İngiltere, Fransa ve Kanada'nın da aralarında bulunduğu 25'ten fazla ülke, Çarşamba günü İran'ın hükümet karşıtı protestocuları idam etmesini kınadı ve Tahran yönetimini ölüm cezasını 'muhalefeti susturmak' için kullanmakla suçladı. Ortak açıklamada, 'Protestocuların devam eden infazlarını ve ölüm cezasının kullanımını en güçlü şekilde kınıyoruz' ifadelerine yer verildi. Bu gelişme, İran'ın Eylül 2022'de Mahsa Amini'nin gözaltında ölümünün ardından başlayan ve ülke geneline yayılan protestolara yönelik uluslararası baskıyı artırıyor.
Protestolara Karşı Sert Tepki
İran'da 2022 sonbaharında başlayan protestolar, genç bir Kürt kadın olan Mahsa Amini'nin başörtüsü kurallarına uymadığı gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmesiyle tetiklenmişti. Gösteriler kısa sürede ülke geneline yayılmış, rejim karşıtı sloganlarla devam etmişti. İran yönetimi, gösterileri 'dış güçlerin kışkırttığı' iddiasıyla sert bir şekilde bastırmış, yüzlerce kişi gözaltına alınmış ve yargılamalar başlatılmıştı.
İran yargısı, protestolara katıldığı gerekçesiyle tutuklanan çok sayıda kişiye idam cezası vermiş, bazı cezalar infaz edilmişti. Uluslararası toplum, İran'ı adil yargılama ilkelerini ihlal etmekle ve muhalefeti susturmak için ölüm cezasını araç olarak kullanmakla eleştiriyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi de İran'daki insan hakları ihlallerini araştırmak üzere bağımsız bir soruşturma başlatmıştı.
Uluslararası Tepkiler ve Yaptırımlar
Çarşamba günü yapılan ortak açıklamayı imzalayan ülkeler arasında ABD, Almanya, Avustralya, Belçika, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Hollanda, İrlanda, İspanya, İsveç, İsviçre, İtalya, Japonya, Litvanya, Lüksemburg, Norveç, Polonya, Portekiz, Slovenya, Yeni Zelanda ve Ukrayna da yer alıyor. Açıklamada, İran'ın infazlara son vermesi ve tüm siyasi mahkumları serbest bırakması çağrısı yapıldı.
Avrupa Birliği ve ABD, İran'daki insan hakları ihlalleri nedeniyle bazı İranlı yetkililere yaptırım uygulamıştı. ABD Hazine Bakanlığı, İran İnkılap Muhafızları Ordusu'nun (IRGC) üst düzey komutanlarına ve İran yargı yetkililerine yönelik yaptırımları genişletmişti. Avrupa Birliği ise İran'daki insan hakları ihlallerinden sorumlu olduğu belirlenen kişilere seyahat yasağı ve mal varlığı dondurma kararı almıştı.
İran ise bu eleştirilere sert tepki gösteriyor. Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, ülkesinin iç işlerine karışılmaması gerektiğini savunarak, 'İran, yasaları çerçevesinde kendi güvenliğini sağlama hakkına sahiptir' ifadelerini kullanmıştı. Tahran yönetimi, idam cezalarının 'adil yargılamalar sonucunda' verildiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin komşusu İran ile olan ilişkilerinde hassas bir dengeyi yansıtıyor. Ankara, Tahran yönetimine yönelik uluslararası eleştirilere katılırken, ekonomik ve siyasi ilişkilerini sürdürmeye çalışıyor. İran'daki istikrarsızlık, bölgesel güvenlik açısından Türkiye'yi doğrudan etkileyebilir. Öte yandan, İran'da insan hakları ihlallerinin artması, Türkiye'ye yönelik düzensiz göç baskısını artırabilir. Ankara'nın, hem insani değerler hem de bölgesel istikrar açısından İran politikasını yeniden değerlendirmesi gerekebilir. Ayrıca, Batı ülkeleriyle ittifak ilişkileri çerçevesinde Türkiye'nin bu tür uluslararası kınamalarda nasıl bir pozisyon alacağı önem taşıyor.