Güney Kore'nin başkenti Seul'deki Merkez Bölge Mahkemesi, Kuzey Kore'nin 2020 yılında Koreler arası İrtibat Ofisi binasını havaya uçurması nedeniyle açılan davada Pyongyang'ı 32,5 milyon dolar tazminata mahkûm etti. Karar, Güney Kore'de bir mahkemenin Kuzey Kore'yi tazminata mahkûm ettiği ilk dava olarak kayda geçti. Dava, Güney Kore hükümeti tarafından açılmıştı ve mahkeme, Kuzey Kore'nin eylemini hukuka aykırı buldu.
Olayın arka planı: İrtibat Ofisi neden yıkıldı?
Kuzey Kore, 16 Haziran 2020'de, sınırın hemen kuzeyindeki Kaesong kentinde bulunan Koreler arası İrtibat Ofisi binasını patlayıcılarla yıktı. Patlama, Kuzey Kore'nin Güney Kore'ye yönelik propagandayı durdurma çağrılarına rağmen Güney Kore'den sınır ötesi broşür gönderen aktivistlere duyduğu öfkenin ardından geldi. Olaydan günler önce Pyongyang, tüm iletişim hatlarını kesmiş ve askeri gerginliği artırmıştı. İrtibat Ofisi, 2018'deki Koreler arası zirveler sonrasında açılmış ve iki ülke arasındaki nadir diplomatik kanallardan biri olarak görülüyordu. Bina, 2018'deki yumuşama döneminin somut bir simgesiydi. Patlama, Kuzey Kore'nin 2018'de başlayan diyalog sürecini fiilen sona erdirdiğini gösterdi.
Güney Kore yönetimi, olayın ardından maddi ve manevi zararın tazmini için hukuki yola başvurdu. Mahkeme, Kuzey Kore'nin egemen bir devlet olarak yargı bağışıklığına sahip olduğu yönündeki savunmasını reddetti. Kararda, Kuzey Kore'nin eyleminin uluslararası hukuka ve 2018'de imzalanan Panmunjom Deklarasyonu'na aykırı olduğu vurgulandı. Mahkeme ayrıca, tazminatın Güney Kore hükümetine ödenmesine hükmetti. Kuzey Kore davaya hiçbir savunma sunmadı ve duruşmalara katılmadı.
Uzmanlar, kararın pratikte uygulanmasının zor olduğunu belirtiyor. Kuzey Kore'nin Güney Kore mahkemesinin yargı yetkisini tanımadığı ve tazminatı ödemeyeceği neredeyse kesin. Ancak karar, Güney Kore'nin hukuki ve siyasi pozisyonunu güçlendirmesi ve gelecekteki olası müzakerelerde elini kuvvetlendirmesi açısından önemli. Ayrıca, Güney Kore'nin Kuzey Kore'ye yönelik yaptırımlarını ve baskı politikasını meşrulaştırmasına da katkı sağlayabilir.
Bölgesel ve küresel boyut
Kuzey Kore, nükleer silah programı nedeniyle zaten geniş kapsamlı uluslararası yaptırımlarla karşı karşıya. Bu karar, Pyongyang'ın uluslararası alandaki izolasyonunu daha da derinleştirebilir. Öte yandan, Güney Kore'nin son yıllarda Kuzey Kore'ye karşı daha sert bir çizgi benimsediği ve ABD ile ittifakını güçlendirdiği bir dönemde gelmesi dikkat çekici. Yeni Güney Kore hükümeti, Kuzey Kore'ye yönelik insani yardımları askıya almış ve askeri tatbikatları artırmıştı. Karar, bu politikayı destekler nitelikte.
Kuzey Kore, geçmişte benzer tazminat kararlarını reddetmiş ve karşılık olarak askeri provokasyonlarda bulunmuştu. Örneğin, 2010'da Cheonan gemisinin batırılması ve Yeonpyeong Adası'nın bombalanması sonrasında da benzer davalar açılmış, ancak Kuzey Kore bunları tanımamıştı. Bu karar da Pyongyang'ın yeni bir provokasyonuna yol açabilir. Ancak şu an için Kuzey Kore'den resmi bir tepki gelmedi.
Uluslararası hukuk açısından karar, devletlerin sınır ötesi zararlardan sorumlu tutulabileceğine dair bir emsal teşkil ediyor. Güney Kore mahkemeleri daha önce de Kuzey Kore'yi çeşitli davalarda tazminata mahkûm etmişti, ancak bu dava doğrudan devlet malına yönelik bir saldırıyla ilgili olduğu için ayrı bir önem taşıyor. Karar, Güney Kore'nin hukuki egemenliğini ve Kuzey Kore'ye karşı yargı yoluyla baskı kurma stratejisini yansıtıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kore Yarımadası'ndaki bu gelişme, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de küresel ve bölgesel dengeler açısından önemli bir emsal oluşturuyor. Türkiye, hem Güney Kore ile hem de Kuzey Kore ile diplomatik ilişkilere sahip; ancak Kuzey Kore'nin nükleer programı ve bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin Asya-Pasifik'e yönelik ekonomik ve güvenlik çıkarlarını dolaylı olarak etkiliyor. Ayrıca, uluslararası hukukta devletlerin sınır ötesi eylemlerden sorumlu tutulması, Türkiye'nin Kıbrıs, Ege ve Suriye gibi konulardaki hukuki pozisyonunu destekleyebilecek bir prensip. Karar, Güney Kore'nin Kuzey Kore'ye karşı sertleşen tutumunun bir yansıması olarak, bölgede tansiyonun yükselmesine yol açabilir. Türkiye, denge politikası izleyerek her iki Kore ile ilişkilerini sürdürmeye çalışacaktır.