmanın somut içeriği oldukça sınırlı: İki ülke arasında ticaret hacmi 2023'te 1,5 milyar doların altında kalırken, Çin'in Gürcistan'a yaptığı doğrudan yatırımlar yıllık 50 milyon doları geçmiyor. Anlaşma kapsamında yeni bir büyük altyapı projesi veya ticari taahhüt bulunmuyor.
Gürcistan'ın Çin'e yönelmesindeki bir diğer etken ise Rusya faktörü. Moskova ile 2008 savaşından bu yana gergin ilişkiler sürdüren Tiflis, Pekin üzerinden Rusya'ya bir mesaj vermek istiyor. Ancak Çin'in Rusya ile kapsamlı stratejik ortaklığı, Pekin'in Tiflis ile kurduğu bağları sınırlandırıyor. Uzmanlar, Gürcistan'ın bu hamlesinin sembolik değerinin ötesine geçmediğini vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gürcistan-Çin ortaklığı, Kafkasya'daki jeopolitik dengeleri doğrudan etkilemese de, bölgedeki Çin etkisinin arttığına dair bir işaret olarak okunabilir. Çin, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Gürcistan'ı önemli bir geçiş ülkesi olarak görüyor; ancak bu girişim kapsamındaki yatırımlar şu ana kadar sınırlı kaldı. Öte yandan, AB ve ABD, Gürcistan'daki demokrasi gerilemesi konusunda endişeli. Bu ortaklık, Gürcistan'ın Batı'dan kopuşu anlamına gelmiyor; daha çok çok yönlü dış politika arayışını yansıtıyor. Ancak Tiflis'in Brüksel ile ilişkileri iyileştirmezse, bu ortaklık bir denge unsuru olmaktan çıkarak Rusya'ya daha fazla yaklaşma riskini de beraberinde getirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gürcistan ile tarihi ve kültürel bağları olan bir bölgesel güç. Ankara, Tiflis'in Batı ile entegrasyonunu desteklerken, Gürcistan'ın Çin'e yönelmesi Türkiye için doğrudan bir risk oluşturmuyor. Ancak Gürcistan'ın Rusya ile gergin ilişkileri ve Çin'in bölgede artan ekonomik varlığı, Ankara'nın Kafkasya politikasında daha dikkatli olmasını gerektiriyor. Türkiye, Gürcistan ile ikili ticaretini ve enerji ortaklıklarını sürdürürken, bu gelişmeyi bir fırsat olarak da görebilir: Çin'in bölgeye ilgisi, Türkiye üzerinden geçen Orta Koridor girişimine yeni yatırımlar getirebilir.