Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung'un eşi Kim Hea-kyung, göreve gelişinin üzerinden geçen bir yılda kamuoyunda neredeyse hiç görünmedi. Bu sessizlik, selefi Kim Keon-hee'nin sık sık gündeme gelen açıklamaları ve tartışmalı imajının ardından bilinçli bir strateji olarak değerlendiriliyor. Lee yönetimi, 'first lady riskini' minimize etmek için Kim Hea-kyung'un resmi etkinliklere katılımını sınırlandırdı ve özel hayatını medyadan uzak tuttu. Uzmanlar, bu yaklaşımın başkanın popülaritesine olumlu yansıdığını ancak uzun vadede sürdürülebilir olup olmayacağının sorgulandığını belirtiyor.
Düşük profilli first lady stratejisi
Kim Hea-kyung, kocasının 2022 Mart seçimlerini kazanmasının ardından başkent Seul'deki Başkanlık Sarayı'na taşındı. Ancak selefi Kim Keon-hee'nin aksine, devlet törenlerinde bile nadiren kameraların karşısına çıktı. Geçtiğimiz yıl sadece birkaç resmi etkinliğe katılan Kim, bunların çoğunda kısa süreli olarak yer aldı ve herhangi bir açıklama yapmadı. Ayrıca, başkanın görevde olduğu süre boyunca herhangi bir basın toplantısı düzenlemedi veya röportaj vermedi.
Bu durum, Güney Kore'de 'first lady' kavramının nasıl şekilleneceği konusunda tartışmalara yol açtı. Bazı siyasi analistler, Kim Hea-kyung'un geri planda kalmasının Lee Jae Myung'un imajına zarar vermediğini, aksine başkanın kendi politikalarına odaklanmasını sağladığını savunuyor. Özellikle selefi Kim Keon-hee'nin eşi Yoon Suk Yeol döneminde sık sık gündeme gelen ve muhalefetin hedefi haline gelen 'first lady skandalları', Lee yönetiminin bu konuda daha temkinli davranmasına neden oldu.
Kim Keon-hee, Yoon'un görev süresince (2022-2027) birçok kez eleştirilmişti. Oğlunun üniversite başvurusunda usulsüzlük iddiaları, pahalı giyim tarzı ve devlet işlerine müdahale ettiği yönündeki suçlamalar, muhalefetin sürekli gündeme getirdiği konulardı. Yoon yönetimi bu eleştirilere yanıt vermekte zorlanmış ve Kim Keon-hee'nin kamusal imajı iktidar için sürekli bir sınamaya dönüşmüştü.
Bölgesel ve küresel boyut
Güney Kore'de 'first lady'lerin rolü, ülkenin muhafazakar toplum yapısı ve hızlı modernleşme süreciyle birlikte sürekli dönüşüyor. Geçmişte askeri diktatörlük dönemlerinde eşlerin genellikle tamamen gölgede kalması beklenirken, 1990'lardan itibaren demokratikleşmeyle birlikte first lady'ler daha aktif roller üstlenmeye başladı. Ancak son yıllarda bazı first lady'lerin yargılandığı veya eleştirildiği davalar, bu konumun siyasi bir risk taşıdığını ortaya koydu.
Küresel ölçekte, Asya-Pasifik bölgesinde lider eşlerinin kamuoyundaki rolü ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor. Japonya'da başbakan eşleri genellikle protokol gereği nadiren öne çıkarken, Filipinler veya Endonezya'da daha aktif olabiliyor. Güney Kore'nin bu noktada bulduğu çözüm, first lady'nin neredeyse tamamen kaybolması oldu. Bu strateji, ülkenin yumuşak gücü ve uluslararası imajı açısından da tartışma konusu. Kim Hea-kyung'un küresel sahnede hiçbir rol üstlenmemesi, Güney Kore'nin kadın liderlik profili konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Öte yandan, Lee Jae Myung'un popülaritesi anketlerde yüzde 40'ın üzerinde seyrediyor ve 'first lady riski'nin kontrol altında tutulmasının bu popülariteye katkı sağladığı düşünülüyor. Ancak önümüzdeki dönemde, başkanın ikinci yılını doldurması ve 2027 seçimlerine yaklaşılmasıyla birlikte Kim Hea-kyung'un daha görünür olması gerekebilir. Bu durum, Lee yönetimi için yeni bir stratejik sınav anlamına geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'de cumhurbaşkanı eşlerinin kamusal rolüne ilişkin tartışmalarla paralellik gösteriyor. Türkiye'de de son yıllarda first lady'lerin aktif veya geri planda olması siyasi bir tercih olarak değerlendiriliyor. Güney Kore örneği, lider eşlerinin siyasi risk oluşturabileceği ve bu nedenle bilinçli bir şekilde geri planda tutulabileceğini gösteriyor. Türkiye için bu durum, özellikle seçim dönemlerinde lider eşlerinin imaj yönetiminin önemini vurguluyor. Ayrıca, Asya-Pasifik bölgesindeki liderlik modellerinin takip edilmesi, Türk dış politikasında benzer stratejilerin geliştirilmesi açısından fikir verici olabilir.