Güney Kore, ulusal güvenlik ve teknoloji bağımsızlığı açısından hayati önem taşıyan kritik minerallerde tedarik kaynaklarını çeşitlendirme çabalarına rağmen, en zorlu bağımlılıklarından henüz kurtulamadı. Yeni verilere göre, ülkenin en stratejik altı endüstrisi için kilit öneme sahip minerallerde Çin’in 2025 yılı itibarıyla Güney Kore ithalatındaki payı yüzde 14,8 ile yüzde 94,2 arasında değişiyor. Bu durum, teknoloji devi ülkenin tedarik zinciri kırılganlığına karşı ne kadar hassas olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Kritik Minerallerdeki Çin Bağımlılığı
Güney Kore’nin en çok bağımlı olduğu mineraller arasında lityum, kobalt, grafit, nadir toprak elementleri, silisyum ve manganez yer alıyor. Özellikle lityum ve kobalt, elektrikli araç bataryaları ve elektronik cihazlar için vazgeçilmez. Grafit ise yine batarya teknolojilerinde ve nükleer reaktörlerde kullanılıyor. Çin, bu minerallerin işlenmesinde küresel lider konumunda; ham maddeyi başka ülkelerden ithal edip rafine etme kapasitesi sayesinde tedarik zincirinin kilit noktasını elinde tutuyor.
Güney Kore hükümeti, 2022’de yayımladığı Kritik Mineral Stratejisi ile tedarik kaynaklarını Avustralya, Kanada ve Afrika ülkelerine doğru genişletmeye başladı. Ancak bu çabalar henüz meyvelerini vermiş değil. Örneğin, nadir toprak elementlerinde Çin’in payı yüzde 90’ın üzerinde seyrediyor. Bu durum, Güney Kore’nin yarı iletken, otomotiv ve savunma sanayi gibi kilit sektörlerini doğrudan etkiliyor.
Küresel Tedarik Zincirinde Değişim Rüzgarları
Dünya genelinde kritik mineral tedarikini çeşitlendirme çabaları hız kazanmış durumda. ABD’nin Enflasyonu Düşürme Yasası (IRA) ve Avrupa Birliği’nin Kritik Ham Maddeler Yasası, Çin’e olan bağımlılığı azaltmayı hedefliyor. Güney Kore de bu küresel eğilimin bir parçası olarak, Şili ve Arjantin’de lityum yatırımlarına, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde kobalt ortaklıklarına yöneldi. Ancak bu projelerin tam kapasiteye ulaşması yıllar alabilir.
Uzmanlar, Çin’in nadir toprak elementleri ve grafit işlemedeki teknolojik üstünlüğünü kısa vadede aşmanın zor olduğunu belirtiyor. Öte yandan, Çin’in kendisi de bu minerallerin ihracatına kısıtlamalar getirerek jeopolitik bir koz olarak kullanıyor. 2023’te galyum ve germanyum ihracatına getirilen kısıtlamalar, Güney Kore’nin kırılganlığını net bir şekilde ortaya koymuştu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, kritik mineraller konusunda benzer bir kırılganlık yaşıyor. Özellikle nadir toprak elementlerinde Çin’e olan bağımlılık, Türkiye’nin savunma sanayi ve yeşil enerji dönüşümü hedefleri için risk oluşturuyor. Son yıllarda Eskişehir’de keşfedilen nadir toprak elementleri rezervi, bu alanda umut verse de, işleme tesislerinin kurulması ve teknoloji transferi zaman alacak. Güney Kore’nin çeşitlenme stratejisi, Türkiye’ye de ilham verebilir; Avustralya, Kanada ve Afrika ülkeleriyle benzer ortaklıklar kurarak tedarik zincirini güvence altına almak mümkün. Türkiye’nin bu alandaki adımları, hem ekonomik bağımsızlık hem de jeopolitik esneklik açısından kritik önem taşıyor.