Güney Kore Savunma Bakanlığı, 18 Şubat'ta yayımladığı bir belgeyle, Kuzey Kore'nin artan füze denizaltı tehdidine karşı yeni bir nükleer enerjili saldırı denizaltı sınıfı inşa edeceğini duyurdu. Açıklamada, denizaltıların tamamen Güney Kore'nin kendi teknolojisi ve kaynaklarıyla geliştirilip inşa edileceği vurgulandı. Bu adım, bölgedeki denizaltı güç dengesini değiştirebilecek stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Güney Kore'nin bu kararı, Kuzey Kore'nin son yıllarda denizaltı kaynaklı balistik füze (SLBM) yeteneklerini önemli ölçüde geliştirmesinin ardından geldi. Kuzey Kore, 2021'de yeni bir denizaltıdan SLBM fırlatma testi yapmış, 2022'de ise daha büyük bir denizaltı inşa ettiğini duyurmuştu. Güney Kore, mevcut dizel-elektrik denizaltı filosuyla bu tehdidi tam olarak karşılayamadığını değerlendirerek nükleer enerjiye yöneldi. Nükleer denizaltılar, uzun süre su altında kalabilme ve yüksek sürat avantajı sağlayarak Kuzey Kore denizaltılarını etkisiz hale getirmede kritik rol oynayabilir.
Planın detaylarına göre, yeni denizaltılar 2030'ların başında hizmete girecek. Projenin maliyeti ve teknik özellikleri henüz netleşmemiş olsa da, Savunma Bakanlığı belgesinde 'yeni bir sınıf' ifadesi kullanıldı. Bu, Güney Kore'nin daha önce inşa ettiği KSS-III denizaltılarından farklı, tamamen nükleer tahrik sistemine sahip bir platform geliştireceği anlamına geliyor. Ayrıca, projenin yerli imkanlarla yürütülmesi, Güney Kore'nin savunma sanayisinde teknolojik bağımsızlığa verdiği önemi gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, Doğu Asya'daki denizaltı yarışını daha da kızıştırabilir. Kuzey Kore, Çin ve Rusya'nın nükleer denizaltı filosuna sahip olduğu bölgede, Güney Kore'nin de bu kulvara girmesi stratejik dengeleri değiştirecek. Özellikle Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki faaliyetleri ve Kuzey Kore'nin denizaltı tehdidi göz önüne alındığında, Güney Kore'nin hamlesi ABD'nin 'Hint-Pasifik Stratejisi' ile de uyumlu görünüyor. Washington, Seul'ün füze savunma ve caydırıcılık kapasitesini artırmasını destekliyor. Ancak bu durum, Çin ve Kuzey Kore tarafından bir gerginlik unsuru olarak görülebilir.
Nükleer denizaltı projesi aynı zamanda Güney Kore'nin Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması (NPT) kapsamındaki statüsünü de gündeme getirebilir. Nükleer denizaltılar için gerekli olan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum, NPT'ye taraf olan Güney Kore'nin nükleer enerji programı çerçevesinde izin verilen sınırlar içinde değerlendirilecek. Seul, sivil nükleer enerji programından elde ettiği teknolojiyi askeri amaçla kullanmamakla birlikte, bu proje için ABD ile ortak çalışma yürütebilir. Zira ABD, Güney Kore ile Sivil Nükleer İşbirliği Anlaşması çerçevesinde nükleer malzeme transferine izin verebilecek durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Kore'nin nükleer denizaltı hamlesi, Türkiye'nin savunma sanayisinde yerli ve milli üretim hedefleriyle benzerlik taşıyor. Türkiye, MİLDEM projesi kapsamında denizaltı inşa kabiliyetini geliştirirken, nükleer enerjiye yönelik bir adım atmış değil. Ancak bu gelişme, nükleer denizaltı teknolojisinin NATO müttefikleri arasında yaygınlaşması açısından önemli. Türkiye'nin Akdeniz'deki deniz gücü dengesi göz önüne alındığında, nükleer denizaltı sahibi ülkelerin sayısındaki artış, bölgesel caydırıcılık hesaplarını da etkileyebilir. Öte yandan, Güney Kore ile savunma sanayi işbirliği yapan Türkiye, bu projeden teknoloji transferi veya ortak geliştirme fırsatları doğması halinde dolaylı olarak fayda sağlayabilir.