Güney Çin Denizi'nde uzun süredir beklenen bir davranış kuralı (COC) üzerindeki müzakereler, 'müzakere yorgunluğu' riskiyle karşı karşıya. ASEAN ülkeleri yıl sonuna kadar bir anlaşmaya varılacağı konusunda iyimser bir tablo çizerken, gözlemciler blok ile Çin arasında, özellikle de Pekin ve Manila arasındaki bakış açısı farklarının hâlâ derin olduğunu ve bu durumun süreci sekteye uğratabileceğini vurguluyor.
Görüşmelerdeki Kilitlenme ve Temel Anlaşmazlıklar
Güney Çin Denizi'nde davranış kuralı müzakereleri, 2002 tarihli Güney Çin Denizi'ndeki Tarafların Davranışları Bildirgesi'nin (DOC) ardından başlamış ve neredeyse yirmi yıldır devam ediyor. Amaç, bölgedeki gerilimleri azaltacak bağlayıcı kurallar oluşturmak. Ancak müzakereler, tarafların egemenlik iddiaları ve askeri faaliyetler konusundaki anlaşmazlıkları nedeniyle sık sık tıkanıyor.
Son olarak, Mart 2025'te Endonezya'nın başkenti Cakarta'da yapılan toplantıda, müzakere metninin bazı maddeleri üzerinde ilerleme kaydedildiği belirtilse de, özellikle Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki askeri varlığını kısıtlayacak hükümler konusunda ciddi görüş ayrılıkları sürüyor. Filipinler, Çin'in Scarborough Shoal ve İkinci Thomas Resifi'ndeki faaliyetlerini uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendiriyor ve bu durumun COC'nin kapsamı ve uygulanabilirliği konusunda endişelere yol açtığını ifade ediyor. Manila, kuralın açık ve uygulanabilir bir anlaşmazlık çözüm mekanizması içermesi gerektiğini savunurken, Pekin ise çok taraflı müzakere sürecinin ikili görüşmelerle tamamlanması gerektiğini ve dış güçlerin bölgedeki rolünün sınırlandırılmasını istiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Güç Mücadelesi ve Güvenlik Endişeleri
Güney Çin Denizi, dünya ticaretinin üçte birinin geçtiği stratejik bir su yolu; burada yaşanacak bir çatışmanın küresel ekonomiye maliyeti çok büyük olur. ABD'nin bölgede artan varlığı ve müttefikleriyle yaptığı tatbikatlar, Çin'in tepkisini çekiyor. Beijing, COVID-19 sonrası toparlanma sürecinde enerji ve ticaret yollarının güvenliğini sağlamak isterken, diğer ülkeler ise Çin'in agresif tutumundan endişeli.
Uzmanlar, ABD ve Çin arasındaki rekabetin yanı sıra, bölgesel aktörlerin kendi iç dinamiklerinin de COC sürecini olumsuz etkilediğini belirtiyor. Örneğin, Vietnam ve Malezya, Çin'in tek taraflı taleplerine karşı çıkarken, Kamboçya ve Laos gibi ülkeler ise Pekin ile daha yakın ilişkiler kurma eğiliminde. Bu ayrışma, ASEAN'ın ortak bir pozisyon oluşturmasını zorlaştırıyor. Ayrıca, Temmuz 2025'te yapılacak ASEAN Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda COC'nin ana gündem maddesi olması beklenirken, gözlemciler yıl sonu hedefinin gerçekçi olmadığını, müzakere yorgunluğunun tarafları daha esnek olmaya ittiğini ancak temel anlaşmazlıkların aşılamadığını dile getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Çin Denizi'ndeki gelişmeler doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, bölgenin küresel ticaret yolları üzerindeki etkisi Türk ekonomisi için dolaylı sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Asya-Pasifik bölgesindeki ticari ortaklarıyla ilişkilerini derinleştirmeye çalışırken, Güney Çin Denizi'nde istikrarın korunması, deniz ticaretinin aksamaması açısından önem taşıyor. Ayrıca, Türkiye'nin uluslararası hukuka dayalı bir çözümü destekleme yönündeki dış politika ilkeleri, bölgedeki anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesi çağrısını destekliyor. Bu bağlamda, Türkiye'nin bölge ülkeleriyle diplomatik ilişkileri güçlendirme çabaları, dolaylı olarak bu süreçteki gelişmelerden etkilenebilir.