Sudan'ın güneyindeki Güney Darfur eyaletinde, paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (RSF) kontrolündeki bir hapishanede iki aydan kısa bir süre içinde hastalık ve salgınlar nedeniyle 215'ten fazla sivilin hayatını kaybettiği bildirildi. Sudan Doktorlar Ağı tarafından yapılan açıklamada, ölümlerin Dakka bölgesindeki RSF yönetimindeki hapishanede meydana geldiği belirtildi. Hapishanede kötü hijyen koşulları, yetersiz sağlık hizmeti ve temiz suya erişim eksikliği gibi faktörlerin salgın hastalıkların yayılmasına neden olduğu ifade ediliyor. Sudan'da Nisan 2023'te patlak veren iç savaşın ardından RSF, ülkenin batı ve güney bölgelerinde geniş çaplı kontrol sağlamış, bu bölgelerde insani kriz derinleşmişti.
Hapishane koşulları ve salgınlar
Sudan Doktorlar Ağı, hapishanede mahkumların aşırı kalabalık ve sağlıksız koşullarda tutulduğunu, bu durumun tifo, kolera ve sıtma gibi salgın hastalıkların hızla yayılmasına yol açtığını açıkladı. Ağ, hapishanede tıbbi malzeme ve ilaç eksikliği nedeniyle ölümlerin önlenemediğini vurguladı. Ölenler arasında kadın ve çocukların da bulunduğu, cesetlerin uygun şekilde gömülmediği için salgın riskinin daha da arttığı belirtiliyor. RSF yönetimindeki hapishanelerde benzer insani ihlallerin daha önce de rapor edildiği, uluslararası kuruluşların bu bölgelere erişiminin kısıtlı olduğu biliniyor.
Sudan'daki iç savaşın insani boyutu
Sudan'da Nisan 2023'te ordu ile RSF arasında başlayan çatışmalar, ülkeyi derin bir insani krize sürükledi. Birleşmiş Milletler verilerine göre, çatışmalarda 20 binden fazla kişi hayatını kaybetti, 10 milyondan fazla kişi yerinden edildi. Darfur bölgesi, özellikle etnik temizlik ve savaş suçu iddialarıyla gündeme geliyor. RSF kontrolündeki bölgelerde hastanelerin yağmalandığı, sağlık çalışanlarının hedef alındığı ve insani yardımların engellendiği rapor ediliyor. Uluslararası toplum, Sudan'da ateşkes çağrıları yaparken, somut adımlar atılamaması nedeniyle kriz derinleşiyor. Hapishanedeki toplu ölümler, çatışmanın siviller üzerindeki yıkıcı etkisinin yeni bir örneği olarak kayıtlara geçti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan'da çatışan taraflarla dengeli ilişkiler sürdürmeye çalışırken, insani krizin büyümesi bölgesel istikrarı tehdit ediyor. Sudan'daki istikrarsızlık, Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu'nda güvenlik risklerini artırmakta, Türkiye'nin bu bölgedeki ekonomik ve diplomatik çıkarlarını da etkilemektedir. Türk dış politikası, Sudan'da kalıcı barış ve insani yardım erişiminin sağlanması için uluslararası platformlarda girişimleri desteklemektedir. Ayrıca, Sudan'daki kaosun bölgeye yayılması, Türkiye'nin Afrika açılımı politikası kapsamında yeni zorluklar doğurabilir. Bu nedenle, Ankara'nın insani yardım koridorlarının açılması ve ateşkesin sağlanması yönündeki çabalarını artırması beklenmektedir.