Güney Kore Merkez Bankası (Bank of Korea) yönetim kurulu üyesi, ülkede hızla yükselen konut fiyatları ve yatırımcıların kaldıraçlı hisse senedi alımlarının finansal sistem için önemli bir risk teşkil ettiğini ifade etti. Yetkilinin endişeleri, özellikle Seul ve çevresinde patlama yaşanan gayrimenkul piyasası ile bireysel yatırımcıların borçlanarak hisse senedi alımlarının kaydedildiği bir dönemde gündeme geldi. Bu durum, ülke ekonomisinin toparlanma sinyalleri verdiği bir zamanda, potansiyel bir balon oluşumu konusunda piyasa katılımcılarını ve politika yapıcıları tedirgin ediyor.
Konut fiyatlarındaki artış ve kaldıraçlı yatırım endişeleri
Güney Kore Merkez Bankası'nın ismi açıklanmayan bir yönetim kurulu üyesi, yaptığı değerlendirmede, konut fiyatlarındaki yükselişin sürdürülebilir olmadığını ve bu durumun hane halkı borçluluğunu artırarak finansal sistemi kırılgan hale getirdiğini vurguladı. Özellikle pandemi döneminde uygulanan genişlemeci para politikaları ve düşük faiz oranları, konut talebini körüklerken fiyatların da rekor seviyelere ulaşmasına neden oldu. Kore İstatistik Kurumu verilerine göre, 2021 yılı boyunca ülke genelinde konut fiyatları ortalama %15'in üzerinde artış gösterdi.
Kurul üyesi ayrıca, bireysel yatırımcıların artan bir şekilde kaldıraç kullanarak (borçlanarak) hisse senedi piyasasına girmesinin, piyasalarda ani bir düzeltme durumunda sistematik risk oluşturabileceğine dikkat çekti. Kore Borsası'nda (KOSPI) bireysel yatırımcıların işlem hacmi son aylarda önemli ölçüde artarken, kaldıraçlı işlemler için kullanılan kredilerin tutarı da 20 trilyon won (yaklaşık 17 milyar dolar) seviyesine yükseldi. Bu durum, 2008 küresel finans krizinden ders çıkaran birçok ülkede benzer endişeleri beraberinde getiriyor.
Merkez Bankası, bu riskleri kontrol altına almak için makro ihtiyati tedbirleri sıkılaştırma yoluna gidebileceğinin sinyallerini veriyor. Olası adımlar arasında, kredi kullanım oranlarının düşürülmesi, gayrimenkul yatırımlarına getirilen vergisel düzenlemelerin artırılması ve kaldıraçlı yatırımlar için daha sıkı teminat şartlarının getirilmesi yer alıyor. Ancak bu tür önlemlerin, ekonomik toparlanma sürecini olumsuz etkileyebileceği endişesi de yetkililer arasında tartışılıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Güney Kore ekonomisi, ihracata dayalı yapısı ve teknoloji odaklı büyüme modeliyle Asya-Pasifik bölgesinin önemli bir parçasıdır. Ülkedeki finansal istikrara yönelik riskler, yalnızca iç piyasaları etkilemekle kalmayıp küresel tedarik zincirleri ve uluslararası yatırımcıların güveni açısından da önem taşımaktadır. Özellikle ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz artırım döngüsüne girmesiyle birlikte, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışları yaşanabileceği endişesi tüm dünyada hissedilirken, Güney Kore'nin bu bağlamda benzer bir baskıyla karşılaşma olasılığı yüksek.
Küresel düzeyde, konut fiyatlarındaki artış ve kaldıraçlı yatırım riskleri, birçok gelişmiş ekonomide merkez bankalarının yakından takip ettiği konular arasında yer alıyor. Örneğin, Yeni Zelanda Merkez Bankası, artan konut fiyatlarına karşı sıkılaştırma adımları atarken, Kanada'da da benzer endişelerle düzenlemeler yapılıyor. Güney Kore'deki gelişmeler, bu ülkeler için de bir örnek teşkil edebilir ve küresel çapta finansal istikrar politikalarının yeniden değerlendirilmesine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Kore Merkez Bankası'nın konut fiyatları ve kaldıraçlı yatırımlarla ilgili endişeleri, Türkiye için de önemli dersler içermektedir. Türkiye'de de konut fiyatlarının son yıllarda yüksek enflasyonla birlikte hızla arttığı ve bireysel yatırımcıların kredi kullanarak borsaya yöneldiği görülmektedir. Bu durum, her iki ülkede de finansal istikrara yönelik benzer risklerin oluşmasına neden olabilir. Türkiye'nin, Güney Kore'nin uygulayacağı olası makro ihtiyati tedbirleri yakından takip etmesi ve kendi ekonomik koşullarına uygun önlemleri hayata geçirmesi, küresel piyasalardaki dalgalanmalardan en az etkilenmek açısından önemlidir. Ayrıca, gelişmekte olan ülke olarak benzer kırılganlıklara sahip Türkiye, Güney Kore'deki gelişmelerden çıkarılacak derslerle finansal sistemini daha dirençli hale getirebilir.